Konu:İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın Sataşma Nedeniyle Yaptığı Konuşmasında Şahsına Sataşması Nedeniyle Konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:37
Tarih:19/12/2018


İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu Meclis çatısı altında her siyasi partinin kendine göre birtakım düşünceleri, dünya görüşü, Türkiye'de yaşanan sıkıntılara, sosyal, ekonomik diğer bütün problemlerin çözümüne yönelik farklı görüşleri olabilir; bunların hepsine saygı duyuyoruz. Meşru zeminde ve hukuk sınırları içerisinde kaldığı sürece hepsi başımızın tacıdır.

Şimdi, burada bir şeyleri konuşurken net birtakım ifadeler kullanılmasını talep ediyoruz, başka bir şey söylemiyoruz. Sayın Altay'ın ifadesi beni yaralamıştır. Atatürk'ün partisi olmakla, kurduğu parti olmakla övünen bir Cumhuriyet Halk Partisinin sayın grup başkan vekilinin ağzından "Evet, Türkiye'de bir asimilasyon olmuştur." denildiği zaman... Asimilasyon çok vahim bir ifadedir, bunun başka birtakım sonuçları da olacaktır. Türkiye'de bugün siyasi manada Kürtçülük yapanların, bölücülük yapanların veya Türkiye'yle ilgili olarak başka birtakım hedefleri olanların dünden bugüne ağzından düşürmediği böyle bir ifadeyi kullanırken Türkiye Cumhuriyeti devletinin acaba hangi döneminin kastedildiği, ne olduğu, bunların hiçbiri ifade edilmeden, bizim daha önceden bugüne cumhuriyet tarihimizde bir asimilasyon politikası olduğunun Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ifade edilmesi çok vahimdir.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Yazık, yazık!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) - Bunun üzerine, HDP grup başkan vekilinin ifadesinde "asimilasyon" dedikten sonra, farkındaysanız asimilasyonun içi bu şekilde dolduruldu HDP tarafından. Denildi ki: " Biz 'Ne mutlu Türk'üm diyene.' ifadeleriyle -efendime söyleyeyim- Andımız'la büyük işkencelere tabi tutulduk, bu bize reva görülecek bir muamele değildi. Bundan dolayı biz çok zorluklar çektik, bu kabul edilebilir bir durum değildir." ve asimilasyon bununla tarif edildi.

FATMA KURTULAN (Mersin) - Çarpıtıyorsun.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) - Öyle bir cümle kurmadı ya, öyle bir cümle bile yok!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) - Yine "Dersim isyanı" olarak tabir ettiği durumda da kendisi yine, o dönemi, bir asimilasyon politikasının uzantısı olarak ifade etti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) - Şimdi ben de çok büyük bir haklılıkla soruyorum: Cumhuriyet Halk Partisinin sayın yetkilileri, Dersim'le alakalı düşünceniz nedir?

Buradan, şu bulunduğum kutsal Meclis kürsüsünden Onur Öymen daha önce demişti ki: "Biz, Şeyh Sait isyanlarında, Dersim isyanlarında bastırarak, ezerek bu cumhuriyeti ayakta tuttuk." dedikten sonra, bugün, şu an Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olan Sayın Kılıçdaroğlu'nun ağzından ona karşı duyulan tepkiyi biliyoruz. Şimdi ben diyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi şu an HDP'yle beraber Seyit Rıza'yla mı, yoksa Atatürk'le beraber Seyit Rıza'nın karşısında mı? (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

"Ne mutlu Türk'üm diyene." ifadesiyle alakalı, bunun asimilasyon olduğunu düşünüyor mu? Yoksa "Ne mutlu Türk'üm diyene." ifadesinin Türkiye'de birleştirici, bütünleştirici bir unsur mu olduğunu ifade ediyor?

Bununla birlikte, Andımız'ın HDP'nin dediği gibi bir asimilasyon aracı mı olduğunu, yoksa bu memleketi birleştiren, bütünleştiren bir mesele mi olduğunu düşünüyor, diyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

MHP'yi falan bırakın, CHP olarak bu üç konuda ne düşünüyorsunuz, bunu açıklayın; başka bir şey değil. (CHP sıralarından gürültüler)

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)