Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:37
Tarih:19/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe kanun teklifinin "Mali kontrole ilişkin hükümler" başlığını taşıyan 8'inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi grubum ardına söz almış bulunuyorum.

Konuşmama, tarihi fesli Kadir'den öğrenenler için, tarihî gerçekleri "Bilmiyorum, görmedim, duymadım." diyenler için 40 paranın hikâyesini anlatarak başlamak istiyorum.

40 paranın kahramanı kimdir bilir misiniz? Türkiye Cumhuriyeti'ni tek partili dönemden çok partili hayata geçiren ve kaybettiğinde, "Kaybettiniz." dendiğinde de "Ben kaybettim ama demokrasi kazandı." diyen Lozan kahramanı 2'nci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'dür. (CHP sıralarından alkışlar)

Cumhuriyetimizin kurucusu, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk bir gün Başbakan İnönü'nün canının sıkkın olduğunu görür ve sorar: "Paşa Hazretleri, nedir canınızı sıkan olay?" Sayın Başbakan İnönü düşünceli düşünceli şöyle cevap verir: "Türk Hava Kurumu toplantısından geliyorum. Hesaplarında 40 para açık var, bu 40 parayı nereye verdiklerini bulamadım. Çok canım sıkıldı. Türk Hava Kurumu Başkanı ile yöneticilerinden derhâl o 40 parayı bulmalarını istedim. Bütün hesapları da yeniden taramaları için çok sıkı emir verdim. Kafam bu konuya çok bozuk." 40 paranın peşine düşen Başbakan İnönü'ye Atatürk şöyle cevap verir: "Demek bu 40 para seni bu kadar üzdü, bu kadar yordu ama haklısın, biz cumhuriyeti kurarken o 40 paralara çok ihtiyacımız oldu. Bugün 40 para yok olur, yarın 40 kuruş, öbür gün 40 lira, sonra 400 lira derken ipin ucu kaçar." İsmet Paşa 40 paranın peşini bırakmamış, günlerce hesaplar didik didik aranmış ve sonunda 40 para bulunmuş ve Başbakan İnönü rahat bir nefes almıştır.

Değerli milletvekilleri, İsmet Paşa'nın peşine düştüğü 40 paranın karşılığı nedir biliyor musunuz; sadece 1 kuruş. Evet, yanlış duymadınız; peşine düşülen ve günlerce devletin kasasında göremedikleri o 40 paranın değeri sadece 1 kuruş. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün 40 para, yarın 40 kuruş, sonra 400 lira derken geldik bugüne.

Değerli milletvekilleri, vatandaş borç batağına saplanmış; analar, babalar, eşler, çocuklar ödeyemediği borçlar için, intihar eden yakınları için ağıt yakarken kendileri zevk ve sefa içinde yüzen saray ve şürekâsı var.

Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi işte bu günler, o günler, ipin ucunun kaçtığı günler.

1 kuruşun peşine düşen, bu ülkeyi ilmek ilmek dokuyan, yoksul halkın kalkınması için gece gündüz cumhuriyetimizin kurucularının getirdiği Türkiye, bugün, bakalım ne hâlde? Bugün o 40 paraların peşine düşen Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yani bizler adına yani millet adına o 40 paranın hesabını, 40 paraların hesabını tutmak ve denetlemekle görevli Sayıştay var.

Hiç Sayıştayın 2007 raporlarını okudunuz mu değerli milletvekilleri? Belki okumadınız. Şimdi, size birkaç yolsuzluktan ve o talandan örnekler vermek istiyorum. Sayıştay diyor ki: İstanbul Belediyesinin bir aracında 100 kilometrede 4-5 litre akaryakıt yakması gereken araç için 63 litrelik mazot parası ödenmiş. Sermayedaşlara, verilen ihalelerin ihale bedellerinin en az 3-4 katı oranında fazla para ödenmiş. Hâlâ aranan ama bir türlü bulunamayan, 2 köprünün, bedeli, ihaleyi alan yandaş firmalara ödenmiş. 127 kişilik tekneye 500 kişi bindirilmiş gibi ödeme yapılmış. Ataması yapılmayan binlerce öğretmen varken ek ders hakkı olmadığı hâlde, ek derse girmediği hâlde günlerce, yıllarca ek ders ücretleri ödenmiş. Piyasa değeri 65 lira olan su ısıtıcısı için 5 kat, 474 lira para ödenmiş. 900 lira olan oyuncak evin bedeline 4 bin lira ödenmiş, 6 kat fazla ödenmiş.

Evet, değerli milletvekilleri, Sayıştayın raporlarında, 2017 raporunda ortaya çıkan bu usulsüzlükler için bugüne kadar ne yaptınız? Soruşturma açtınız mı? (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, ne yaptığınızı ben size söyleyeyim. Siz bu yolsuzlukların hesabını, halkın emeğinin, alın terinin hesabını sormak yerine, gittiniz, bu yolsuzlukları, bu üçkağıdı ortaya koyan Sayıştayın yetkililerini görevden aldınız.

Hesap vermekten kaçıyorsunuz, denetimden kaçıyorsunuz, cevap vermekten kaçıyorsunuz. Haktan, hukuktan, adaletten kaçıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bir yanda, ayakkabı kutularında dolarlar, yatak odalarında para kasaları olan siyasi yakınlar, diğer yanda, borçları için intihar eden vatandaşlar; bir yanda "Sıfırlayayım mı babacığım?" diyen çocuklar, diğer yanda, okul pantolonunu alamadığı için babasını kaybeden gözü yaşlı çocuklar; bir yanda, vergi borcu silinen ve vatandaşa küfreden Cengiz Holdingler, bir yanda, cebinden icra emri çıkan, yaşamından vazgeçmiş insanlar. Soruyorum: Adaletiniz nerede? Hangi fildişi kulelerde? Hangi yoksulun, tüyü bitmemiş yetimin ensesinde ya da hangi ihalenin bedelinde?

Değerli milletvekilleri, bu bütçede gençlerin öğrenim kredilerine yüzde 4 zam yapıldı, sarayın maaşına yüzde 26, vicdanınız sızlıyor mu? 20 milyondan fazla açlık sınırının altında yaşayan vatandaşımız varken yandaşlara, yoldaşlara, sarayın şatafatına ayrılan bu bütçe bizlerin vicdanını sızlatıyor. Tüm yetkilerinizi saraya devrettiniz ama diyorum ki vicdanlarınızı saraya rehin vermeyiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Yargıya güven yerlerde sürünüyor, hiç kimse korkudan konuşamıyor, konuşanlar da apar topar derdest ediliyor. Üniversiteyi bitirmiş her 100 gençten 7'si işsizliğin pençesinde. Eşitsizlikleri ortadan kaldıran bir bütçe yerine eşitsizliği derinleştiren bir bütçeyle karşımızdasınız. Emeklilere, işsizlere, kadınlara, çocuklara, doğaya bütçe çok zor değil, inanın zor değil, istersek birlikte bunu başarabiliriz.

Değerli milletvekilleri, gelin, bu bütçede olmayanı olduralım. Faize, yandaşa, saraya aktarılan kaynağı emekliyle, işçiyle, çiftçiyle, yıllardır hak mücadelesi veren emeklilikte yaşa takılanlarla birlikte paylaşalım. Bugün başınızı yastığa koyduğunuzda bunları düşünün, bir kez olsun vicdanınızın sesine kulak verin. Eğer uyku tutmaz, vicdan muhasebenizde milletimize borçlu çıkarsanız o ellerinizi milletimiz için kaldırın ve size oy veren bu milletin huzuru, refahı için kaldırın. Evet, sizler milletvekili seçilinceye kadar sarayın milletvekili adaylarısınız ama hatırlatmak isterim ki seçildikten sonra 81 milyonun milletvekilisiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Sizler kurşun asker değilsiniz, sizler milletvekilisiniz. Eğer buna cesaret edebilecekseniz gelin millet için bu bütçeye millet için "hayır" oyu kullanın. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer kullanmayacaksanız, buna cesaret edemeyecekseniz o kartvizitlerinizdeki "milletvekili" unvanını silin, "saray vekili" olarak kartvizitlerinizi bastırın. (CHP sıralarından alkışlar) Biz "Alınan her kararda, harcanacak her kuruşta, yapılacak her yatırımda, içinde yaşadığınız doğanın bir parçası olduğundan hareketle adaletli bütçe, hepimiz için bütçe; rant için değil, halk için bütçe." diyoruz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri, hiç itiraz etmeyin, bunları ben söylemiyorum, saray söylüyor.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Sizi kale almıyoruz zaten.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - Bunları ben söylemiyorum, Sayıştay söylüyor. Lütfen, okuyun görün.

Hani o görevden aldığınız, ağlaya ağlaya istifa ettirdiğiniz belediye başkanları var ya, peki, onlar için ne yaptınız? Onlar neden istifa ettirildi, açıklayabiliyor musunuz? Açıklayın, millet sizden bu açıklamayı bekliyor.

Ben sözlerime, bugüne çok denk düştüğü için, Hugo Chavez'in bir sözüyle son vermek istiyorum: "Eğer adalet istiyorsanız zenginlerin sözlerine değil, fakirlerin gözlerine bakacaksınız."

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)