Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:36
Tarih:18/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HDP GRUBU ADINA MUAZZEZ ORHAN (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Gözetimi bütçesi üzerine söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Günlerdir AKP'nin halk sağlığına zararlı bütçesinin formalitelerini görüşüyoruz. Bu bütçenin amacı, yoksulluğu ve adaletsizliği azaltmak değil. Bu bütçe uygulandığında, Urfalı çiftçinin, Vanlı esnafın, üçüncü havalimanı işçilerinin durumu daha iyi olmayacak. Rantın ve faizin iktidarı olan AKP'nin bu bütçesiyle iş cinayetleri devam edecek, kadın kırım politikaları sürdürülecek, doğanın ekolojik talanı derinleşecektir. On altı yıllık uygulama göstermiştir ki AKP iktidarı varken yoksulluk ve işsizlik azalmayacak, tam tersine artacaktır. Bu bütçe Karadeniz'de "Ben halkım." diyen Havva ananın karşısına jandarma copu olarak çıkacak. Dersim'de orman yakacak, Meriç'te mülteci boğacak. Soma'da, Şirvan'da madenciye tekme vuracak. Bu bütçeyle her sabah evinden çıkan 6 işçi akşam evine geri dönmeyecek, iş cinayetlerinde katledilecek. Bu bütçe "Köle değiliz." diyen işçilere gözaltı ve tutuklama olacak. Bu bütçe kadın emeği için bağımlı yaşamı dayatacak çünkü bu bütçe emeğin sömürüsü demek. Bu bütçe engelliler için daha çok engel demek. Bu bütçe esnaf için iflas, çiftçi için daha çok masraf demek. Bu bütçe halka dolaylı vergide artış, ranta vergide af demek. Bu bütçe de AKP'nin adaletsizliğinin tescilidir.

Kamu gözetimi bütçesi üzerinde konuşuyoruz. Ülkeyi ekonomik krize sürükleyen AKP, bu bütçede eğitimin, sağlığın, sosyal politikaların payını enflasyon oranında bile artırmamıştır. Yüzde 20'nin üzerinde enflasyon varken memur maaşına sadece yüzde 4 zam yapılmıştır. Asgari ücrete günlük 20 lira zam bile lütuf sayılmaktadır. Ama Cumhurbaşkanlığının -"Elinize dilinize dursun." dediği- 1 milyon 800 bin kişilik asgari ücreti kadar bütçesi var. Asgari ücretliye şırıngayla, saraya uçakla pay veren bütçe. Yeterince kul hakkı yediniz, zararın neresinden dönerseniz kârdır. Bu bütçeyle daha fazla halkın hakkını yemeyin. Hakk'ın karşısına kul hakkıyla çıkmayın.

Bütçesi üzerine konuştuğumuz kurumun stratejik planında şöyle trajikomik bir ibare var, iyi dinleyin: "Hiçbir organ, makam, merci ve kişi bu kurumun nihai kararını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez." denilmektedir. Sorarım size, bu ülkede böyle bir kurum var mıdır? Bu ülkede yargı bile bu Meclisin seçilmiş onlarca üyesini talimatla tutsak etmedi mi? Bu ülkede yargıda, medyada, tüm idari teşkilatlarda tekçi ve faşist bir korku rejiminin etkisiyle hareket edilmemekte midir? AİHM kararına karşı hamle arayışı derhâl karşılık bulmuşsa burada hangi kurumun bağımsızlığından bahsedeceksiniz.

Bu kurumun görevlerine baktığımızda, uluslararası standartlara uyumlu, muhasebe ve denetim standartlarını oluşturmak, kamu gözetimi yapmak gibi kamu adına yapılan görevleri bulunmaktadır. Peki, Sayıştay raporlarından sonra görev değişikliğini nasıl izah edeceksiniz? Bu kurum da dâhil birçok kurumda yönetim kurulu erkekler albümü gibi; İŞKUR'da, SGK'de, MASAK'ta ve birçok yerde. Özetle, AKP erildir, kadını yok saymaktadır ve cinsiyetçidir.

Kamu gözetimi ve denetimi standartları, öncelikle kanunun iradesine ve kamusallığa saygıyla olur. AKP'nin, muhasebecilere, mali müşavirlere sürekli iş çıkarttığı, mevzuatı sürekli değiştirdiği yerde, her defasında zengin kesim için vergi affı uyguladığı bir yerde mesleğini dürüstçe icra etmeye çalışan herkes sorun yaşamaktadır.

AKP için önemli olan yandaşçılıktır. Ticarette, sanatta, medyada tek kriter vardır, o da yandaşçılıktır. Yandaşsan denetim yok, sorun çıkarsa da halledilir ama değilsen vergi teftişi, muhasebeci teftişi ansızın kapınızı çalabilir.

AKP'nin kayyum atadığı firma sayısı bini aşmıştır. TMSF'nin bu varlıkların kimlerin lehine nasıl çarçur edildiğini merak edenler TMSF Sayıştay raporuna baksınlar. Bu görevler kamu adına yapılırken AKP ne yaptı? AKP, kamuoyunu bıraktı, kayyuma sarıldı. Halkın denetimine güvenmeyen AKP, DBP'li belediyelere kayyum atadı. Seçimle gelenler seçimle gitmedi. AKP, Van'da, Mardin'de, Amed'de ve bölge illerinde seçimle alamayacağını bildiği için kayyumlarla tehdit ediyor.

Bakın, 30 Ekimde Van Gürpınar Öğretmenevinde, muhtarlar, öğrenci servis şoförleri, korucu ve komutanlar ile bazı öğretmenleri de kattıkları toplantıda "Biliyoruz, buralarda HDP'ye oy çıkıyor. HDP'ye oy çıkmayacak. Çıkarsa gerekeni yaparız." şeklinde tehdit ederek bölgede seçim kazanmaya çabalıyorlar. Kayyumlarınız hem halkı tehdit ediyor hem de iyi çalıyorlar. Siz de bunlardan haberdar olmalısınız ki Van'da kayyumları aday yapmadınız. Van halkının onları sandığa gömeceğini biliyordunuz. VASKİ'de kayıp milyonları ne yaptınız?

Kayyum, HDP'nin yaptığı çok katlı otoparkı açılışı yapılacakken yıkıp yerine lüzumsuz bir AVM'ye dönüştürdü. Otopark sorununu çözeceğine haraç kesen bir şirket kurdu. Van'da bu otopark şirketi halkı haraca bağlamış gibi ceza kesmektedir.

Kayyum ve AKP zihniyeti Van'ın tarihine ve doğasına da saldırmıştır. Muradiye Şelalesi sit alanı iken inşaat alanına dönüştürüldü. İki yüz yıllık tarihî köprülere asfalt döküldü. Gevaş'ta AKP belediyesi mezarlıkları da yok etti. Bin yıllık su kanalları, dereler ranta ve haraca bağlandı. Çiftçiler tarlalarını ekip biçemiyorlar.

2017 Sayıştay raporlarında yolsuzlukları duymayan kalmadı. 2017'de Van'da bir afet olmuş duydunuz mu? Ben de duymamıştım açıkçası. Neyse ki 2017 Sayıştay raporlarından öğrenmiş olduk. Van'da yaşamayan, sahte ikametgâhlı bir şahsa afet ödeneğinden ciddi ödemede bulunulmuş. Van'daki en büyük ve tek afet kayyum afetidir.

Bir örnek daha, ne hikmetse kayyum geldiğinden beri taşınmazların tahsil edilemeyen kira bedelleri var. Yolsuzluklarını örtemeyen kayyumun savunması daha trajik; nitelikli personellerin KHK'lerle ihraç edilmesinden dolayı bu gelirlerini takip edememişler. Yolsuzlukları yetmemiş, KHK'lerle işlerinden ettikleri emekçileri de yolsuzluklarına kalkan yapıyorlar.

Sayın milletvekilleri ve bizi izleyen değerli halkımız; lütfen buraya dikkat edin: KCK operasyonlarını, Roboski katliamını ve Türkçe Olimpiyatları'nı birlikte yapan AKP ve FETÖ 15 Temmuz gecesine kadar Edi ile Büdü gibiydi. Darbede kullanılan savaş uçaklarıyla Roboski'de kullanılan savaş uçaklarını aynı ekipler kullanmadı mı? KCK operasyonlarını ne istediyse verdiğiniz FETÖ'yle beraber başlattınız, şimdi siz sürdürüyorsunuz.

Herhangi bir yargılama yapmadan 133 bin kamu emekçisini darbe girişimi gerekçesiyle KHK'lerle işten atan AKP üç yıldır kamuda sadece üniformalı istihdam sağlamaktadır. Öğretmen, doktor, memur açığı varken ve atanmamış yüz binlerce yurttaş dururken AKP zabıta, korucu, asker kısacası hiçbir şey üretmeyen üniformalılara bütçe ayırdı.

İhraç KHK'lerinin altında Erdoğan'ın imzası vardır. Bu imzanın sonucunda okulunu terk eden çocuklar, işsiz bırakılan anne babalar ve geleceği gasbedilen insanlar var. Erdoğan'ın bu imzasıyla, Mehmet Fatih Traş yoldaşımız başta olmak üzere 53 insan intihar etmiştir. Darbe girişiminden sonra on üç gün gözaltındayken işkenceyle öldüğü iddia edilen Gökhan öğretmen bir buçuk yıl sonra "Pardon." denilerek görevine iade edildi. Bu insanların vebali boynunuzdadır.

KHK'lerle 2 bin engelli kamu personelini ihraç ettiniz. Bu mudur sizin insanlığınız? Mamak Belediyesinden ihraç ettiğiniz bir kişinin engelli çocuğu tedavisi yapılamadığından yaşamını yitirdi. Sizin adaletiniz OHAL Komisyonunuz kadardır, adresi, usulü, hakkı hukuku belli olmayan OHAL Komisyonu kadar adilsiniz. İhraç ettiniz ama mahkemelerden kaçan sizlersiniz. Komisyon kararları ve KHK'lerle yanlışlıkla 6.800'den fazla ihraç iade edildi. Bu da haksızlığınızı ortaya koymaktadır; İŞKUR'daki ihraçlar yanlışlıkla ortaya çıktığı gibi, Diyanet-Sen Van şubesinin ihbar yazısında DİVES üyesi onlarca imamın ihracı gibi. İhraçlar herhangi bir hukuka göre değil, tamamıyla AKP yandaşlarının kanaatine göre fişlemelerle yapılmıştır. İş barışını, huzurunu yok ettiniz, çalışanları ajanlaştırdınız. AKP, sadece Van'da 3.500 kişiyi KHK'lerle ihraç etti. Kentteki esnafı, çiftçiyi, emekçiyi yolsuzlukla terbiye edeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

31 Martta halkımız AKP'yi ve kayyum belediye adaylarını sandığa gömecektir. Sandıkta halkımız Roboski'den Cizre'ye, Uğur Kaymaz'dan Taybet anaya...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Milletvekili.

MUAZZEZ ORHAN (Devamla) - ...Kürt halkına yönelen vahşetin, kayyumun ve ihraçların hesabını soracaktır.

Kürt halkı başta olmak üzere, Türkiye'deki tüm ezilenlerin iradesini temsil eden HDP'nin tutsak tutulan tüm seçilmişlerine ve insanlığa aykırı tecrit koşullarına karşı itiraz eden Leyla Güven'e buradan selamlarımı yolluyorum. Kırk bir gün oldu, Meclisin bir üyesi tutsak ve bedenini açlığa yatırmış. Sizlerden buradan bir ses çıkmayacağı görülüyor ancak biliyoruz ki bizleri izleyen, insan hak ve özgürlüklerinden ve barıştan yana olan milyonlar bu çığlığa sessiz kalmayacaktır. Bizim de onlara sözümüz var, bu karanlığa asla teslim olmayacağız.

Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)