Konu:22 Aralık Sarıkamış'ta on binlerle ifade edilen askerin donarak hayatını kaybetmesinin 104'üncü yıl dönümüne, 28 Aralık Roboski'de uçaklardan yapılan ateşle 34 kişinin hayatını kaybetmiş olmasının 7'nci yıl dönümüne ve Mustafa Öztürk'ün yazısına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:40
Tarih:25/12/2018


22 Aralık Sarıkamış'ta on binlerle ifade edilen askerin donarak hayatını kaybetmesinin 104'üncü yıl dönümüne, 28 Aralık Roboski'de uçaklardan yapılan ateşle 34 kişinin hayatını kaybetmiş olmasının 7'nci yıl dönümüne ve Mustafa Öztürk'ün yazısına ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, bu hafta, Sarıkamış'ta yüz dört yıl önce sayısının bile kaç binler olduğunu bilemediğimiz ama on binlerle ifade edilen askerimizin donarak hayatını kaybetmesinin yıl dönümü. Elbette ki savaşlarda askerler yani bazen çatışarak, bazen bombayla, başka şekillerde hayatlarını kaybederler ama bir savaşta kurşun sıkmadan, çatışmaya girmeden on binlerce kişinin, on binlerce askerin donarak ölmesi, elbette, hem ülkeyi yönetenlerin, siyasetçilerin hem de doğrudan askere komuta eden komutanların sorumluluğundadır. Gayet tabii, onların fedakârlığı, onların adanmışlığı, inanmışlığı saygı konusunda hiçbir tartışma götürmez ama siyasi basiretsizliği, siyasi öngörüsüzlüğü ve askerî strateji, taktik açıdan da tartışılması gereken gerçeği mutlaka masaya yatırmak gerekiyor. Tarihin her döneminde siyasetçilerin yanlışlarının, bazen komutanların da siyasetle girdiği ilişkilerin bedelini askerlerin ödemiş olmasının sembol tarihidir Sarıkamış. Bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Yine, 28 Aralık 2011, Roboski'de, Uludere'de 34 kişinin -17'si çocuk olmak üzere- hiçbir güvenlik tehdidi oluşturacak durumları olmadığı hâlde, doğrudan uçaklardan yapılan ateşle hayatlarını kaybetmiş olmasının yıl dönümü. Bugüne kadar hiçbir yargılamanın olmaması, yargıda sürekli davanın farklı mahkemeler tarafından birbirine devredilmiş olması, Anayasa Mahkemesinde teknik bir eksiklikle davanın düşmesi ve nihayet AİHM'in de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de dosyayı kapatmış olması, şüphesiz, bir bütün olarak Türkiye'nin kendi sorunlarıyla yüzleşmesi, kendi sorunlarının sorumlularının, faillerinin ortaya çıkarılıp etkin bir soruşturmanın gerçekleştirilmesi açısından Roboski önemli bir semboldür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Eğer bir ülkede çoğu çocuk 34 kişi, kaçakçılıktan, -tırnak içerisinde ifade ediyorum bunu- başka geçimlerini sağlayacak bir şey olmadığı için 50 lira yevmiyeyle ölüme gidiyorlar ve cenazeleri battaniyelere sarılı olarak katırlar sırtında geliyorsa onların buna mahkûm edilmiş olması da galiba hepimizin ayıbıdır.

Son olarak Sayın Başkan çok uzatmadan, çok değerli bir ilahiyatçı, bir akademisyen Mustafa Öztürk'ün veda yazısından bir paragrafı okumayı ben borç biliyorum. Mustafa Öztürk, Türkiye'de İslami alanda gerçekten yeni bir açılım yapma ve farklı çevrelere sözünü dinletme konusunda önemli bir isim. Bir veda yazısı yazdı. Uzun bir değerlendirme ama sadece iki paragrafını okuyacağım: "Bugün gelinen nokta, dinî alanda kimin, neye, nasıl inanması gerektiği konusunda mutlak yetkinin birtakım cemaatler ve şahıslara ait olduğunu, dolayısıyla cemaatlerden onay almamış, farklı bir dinî görüşü savunma imkânının bu memlekette artık son bulduğunu gösteriyor."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Açalım arkadaşlar mikrofonu.

Buyurun Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - "Bu yüzden ilmî çalışmalara devam etme ve farklı bir fikir, görüş beyan etmenin tek yolu yurt dışındaki bir üniversitede çalışmak gibi görünüyor. Görelim Mevla neyler?" diye değerlendirmesini bitiriyor Mustafa Öztürk. Biz eğer farklı görüş belirtenlere, farklı yorum yapanlara bu ülkede yaşama şansı, imkânı tanımazsak ne beyin göçünü durdurabiliriz ne de bu ülkede farklı görüşlerin bir zenginlik olmasını, birlikte yaşamı savunabiliriz.

Teşekkür ediyorum.