Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:36
Tarih:18/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA SALİH CORA (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2019 yılı bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu ve bizleri ekranları başında izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, az önce Çorum Milletvekilimiz de aynı kurum üzerine konuşma yaptı, ben de farklı hususlarda görüşlerimi beyan edeceğim.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 1994 yılında 4046 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesiyle beraber kurulmuştur. Tabii, bunun öncesinde 2983 sayılı Yasa'nın 1984 yılında yürürlüğe girmesiyle beraber ülkemizde özelleştirmeye ilişkin uygulamalar başlamıştır. Özelleştirme İdaresi kurulduğundan bugüne takdire şayan bir biçimde açık rekabet ortamı, şeffaflık, hesap verilebilirlik, katılımcılık ilkelerinden ödün vermeden birçok işlemi gerçekleştirmiştir. Özelleştirme politikalarındaki bizim temel amacımız serbest piyasa ekonomisini güçlendirmek ve tahkim etmektir. En önemlisi serbest piyasada rekabet ortamına işlerlik kazandırmak, kaynak kullanımında ve dağılımında etkinlik sağlamak ve verimliliği artırmaktır.

Değerli arkadaşlar, bir hukukçu olarak şunu ifade etmeliyim ki: KİT'lerin, (kamu iktisadi teşebbüsleri) hukuki manada iflas etme imkânları bulunmamaktadır. Bu da çok ciddi bir rahatlık oluşturmaktadır ve devlete sırtını dayayan bu kuruluşlar ciddi manada kamuya da büyük külfet oluşturmaktadır. Fiyat ve kalite bakımından piyasanın taleplerine duyarsız kalmaktadır. Bu vesileyle verimliliği artırma, kaliteyi iyileştirme, maliyeti ve fiyatı düşürme gibi kaygıları hiçbir zaman olmamaktadır. Ayrıca, bildiğiniz gibi kamu sektöründeki ortalama verimliğin de çoğu zaman özel sektöre nazaran daha düşük olduğu hepimizin malumudur çünkü bu kuruluşlar yapısı gereği kâr amacı gütmemekte, teknolojiyi takip etmemekte, rasyonel bir istihdam politikası ve yatırım politikası uygulamamaktadır.

Özellikle bu özelleştirme veya özelleştirme mevzusunda eleştirilen bir husus da kamu iktisadi teşebbüslerimizin gelirleri giderlerini karşılayamamakta ve bütçeleri de genelde açık vermektedir. Bu açıklar da kâh desteklemelerle, kâh borçlanmalarla beraber giderilmektedir. Bu durum da hazine ve bütçe üzerinde ciddi bir yük oluşturmakta, ekonomiye ve mali yapımıza da büyük oranda tahribat vermektedir, tahribatlara neden olmaktadır. Biz diyoruz ki, devlet artık tüccarlık yapmasın, sevk etsin, idare etsin, koordine etsin, istikamet belirlesin; devlet doğrudan ekonomik faaliyetler üzerinden elini çeksin, özel sektöre bunları devretsin ve asli görevleri olan adalet ve güvenlik gibi alanlara yönelsin. Bu, devleti hantal bir yapıdan kurtarır, daha dinamik bir devlet görüntüsü olur, ekonomimiz açısından da rasyonel bir durum oluşur.

Değerli arkadaşlar, AK PARTİ özelleştirmede tarihî başarılar elde etmiştir. Bizden önce de özelleştirme uygulamaları olmuştur. Bizim iktidara geldiğimiz tarihe kadar özelleştirme uygulamalarından elde edilen gelir yaklaşık 8 milyar dolar civarındayken, Hükûmetimiz döneminde gerçekleştirilen ve sözleşmeye bağlanan özelleştirme uygulamalarının toplamı şu an itibarıyla 62 milyar doların üzerine çıkmış olup bunun yüzde 88'i hükûmetlerimiz döneminde elde edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu, önemli bir başarıdır. Biz bu özelleştirme uygulamalarını sadece gelir getirici bir faaliyet olarak da görmüyoruz. Sermaye piyasasını geliştiren, sermayeyi tabana yayan, atıl kamu varlıklarını ekonomiye kazandıran yönünü her zaman ele aldık. Ayrıca bu özelleştirme uygulamalarından elde edilen gelirin önemli bir kısmını o kurumlarda çalışan kişilerin özlük haklarının iyileştirilmesi yönünde kullandık. Bu nedenle, özelleştirme dolayısıyla hiç kimseyi mağdur etmedik, hiçbir çalışanı mağdur etmedik.

Yapılan özelleştirme uygulamalarına baktığımızda devletin birçok sektörden elini çektiğini gördük, özellikle petrokimya ve demir çelikten. Bir kısmından, marina ve liman işletmeciliği, hava taşımacılığı piyasasından da kısmen elini çekmesini sağladık. Özelleştirilen birçok kuruluşun yeni yatırımlar yapması, üretimleri artırması ve yeni istihdam sahaları açması nedeniyle özelleştirme uygulamaları ekonomik büyümeye katkı sağlamıştır.

Bu vesileyle ben bütçenin hayırlı olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)