Konu:Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:41
Tarih:26/12/2018


Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mevcut olan bu kanun yürürlük maddesiyle birlikte, yürütme maddesiyle birlikte 12 madde. Yalnız bu 2 tane maddeyi çıkardığımız zaman 10 madde kalır. 10 maddesinde 8 tane farklı kanunda düzenleme var. 8 tane farklı kanunda düzenleme var ancak burada ben şunu merak ettim, Komisyon Başkanından veya Meclis Başkan Vekilinden... Bu kanunun başlığında "Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda..." diye geçiyor. Şimdi, Karayolları Trafik Kanunu'nda 1 madde değişikliği var, Sermaye Piyasası Kanunu'nda 2 madde değişikliği var, diğer kanunlarda birer tane var. Şimdi harf sırasına bakıyorum, Karayolları'na gelmiyor; kanunların numarasına bakıyorum, buna gelmiyor. Şimdi, yani bu Karayolları Kanunu niçin başlık konuldu da Sermaye Piyasası Kanunu konulmadı, Yüksek Seçim Kurulu Kanunu konulmadı, yani burada köprü affı konulmadı, imar barışı konulmadı? Yani Allah rızası için, bunu bilen birisi varsa bana anlatsın veyahut da bu, işin şeytanlığı mıdır, belki kurnazlığı mıdır? "Karayolları Kanunu" demek daha zarif, daha hoş gelir. Sırf buradaki amaç, acaba Yüksek Seçim Kurulundaki esas bam teli olan, seçimlere olan... Yüksek Seçim Kurulu üyelerine ihtiyacınızdan dolayı mı bunu yaptınız acaba? Bunu Allah'ın bir kulu veya bir milletvekili, teklifte imzası olan veya Başkan veya Meclis Başkanı açıklarsa mutlu olurum, ben de hukuk bilgimi tazelemiş olurum.

Gelelim bu maddeyle ilgili... Sayın Başkan dedi ki: "Biz Emniyet mensuplarının sosyal ve ekonomik olarak şartlarının düzenlenmesi açısından..." Ya, arkadaşlar, polislerin o kadar ekonomik şartlarını, sosyal şartlarını düzenlemek istiyorsanız, sizden ricam, yapılması gerekenler:

Bir: 3600 ek göstergeyi getirmek lazım.

İki: Şu andaki şartlarda on iki saat çalışıyorlar, bunu sekiz saate indirmek lazım.

Üç: Şu anda Mecliste bulunan polislerin benden, sizden veya çalışan arkadaşlarımızdan bir farkı var mı? Yok. Aynı kapıdan giriyoruz, aynı mekânda çalışıyoruz. Çalışan memur arkadaşlarımız -bana verilen bilgiye göre- 2 TL'ye yemek yerken polisler 10 lira ile 12 lira arası yemek yiyor. Bunun neresi eşitlik, bunun neresi adalet? Kamu görevlileri kırk saat çalışıyor haftada, o insanlar kırk beş saatin üzerinde çalışıyor, gün geliyor altmış saat çalışıyor. E, mesaisi de yok bunun.

Efendim, OYAK'la karşılaştırma yaptınız Sayın Başkan -dinliyor musunuz bilmiyorum- ama bakın, OYAK ne yapıyor? OYAK üyelerine diyor ki: "Kardeşim, senin bana yatırdığın parayı çok yüksek faizlerle birlikte..." Burada, Polis Sandığının verdiği paranın 3 katı kadar para veriyor veya 4 katı kadar para veriyor, burası o kadar parayı vermiyor. Ayrıca "Kredi veriyor." deniyor. Krediyi polisin orada biriken parası kadar veriyor. Eğer fazlasını verirse banka faiziyle eşit şekilde veriliyor. Aynı şekilde, geçen sene başlattıkları Citroen marka araba kampanyası var. O Citroen marka arabalar için oradaki üyelerine yaptıkları indirimin aynısı dışarıda ona üye olmayana da yapılıyor. Emniyet mensupları şunu söylüyor: "Arkadaş, siz bize bunu getiriyorsunuz, evet, ama bir şartla: OYAK'taki koşulların aynısını sağlayın, bu bizim yararımıza olur. Aksi takdirde, bu şekliyle bizim yararımıza olmuyor, yararımıza değil." Eğer biz gerçekten... Benim özel korumam yok. Ölüm tehditleri aldım, evet, Emniyetten, emniyet güçlerini bana verdiler ama ben bu anlamda bugüne kadar bir yardım talebinde bulunmadım. Her sene de yenileniyor ve Allah nasıl tamamlarsa o olur yani o anlamda çok rahatım ve özgürüm.

Polisler mermiyi kendi parasıyla mı alıyor, devlet mi ödüyor? Eğer gerçekten polislerin ekonomik ve sosyal şartlarını düşünüyorsak... Burada içimizde bakanlık yapmış olan arkadaşlarımız var ve hâlen koruma altında olan arkadaşlarımız var, dışarıda bulunan polis arkadaşlarımız var; gerek kendisini kollamak için gerek sizleri, bizleri, vatanı ve ülkeyi korumak ve kollamak için, suçlularla mücadele etmek için, terörle mücadele etmek için bellerinde taşıdıkları o silahın mermilerini kendi ceplerinden alıyorlar arkadaşlar. Böyle bir kamu hizmeti olur mu? Böyle bir devlet anlayışı olur mu? Sadece ve sadece atışlarla ilgili eğitimde kullandıkları merminin ücretini veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım, buyurun.

MAHMUT TANAL (Devamla) - Teşekkür ederim.

Arkadaşlar, yani burada eğer gerçekten biz polise ekonomik ve sosyal anlamda destek olacaksak yapılması gerekenler:

Bir: Ücretsiz olarak polisin mermisini verin.

İki: Haftalık kırk saat çalışmanın üzerindeki tüm çalışmalarına fazla mesai ücretini verin.

Üç: Gayet açık, 3600 ek göstergesini verin.

Dört: Aynı şekilde burada memurların yediği yemeğin ücreti neyse Meclisteki polislerden de aynı ücreti alın değerli arkadaşlar.

Beş: Oradaki o giydikleri elbiselerin, botların yıpranması açısından, onlar da yetersiz geliyor, o koşulları da iyileştirmek lazım ve burada, gerçekten -ben tekrar sataşıyorum Sayın Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanına, sizden istirham ediyorum- ekonomik şartların düzenlenmesi diyorsanız bu dediğim hususların da nazara alınmasını istirham ediyorum.

Tabii, siz hepsine kafa sallıyorsunuz ama sonuçta yapmıyorsunuz. Sorduğum soruyla ilgili de bana dediniz ki: "Efendim, Bakanlığa sorun."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) - Peki, Bakanlığa soracaksak Sayın Başkanım -size saygı duyuyorum ama- o zaman orada niçin oturuyorsunuz? Kalkın, ben orada oturayım, evet veya hayır derim değerli arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)