Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:42
Tarih:08/01/2019


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Merhabalar.

Önerge üzerinde; kadın cinayetleri ve kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesine yönelik bir araştırma komisyonu kurulması önerimiz var, bunun üzerine konuşacağım.

Bildiğiniz gibi bir İstanbul Sözleşmesi var, Türkiye'nin de ilk imzacısı olduğu sözleşmelerden bir tanesi. Bu sözleşmeye göre, kadına yönelik erkek şiddetinin, kadın cinayetlerinin nedenlerinin açığa çıkarılması, bu konuda istatistiki verilerin ortaya çıkarılması ve tabii ki bunların önlenmesine yönelik, devlet, Türkiye devleti ciddi sorumluluklar üstlenmiş durumda. Ancak bugüne kadar, kasım ayına kadar, tüm soru önergelerimize rağmen, sivil toplum kuruluşlarının, kadın örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin taleplerine rağmen bu konuda herhangi bir istatistiki çalışma sunulmamıştı, bu konuda bir açıklama yapılmamıştı.

En son kasım ayında, İçişleri Bakanlığı tarafından bir basın toplantısıyla, kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete ilişkin bir açıklama yapıldı. Adalet Bakanlığının verilerine göre, kolluk kuvvetlerinin aldığı, mahkemeler tarafından onaylanan koruma kararı sayısı, 2013'te 60 bin civarındayken 2017'de 99.475'ti. 2017 yılında ise 133.809 kadın şiddete maruz kalmıştı. Yani bu açıklamalara göre bile bir günde 377 kadın maalesef bu ülkede erkek şiddetine maruz kaldı.

Tabii biz şunu da biliyoruz: Bunlar istatistiklere yansıyan rakamlar çünkü birçok kadın, aynı zamanda, bu şiddeti maalesef ne yargıya ne karakollara ne de devletin herhangi bir kurumuna bildirmiyor; çözüm üretilmeyeceğini, şiddetle baş başa kalacağını gördüğü için bunlar hakkında herhangi bir suç duyurusunda bulunma gereği de duymuyor çünkü bazı suç duyuruları yapıldıktan sonra kadın çok daha fazla şiddete maruz kalıyor.

Bu istatistikler Adalet Bakanlığının istatistikleri ama basın ve bilgi alma yoluyla kadın cinayetlerini takip eden STK'lerin de düzenli olarak yayınladıkları istatistikler var. Bu rakamlarsa şöyle: 2016 yılında 328 kadın öldürülmüş, 2017'de 409 kadın öldürülmüş, 2018 yılında ise 440 kadın erkekler tarafından katledilmiş. 2015-2017 yılları arasında, koruma kararına rağmen, bakın, koruma kararına rağmen, aslında devlet tarafından korunmadığı için, koruma kararı sadece görünüşte kaldığı için 20 kadın koruma kararı alınan erkek tarafından öldürülmüş.

2018'in başında yapılan bir araştırma var: Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması. Buna göre, "Türkiye'de kadınların en çok yaşadığı sorun nedir?" sorusuna yüzde 61'le "şiddet" denmiş. Bu oran 2016 yılında yüzde 53'tü. Bakın, toplumun tamamı şunun farkında: Kadınlar şiddetle baş başa, çok ciddi oranda erkek şiddeti yaşıyorlar ve en büyük sorun olarak da bu tespit ediliyor. Tüm bu rakamlara rağmen İçişleri Bakanlığı basın toplantısında şöyle diyebiliyor: "Kadına yönelik şiddet Türkiye'de azalmıştır." Oysaki bu rakamlara baktığımızda, bırakın azalmayı, aslında uzun bir süredir kadına yönelik şiddet ve cinayetler artıyor, çocuk istismarı artıyor ve sadece öldürme değil, kadına yönelik her türlü şiddette ciddi bir artış oluyor.

Tabii ki bu artışın sebeplerinden bir tanesi OHAL dönemiydi, peşinden de aslında kalıcılaşan OHAL dönemi. Adı, kendisi "OHAL dönemi" denmese de aslında kalıcılaşan bir OHAL döneminden bahsedebiliriz.

2018 yılında bir diğer şeyse, yine geçen yıllardan devralınan ama bu dönem daha da fazla artan kadına yönelik erkek şiddetinin meşrulaştırılması oldu. Teşvik edildiği bir ortamda yaşamaya zorunlu kıldık. Kadının siyasette, iş hayatında yeri olmadığı açıklamalarının üniversitelerden geldiği bir ortamda yaşıyoruz. Atanan dekanlar, rektörler art arda kadınların iş hayatında yeri olmadığını, üniversitelerde yeri olmadığını anlattı durdu. İşte tam da böyle bir ortamda akademisyen arkadaşımız Ceren Damar öldürüldü. Bu bir tesadüf değildi, tam da yarattığınız üniversiteler, tam da yarattığınız toplumdaki erkek şiddeti bu noktaya getirdi ve Ceren Damar öğrencisi tarafından öldürüldü. Öğrencisi öldürürken ne demişti? "Beni tersledi, kendime hâkim olamadım." dedi. Bu neydi aslında? Erkek egemen dünyada bir kadın bir erkeği tersleyemezdi, onun dediğine itaat etmek zorundaydı; aynı iktidarın yaklaşımı gibiydi, "Makbul kadın olacaksınız ya da yok olacaksınız." diyordu.

Yine, bir başka vaka: Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesinde genç bir öğrenci tacize maruz kaldı. Öğretmenin görevden alınması, en azından uzaklaştırılması istendi. Ama ne oldu? Tacizci öğretmen görevden alınmak yerine öğrenciler boykot yaptığı için 5 öğrenciye ceza verildi.

Yine, diğer bir hikâye Temmuz 2016'da İstanbul Tuzla'da yaşanan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika ilave edelim.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Bir kadın, Namme Öztürk boşandığı eşini öldürmek zorunda kaldı hayatını kurtarmak için çünkü boşanmıştı ama erkeğin şiddetinden, erkeğin tecavüzünden kurtulamamıştı. Erkek, çocuğunu görme bahanesiyle gelip kadına tecavüz etmeye, yine şiddet uygulamaya devam ediyordu. Kadın hayatını savunmuştu, meşru müdafaa vardı ama buna rağmen kadına on iki yıl ceza verildi ve hâlen tutuklu yargılanıyor.

Münevver Kızıl eski sevgilisi tarafından hayatı karartılan diğer bir kadın. Bugüne dek 17 kez 6284 sayılı Yasa'ya başvurdu, davalar açtı ama hâlen sanık tutuklanmadı; tam tersine, erkek sanık yargıdan aldığı güçle kadını öldürmekle tehdit etmeye devam ediyor.

Bunlar belki dışarıda yaşananlar ama 1997-2018 yılları arasında Türkiye'de gözaltında da kadınlara yönelik şiddet devam etti; 101 kadın tecavüze uğradı, 498 kadın da cinsel tacize maruz kaldı.

Koruma tedbirlerine rağmen kadınların öldürülüyor olması, faillerin ortaya çıkarılıp yargılanmaması, cezasızlık hâli...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Bir süre daha rica edeceğim.

BAŞKAN - Peki, toparlayalım.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - ..."haksız tahrik" adı altında erkeklere yapılan erkeklik indirimleri, hukuki süreçlerde kadınların yaşadığı sorunlar, 6284 sayılı Yasa'nın bir bütün olarak etkili uygulanmaması, kadınların hayatlarını savunmak için öldürmek zorunda kalınca da kadınlara ağır cezalar verilmesi kadın cinayetlerinin, kadın katliamlarının maalesef önünü açıyor.

Bunda bir diğer paysa iktidarın eylem ve sözleri. Artan toplumsal şiddet, savaş politikaları, militarizm, antidemokratik uygulamalar ve son olarak da ekonomik krizin önce kadınların hayatını zorlaştırması gibi nedenler kadınlara yönelik erkek şiddetini her geçen gün artırmaya devam ediyor ama buna rağmen iktidar kriz yokmuş gibi davranıyor, kadına yönelik cinayetlerde azalma varmış gibi davranıyor ve bu, kadınlar her gün hayatlarını kaybederken oluyor.

Türkiye'de katliam boyutuna ulaşan kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddete ilişkin gerçek rakamların ortaya çıkarılması, boyutlarının irdelenerek bu cinayetlerin ve erkek şiddetinin sona erdirilmesi için, caydırıcı önlemlerin alınması için önergemizi desteklemenizi bekliyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)