Konu:Karayolları Trafik Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:41
Tarih:26/12/2018


Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 38 sıra sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teklif üzerine konuşmama başlamadan önce, ülkemizin iki değerli sanatçısına, Metin Akpınar ve Müjdat Gezen'e yapılan haksız saldırılara biraz değinmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu iki sanatçımız yıllardan beri ülkemizin hemen hemen tüm siyasetçilerini mizah yoluyla, hiciv yoluyla eleştirmişlerdir. Mizah ustaları, güldürürken düşünmeyi, kırmadan, dökmeden toplumda bazı farkındalıkları yaratmayı her daim amaç edinmişlerdir. Her türlü sanatın özünde eleştiri vardır ve var olmalıdır. Siyasilerin istediği gibi mizah yapmak, onlara övgüler dizmek bir sanat değil, olsa olsa dalkavukluktur. Bu nedenle, toplumumuzun gönlünde yer edinmiş sanatçılarımıza hoşgörülü olmak gelişmişliğin bir göstergesidir. Sanatçılarımız tarafından ifade edilen genel bazı söylemler şahsi eleştiri olarak değerlendirilmemelidir. Bu nedenle, sanatçılarımıza yapılan bu saldırıların haksız ve yersiz olduğu düşüncesindeyim. Bu ülkenin dalkavuklara değil, özgürce düşünen, eleştirel sanatçılara ihtiyacı vardır. Ayrıca kendisini faşist olarak görmeyen, diktatör olarak görmeyen hiç kimse faşizmin tarifini ve tarihteki sonuçlarını üzerine alınmaz.

Değerli milletvekilleri, yeni bir torba kanun teklifini görüşüyoruz. Bu teklifimizin içerisinde tabii ki vatandaşlarımızın lehine olan maddeler var, bizim de katıldığımız, uygun gördüğümüz ama eleştirimiz olan maddeler de var. Ama öncelikle, teklifin yılbaşından önce getirilmesi ve içerisinde yer alan maddelerin içeriğine, ruhuna baktığımız zaman şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza. Özelikle de bu maddenin geldiği sürece baktığımızda, içinde bulunduğumuz ekonomik krizi de düşündüğümüzde, maddeler üzerinde şöyle bir analiz yaptığımızda, bazıları vatandaşın lehine bazı aflar içermektedir. Örneğin 2'nci madde, ziraat odalarının çiftçiden alacağı payda indirim; 3'üncü madde, trafik cezalarında yeniden değerlemeye göre artırım yapılmaması; 5'inci maddeye baktığımızda, köprülerde trafik cezalarının affedilmesi; 6'ncı madde, köylünün vergi borçlarını erteleme; 10'uncu madde, vergi afları ve borç ödemelerinin ertelenmesi şeklinde vatandaşın sorunlarını çözen, onları bir nebze rahatlatacak uygulamalar, düzenlemeler gibi görünmektedir. Biz de tabii ki katılırız bu düzenlemelere yeter ki vatandaşımızın lehine olsun. Ancak bunların yanında diğer bazı maddelere baktığımızda da 1'inci madde, Emniyet çalışanlarına sandığa zorunlu üye olma şartı getiriyor; 4'üncü madde, Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesine ait bir düzenleme var bu maddede ve 9'uncu madde, tamamen seçimlere yönelik bir düzenleme, YSK'yla ilgili. Torbanın genelini şöyle bir değerlendirdiğimizde; bir taraftan vatandaşlara aflar yoluyla birtakım rahatlıklar sağlamak bu ekonomik kriz sürecinde. Seçime giderken bunu biz bir seçim yatırımı olarak görsek de yine de yanındayız ama yanında olmamız bunların bir seçim yatırımı olduğu gerçeğini de kapatmıyor. Bunun da altını çizmek istiyorum. Bunların yanında diğer maddelerinde krizden dolayı kasada para bulunmadığı için, biz bu paraları nereden bulsak, yaratsak endişesiyle getirilmiş maddeler olduğunu, vatandaşın cebinden gönüllü olarak para almaya yönelik maddeler olduğunu görüyoruz ve diğeri de yine seçime yönelik bir madde.

Şimdi, değerli milletvekilleri, tabii ki maddelerin hepsine tek tek değinemeyeceğim ama birkaçına değinmek istiyorum izninizle.

Özellikle 4'üncü maddeye gelecek olursak: 3194 sayılı İmar Kanunu müteahhidi en fazla koruyan bir yasa olarak çıktı. Şimdi, bu yeni düzenlemeye baktığımızda, Boğaz öngörünüm bölgesi içerisinde yer alan taşınmazların maliklerine Yapı Kayıt Belgesi verilmesini düzenleyen bir teklif maddesi. Peki, ne getiriyor bu madde diye baktığımızda, öncelikle oradaki vatandaşı, arsanın üzerindeki betonla barıştırma düzenlemesi gibi görünüyor; birincisi bu.

İkincisi: Getirilen af, tadilat ya da yıkım izni kesinlikle vermiyor. Vatandaş oradaki binasını, evet, bir Yapı Kayıt Belgesi alarak kayıt altına alıyor ama üzerine bir çivi bile çakamayacak, belki boya badana yapabilir. Vatandaş, sadece boya badana yapabilecek yani bunun için yüksek bedeller ödeyecek size, hem de gönüllü olarak bu bedelleri ödeyecek. Deprem durumunda peki ne olacak? Yine, yasa şöyle bir şey öngörüyor: Binanın güvenliğinden kentsel dönüşüme kadar vatandaş sorumludur yani kentsel dönüşüm o bölgeye gelene kadar herhangi bir deprem olursa -ki İstanbul bir deprem bölgesi, her an bir deprem bekleniyor- vatandaş o çivi bile çakamadığı binada belki yıllarca daha yaşamaya devam edecek ama mühendislik hizmeti alamayacak, bir çivi bile çakamayacak, kentsel dönüşüm yapılmasını bekleyecek.

Şimdi, burada biz vatandaşımızın mağduriyetlerinin tabii ki çözülmesini istiyoruz, bunun yanındayız, bunun destekçiyiz ancak bu düzenleme alelacele getirilmiş bir düzenlemedir. İlk çıkardığınız imar affı kanunuyla bu bölgede oluşan birtakım belirsizlikler vardı, imar komisyon raporlarıyla da bunu çözemediniz, işin içinden çıkamadınız, bir kanun teklifi olarak getirdiniz ama keşke içine vatandaşın mülkiyet problemlerini de çözen bir uygulama koysaydınız da en azından daha faydalı, daha verimli, vatandaşın gerçek anlamda yararlanabileceği bir düzenleme olsaydı. Şu anda eksik ve kadük bir düzenlemedir.

Aynı zamanda başka bir açıdan baktığımız zaman, bu bölgede 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Kanunu kapsamındaki tarihî ve tescilli binaların da kapsam dışı olduğunun bu değişikliğe eklenmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, Komisyona bu kanun teklifi geldiğinde sayfalar dolusu birtakım kodlar, kod değişiklikleri geldi ve o kodlarla Sayın Bakanın, Çevre ve Şehircilik Bakanımızın da açıklamasında "Tarihî eserler, tescilli eserler bu kapsamın dışında." deniliyor. Ancak, harita mühendislerinin bile çözemediği bu kodlarla bu iş olmaz, bu iş anlaşılmaz, bu iş çözülemez. Bu geçici 16'ncı maddede Gelibolu'daki tarihî alanlar ve Çanakkale savaşlarındaki tarihî alanlar nasıl kapsam dışında bırakıldıysa Boğaziçi öngörünüm bölgesindeki tescilli binaların da kapsam dışı bırakıldığının bu teklife mutlaka eklenmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, diğer bir önemli madde de Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görev sürelerinin uzatımıyla ilgili. Nedir burada gerekçe? İşte, gerekçe: Seçimlere az bir sürenin kalması nedeniyle seçimlerin düzen içerisinde yapılamayacağı, o yüzden de bu sürelerin uzatılacağı.

Öncelikle şunun altını çizelim: Kaç üye değiştiriliyor? 6 üye değiştiriliyor. Şunun altını çizmek istiyorum: Şimdi, bu düzenlemeyle aslında yeni seçilecek ve gelecek olan Yüksek Seçim Kurulu üyeleri itibarsızlaştırılmakta ve değersizleştirilmektedir. Yani bunun anlamı şudur: "Eğer bir değişiklik yaparsak ve yeni arkadaşlar gelirse bu işi yapamazlar, beceremezler."

Şimdi, bu tez, doğru bir tez değil. Birincisi: 6 kişi değişiyor, tamamı değişmiyor. 6 kişi değişiyorsa neden bir kaos olsun, neden yürütemesinler?

İkincisi: Yeni gelecek olan arkadaşlar yetkinliğe sahiplerse bu iş neden yine kaosa uğrasın, yine neden değişemesin? Bir tek nedeni olabilir, biliyoruz ki önceki dönemde, seçim döneminde YSK üyeleri şöyle bir karar almıştı: Biliyorsunuz, mühürsüz oyların kabulüyle ilgili Anayasa'ya aykırı bir karar alarak, tamamen iktidarın lehinde bir karar olarak seçimlere şaibe karıştırmışlardı, aslında tam da iktidarın istediğini yapmışlardı. Şimdi, acaba bu arkadaşlar ödüllendiriliyor mu? Yine, yeni seçimlerde birtakım şaibeli kararlar alınması mı düşünülüyor, o nedenle mi bu arkadaşların görev süreleri uzatılıyor? Ya da yeni gelecek olan arkadaşların, Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin Hükûmetin söyleyeceklerini yapmayacağından endişe mi duyuluyor?

Değerli vekiller, değerli arkadaşlar; bu, tehlikeli bir düzenlemedir seçim öncesi. Bu düzenlemeden acilen vazgeçilmesi ve bu torba kanundan YSK'yla ilgili düzenlemenin acilen çıkarılması gerekmektedir çünkü bu seçimlere şaibe karışmasının önüne ancak bu şekilde geçilebilir, bunun altını çizmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) - Sayın Başkanım, selamlayacağım.

BAŞKAN - Buyurun.

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) - Teşekkür ederim.

Diğer maddelerle ilgili, arkadaşlarımız detaylı olarak konuşacaklar. Ben, özellikle üzerinde durmak ve vurgulamak istediğim 2 maddede sizlerle görüşlerimi paylaştım. Hayırlı olmasını diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.