Konu:Ayrıştırma Diline Ve Savaş Kelimelerine Gerek Olmadığına İlişkin Açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:36
Tarih:18/12/2018


Ayrıştırma diline ve savaş kelimelerine gerek olmadığına ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hayırlı akşamlar diliyorum.

Sayın hatibi çok dikkatlice dinledik. Tabii, konuşmalar nerede hazırlanıyor bilmiyorum ama belli bir otomasyondan çıktığı için... (HDP sıralarından gürültüler)

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) - Ne demek o?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) - Sizinki nerede hazırlanıyor?

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) - Nasıl bir şey bu?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) - Böyle bir şey söyleme hakkınız var mı?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Kürsüde konuşurken 30 defa "Dinleyin." diye laf atıyorsunuz.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) - Özlem Hanım, böyle bir şey söyleyebilir misiniz?

BAŞKAN - Yerinizden laf atmayınız sayın milletvekilleri.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Ben arkadaşlarımı uyarıyorum, değerli arkadaşlarım...

EBRÜ GÜNAY (Mardin) - Kendi grubunuzu uyarın önce.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Ya, dinlememeniz bir şeyi değiştirmeyecek, bekleyeceğim, susulduğu takdirde devam edeceğim.

BAŞKAN - Özlem Hanım, buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) - İşte, aynı şeyi biz de istemiştik.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Fark etmez çünkü her gün aynı şeyleri söylüyorsunuz, o sebeple ben de tekrar beklerim sabırla, vakit gelecek, söyleyeceğiz.

EBRÜ GÜNAY (Mardin) - Gerçekleri duymaktan niye korkuyorsunuz? Gerçekler bunlar.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Şimdi, ben şunu söylemek istiyorum, tülbentle alakalı bir şey söylemek istiyorum: İstanbul'da Musevi cemaatinden görüştüğüm bazı arkadaşlar geçtiğimiz günlerde bir kitap hediye ettiler bana Musevilerin kıyafetleriyle alakalı olarak, kitabın da adını verebilirim. O kitapta bir bölüm ilgimi çekti, tülbentle alakalı bir bölüm vardı. Osmanlı'da -ben söylersem farklı anlaşılabilir, kitaba atıf yaparak söylüyorum- tülbent giymenin sadece Müslümanlara ait olduğunu, gayrimüslimlerin tülbent kullanmasının yasak olduğunu söylüyor bu kitap. Neden olarak da -benim kendi yorumum- tülbent kadınlar tarafından kullanılan bir başörtüsü ve erkeklerde de daha ziyade sarık için kullanılan bir şey. Son derece yalın, ham madde olarak -ne diyelim- en sade, en yalın şeylerden bir tanesi ve bana kalırsa tülbent masumiyeti temsil ediyor, bu topraklarda inancı temsil ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) - Yani?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - "Yani..." Geleceğim.

Bağlayacağım, illa bir eleştiri gelmeyebilir size yani bir yere bağlayacağım açılırsa.

Filiz Hanım'ın dediği gibi "yani" şuraya geleceğim: Şimdi, tülbent altında, tülbentle alakalı şeylerden bahsettiniz yani tülbentli kadınların başının açılmasından falan bahsettiniz. Şimdi, bu bir yaklaşım meselesi yani Osmanlı'da bunun koyulmasının sebebi aslında en sade, en temel şeyi kendine ayırmış, en yalın olanı kendine ayırmış. Şimdi, siz tülbent altında bir şey yapacaksanız bu topraklara ait maneviyatla bir şey yapmanız lazım; bu toprakları kuşatan, bölmeye talip olmayan, bu toprakların öz değerine sahip çıkan; diline, bayrağına, her şeyine sahip çıkan bir ruh içerisinde bunu yapmanız lazım. O yüzden, burada benim söylemek istediğim şey: Bu tarz suistimallere girmeye gerek yok. Bu ülke içerisinde bir ayrıştırma dili kullanmanıza gerek yok. Her daim savaştan bahsediyorsunuz, her daim kendi çilenizden bahsediyorsunuz. Ben de diyorum ki: Bu ülkede daha evvelki bir sistem hepimize, hepinize bir çile çektirdi. Bu çileyi hep beraber ortadan kaldırma imkânına sahibiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Grup Başkan Vekili.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Ama siz onun yerine aklı, ruhu, her şeyiyle dışarıda olan kelimeleri... Yani bakıyorum kullandığınız kelimelere, İrlanda'daki kelimelerden bahsediyorsunuz, tamamen dışarıdan bir akılla, bir kurguyla burada anlatıyorsunuz.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) - "Dışarıdan" ne demek?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Yani genç milletvekili arkadaşımızın kullandığı, anlattığı şeyler bile kendisine fazla geliyor, hayatına fazla.

O sebeple, lütfen, benim sizlerden ricam, gerek yok artık ya bu savaş kelimelerine. Bu ülkede hep beraber yaşamak için neyiniz eksik ben anlayamıyorum.

Çok teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)