Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:37
Tarih:19/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının Maddeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 yılı merkezî yönetim bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Önce iki noktaya değineceğim, ondan sonra bütçe üzerine görüşlerimi anlatacağım.

Bugün 19 Aralık, Türkiye demokrasisi için bir utanç günü. 19 Aralık 1978, planlı olarak başlatılan Maraş Katliamı'nın ilk günü ve ben buradan, katledilen 111 canımızı anıyorum ve Türkiye'de bir daha böyle katliamların olmamasını diliyorum. En önemlisi de bu katliama göz yumanları, bu katliamı gerçekleştirenleri, bu katliama ortak olanları da şiddetle kınıyorum.

Aynı zamanda, büyük haksızlığa maruz bırakılan, bir kumpasa maruz bırakılan Ali Tatar'ı da rahmetle anıyorum buradan.

Değerli milletvekilleri, on gündür bütçe için toplanıyoruz ve izliyorum, on gündür iktidar mensupları suya sabuna dokunmadan bütçeyi savunmaya çalışıyorlar. On gündür bütçeyi çalışanlar ve on altı yıldır ülkeyi yönetenler ne yazık ki bu ülkedeki gençlerin, kadınların, çocukların, asgari ücretlinin yani bizim burada olmamızın asıl sebebi olan vatandaşın dertlerine derman olacak çözümler sunmuyorlar. Bu on güne baktığımız zaman, muhalefet milletvekilleri, vatandaşın derdine derman olmaya çalışan, vatandaşın derdiyle dertlenen muhalefet milletvekilleri defalarca şunu söylüyor: "Ekonomik krizin acı faturasını vatandaşa kesmeyin. Gelin, hep birlikte, nitelikli büyümenin olduğu, sürdürülebilir kalkınmanın olduğu, hakça bölüşülen bir bütçenin olduğu, yandaşın kasasının değil, vatandaşın cebinin öncelendiği bir bütçe yapalım." ve bütün muhalefet milletvekilleri bu noktaya değiniyor fakat siz ne yapıyorsunuz değerli iktidar mensupları? Yandaşa rant üretmenin derdine düşmüşsünüz. Bu ülkedeki kadınlar, gençler, çocuklar hiçbirinizin umurunda değil, varsa yoksa Cengizler, vatandaşa küfreden Cengizler, Kolinler ve yandaşlar.

Ülke ekonomik kriz içinde, 4 milyona yakın işsiz var bu ülkede arkadaşlar. Enflasyon ne durumda? Lütfen enflasyona bakın, enflasyon karşısında vatandaşın maaşı eriyor, emeklinin, işçinin maaşı eriyor, dolar yılbaşında 3,7 liraydı, bugün 5 lira, zamlardan vatandaşın beli kırılmış. Peki, Maliye Bakanımız ne yapıyor arkadaşlar, Maliye Bakanımız ne diyor bu duruma, çok mu umursuyor? Hayır, masal anlatıyor Maliye Bakanımız, dönüyor Gezi'yi suçluyor, vatandaşın derdine bütünlüklü çözümler üretmek yerine, Gezi'yi suçluyor. Ama bir gerçeğin farkında değil, Türkiye'de Gezi, milyonlarca insanın hak, adalet ve özgürlük mücadelesidir. Her sıkıştığınızda Gezi olaylarını gündeme getirmeyin, Türkiye'de daha önemli dertler var arkadaşlar, daha önemli dertler var. (CHP sıralarından alkışlar) Nasıl dertler var? Çocuklarını doyurmak için çöpten ekmek toplayan anneler var, atanamadığı için intihar eden öğretmenler var. Siz, dönüyorsunuz, Gezi'yle yatıyorsunuz, Gezi'yle kalkıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, defalarca söyledik, defalarca anlattık, bu bütçe emeğin, halkın bütçesi değil, bu bütçe sarayın bütçesidir dedik. Eğer diyorsanız bu bütçe emeğin bütçesi, ben size sorarım, seçim dönemlerinde aklınıza geldi mi başlıyorsunuz, 3600 göstergeyi vereceğiz. Seçim geçiyor, vatandaş bize soruyor, memurlar soruyor, ne oldu 3600 gösterge? Soruyorum Millî Eğitim Bakanına, 24 Kasımda müjde veriyordun, ne oldu 3600 gösterge?

Sadece "Vereceğiz." diyorsunuz, sadece öğretmenlere değil, diğerlerine de vadetmiştiniz unutmayın, 100 Günlük Plan'da olduğunu ben de görüyorum.

SALİH CORA (Trabzon) - Gazetecilere de vereceğiz.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Dönüp tekrar Gençlik Bakanına bir soru sormak istiyorum: Sayın Gençlik Bakanı, Türkiye'de 1 milyon üniversite mezunu genç, işsiz. Önemsiyor musun bilmiyorum ama 1 milyon üniversite mezunu genç, işsiz. Eğitimde ve istihdamda olmayan gençlerin oranı yüzde 28. Var mı acaba işsiz gençleri umutlandıracak bir sözü Gençlik Bakanının?

Sayın Çalışma Bakanı, siz, havalimanı inşaatında iş cinayetlerine kurban edilen 52 işçinin Çalışma Bakanı değil misiniz? Maaşını alamayan, 21'inci yüzyıl koşullarında, İstanbul'da, milyonların önünde insanlık dışı koşullarda çalışan üçüncü havaalanı işçileri haklarını aradıkları için tutuklandılar. Onlara ilk kol ve kanat germesi gereken Çalışma Bakanı değil miydi?

Arkadaşlar, 15 yaşındaki Efekan Arslan... Efekan Arslan, geçen hafta, çalıştığı tamirhanede kamyonun altında kalarak hayatını kaybetti ve Efekan gibi 2 milyon çocuk bugün güvencesiz olarak çalıştırılıyor. Peki, Çalışma Bakanımızın umurunda mı, kendisine sormak lazım.

Çiftçinin hâli ortada. Tarım Bakanımız ne yapıyor? Tarım Bakanımız her gün ithalat müjdesi veriyor bizlere arkadaşlar. Çiftçinin mahsulü tarlada kalmış, üzerine kar yağmış, umurunda değil; tarım alanları azalmış, umurunda değil; yerli üretimi teşvik edeyim; hiç umurunda değil. Dönüyor, yetmezmiş gibi, kendisine soru soranlara -saraya yaranmak için- diyor ki: "Haddinizi bilin!" Basın mensuplarına had bildiriyor. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Tahılın ambarı olan Türkiye'yi buğday ithalatına mecbur ettiniz ya, bu ayıp da size, hepinize yeter diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, bizim Ulaştırma Bakanlığımız iş olarak şunu belirlemiş: Yandaşa sermaye yaratmak. Hani adlarında bir "ulaştırma" var ya, Bakanlığın isminde bir "ulaştırma" var, onlar bunu şöyle algılamışlar: Yandaşa sermayeyi en kısa şekilde ulaştırmak. Nasıl oluyor bu? Sadece bugünün bütçesine değil, otuz, kırk yılın bütçesine yük bindiriyorlar. Nasıl bindiriyorlar bu yükü? Hepinizin bildiği dev bir balon düşünün, işte, bu mega projeler, iğnenin değmesini bekleyen o mega projeler o balonlar, o dev balonlar. Vatandaşın vergileri buralarda çarçur ediliyor arkadaşlar.

Şimdi, biliyorum, dönüp diyecekler ki "Ya bu muhalefet de hep icraatlarımıza karşı çıkıyor." Vallahi de billahi de biz milletin yararına olan hiçbir icraatınıza karşı çıkmıyoruz. Biz neye karşı çıkıyoruz, biliyor musunuz? Size anlatayım, biz sizin ihmaliniz yüzünden çocukların annelerini mezara gömmesine karşı çıkıyoruz. Biz neye karşı çıkıyoruz, biliyor musunuz? Sırf bir müteahhidi zengin etmek için hiçbir fizibilite yapmadan havalimanı yapıyorsunuz, havalimanına gelmeyen yolcunun da parasını asgari ücretliden, emekliden, memurdan alıyorsunuz; biz işte, buna karşı çıkıyoruz.

Sonra, daha başka neye karşı çıkıyoruz, biliyor musunuz? Türkiye'nin en köklü kurumlarını sattınız ya, önüne arkasına bakmadan sattınız, sermayeyi kediye yüklediniz ve hiçbir hesap vermediniz. Bu da yetmezmiş gibi, bunu yapanları özel terfilerle en üst seviyeye getirdiniz.

Bir de TÜRK TELEKOM'u anlatacağım size, geçen bütçede de anlatmıştım, Sayın Bakan şimdi burada -belki toplantıdadır, Ahmet Arslan- "TÜRK TELEKOM'un borcu morcu yok." demişti bana geçen dönem BTK bütçesinde, buradan. Kayıtlara bakın, TÜRK TELEKOM'u yabancılara peşkeş çektiler. Yabancılar da Lübnan sermayesi de şunu yaptı: Bizim bankalarımızı dolandırdı, kaçtı. Peki, ne oldu? Peki, ne oldu? Altyapı yatırımlarını yapmayan TÜRK TELEKOM'un bedelini bugün Türkiye halkı ödüyor arkadaşlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Türkiye'de 1,8 milyon kişi asgari ücretin altında yaşamaya mahkûm edilmiş durumda. 6,7 milyon asgari ücretli de açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm. Saraydaki zatımuhterem bir dönem demiş ki: "Bu Ankara'daki hükûmet benim kardeşime, milletime bir bardak çayı, bir bardak simidi layık görmüyor." Ben buradan soruyorum: Sen bu millete insanca yaşamayı layık görmüyor musun? Neden asgari ücreti artırmıyorsun? Yoksa sen bu ülkedeki vatandaşların huzur içinde yaşamasını istemiyor musun? Size de soruyorum. Cumhurbaşkanlığı bütçesi olunca yüzde 26'lık zammı hemen yapıyorsunuz, hiçbir sorun yok. Biz kendi belediyelerimizde 2.200 lira yaptık asgari ücreti; haydi buyurun, hodri meydan, siz de adım atın. 1 Ocaktan itibaren Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde asgari ücret 2.200 lira. Ama sizi biraz zorlasam, biraz daha bıraksak diyeceksiniz ki "1.600 lirayla şatafat içinde, lüks içinde yaşıyor millet."

İBRAHİM HALİL FIRAT (Adıyaman) - Vereceğiz, vereceğiz, 600 lira daha vereceğiz.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Arkadaşlar, bu bütçeyle, bu anlayışla bu ülkedeki gençlerin geleceği, çocukların geleceği garanti altına alınamaz. Bu yönetim anlayışı katma değer yaratan sektörleri güçlendirmez; tam tersi, düşük katma değer yaratan yani sizin asıl amacınız olan, sizin de çok sevdiğiniz sektörleri, betonu, rantı güçlendirir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Bu bütçede AR-GE'nin adı yok, bu bütçede inovasyon yok, bu bütçede sanayi 4.0 yok. Bu bütçede ne yazık ki vatandaşın derdine derman olacak hiçbir çözüm önerisi yok. Bu bütçe, vatandaşa daha fazla yoksulluk, daha fazla işsizlik, 80 milyona daha fazla umutsuzluk getirir. Siz bunu geri çevirmek istiyorsanız...

RECEP ÖZEL (Isparta) - İZBAN'ı da söylesene, İZBAN'ı. İZBAN'ı söylesene bir.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Onu gelir siz söylersiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ödemiyorsunuz belediye işçilerinin parasını, grev yapıyorlar.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Siz eğer bu gidişatı geri döndürmek istiyorsanız şuradaki 600 milletvekilinin sözüne kulak verin, sadece saraydan aldığınız talimatla değil milletin sözüyle hareket edin.

İBRAHİM HALİL FIRAT (Adıyaman) - Siz talimatı nereden aldınız?

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Biz Allah'tan başka kimseden korkmayız, saraydan almayız.

Son olarak tek bir şey söyleyeceğim. Bu bütçenin biz ülkemiz için hayırlı olmasını diliyoruz ama bütçeye "hayır" diyeceğiz çünkü bu bütçede emek yok, bu bütçede işçi yok, bu bütçede halk yok.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)