Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:36
Tarih:18/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 8'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MHP GRUBU ADINA ESİN KARA (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın gelir bütçesi, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

"Öldüğüm gün tabutum yürüyünce,

Bende bu dünya derdi var sanma.

Bana ağlama, yazık yazık, vah vah deme,

Şeytanın tuzağına düşersen,

Vah vahın sırası o zamandır,

Yazık, yazık diye asıl o zaman denir.

Cenazemi gördüğün zaman ayrılık, ayrılık deme,

Benim buluşmam asıl o zamandır.

Beni mezara koyunca elveda demeye kalkışma,

Mezar cennet topluluğunun perdesidir,

Mezar hapis gibi görünür ama aslında hapisten kurtuluştur.

Batmayı gördün ya doğmayı da seyret,

Güneşle aya batmadan ne ziyan gelir ki!

Sana batma görünür ama aslında o doğmadır, parlamadır.

Yere hangi tohum ekildi de bitmedi?

Niçin insan tohumuna gelince bitmeyecek,

Yetişmeyecek zannına düşüyorsun?

Hangi kova suya salındı da dolu olarak çekilmedi?

Can Yusuf'un kuyuya düşünce ne diye ağlıyorsun?

Bu tarafa ağzını yumdun mu o tarafa açacaksın,

Çünkü artık hay huyun, mekânsızlık âleminin boşluğundasın."

Rabb'ine kavuşmasını düğün gecesi ilan eden Mevlâna'nın vuslatının yani Şebiarus'un 745'inci yıl dönümünü dün idrak ettik. Belh'ten Konya'ya uzanan, maneviyatla dolu hayat yolculuğunda bizlere Mesnevi'den Dîvân-ı Kebîr'e, Fîhi Mâ Fîh'ten rubailere varıncaya kadar ölümsüz eserler bırakan Mevlâna Celâlettin Rûmi'yi rahmetle anıyor, kültürün başkenti olan güzel Konya'mızı görmeye hepinizi davet ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

2013 yılına kadar Türkiye'de bağımsız denetim sadece Sermaye Piyasası Kuruluna bağlı olan şirketler için zorunlu iken 2 Kasım 2011 tarihli 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'yle uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye muhasebe standartlarını oluşturmak ve yayımlamak, denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim kuruluşlarını yetkilendirmek, bunların faaliyetlerini denetlemek ve bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak suretiyle bu alanda gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak amacıyla, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari özerkliğe sahip Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuştur.

Amerika Birleşik Devletleri'nde 2002 yılında finansal skandallara tepki olarak çıkarılan, birçok ülkede devamı gelen muhasebe skandalları, yaşanan iflaslar ve mali tabloların yaratmış olduğu sorunlar nedeniyle tam, gerçeğe ve ihtiyaca uygun, karşılaştırılabilir bilgi veren bir kurumun kurulması zaruretiyle birlikte benzer kuruluşlar kurulmuştur. Kurum, Türkiye muhasebe standartları, Türkiye finansal raporlama standartları, büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standartları, bağımsız denetim standartları, kalite kontrol standartlarını düzenleyerek Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu tarafından gerçekleştirilen projeler kapsamında ülkemiz adına önemli çalışmalar yapmıştır.

Kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak, önerilerde bulunmak görevinde olan kurumun, idarenin işleyişiyle ilgili konularda resen harekete geçebileceğine dair herhangi bir hüküm yoktur. Kuruma bu yetkinin verilmemesi, kendisinden beklenilen faydayı sağlayamaması açısından büyük bir eksikliktir. Tavsiye niteliğinde kararlar veren Kamu Denetçiliği Kurumu daha etkin hâle getirilmeli, kurumun verdiği tavsiye kararlarının kamu kuruluşlarınca dikkate alınması sağlanmalı.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak 1999 yılındaki seçim beyannamemizden itibaren kamu denetimine önem verdiğimizi ve Türkiye'de ombudsmanlık müessesesinin getirilmesi gerektiğini ifade eden ilk siyasi partiyiz.

Kurumun 2017 kamu bütçe ödeneği 38 milyon 725 bin TL'yken gerçekleşen harcamaları 27 milyon 128 bin 979 TL'dir. 2018 yılı tahminî gelir bütçesi 43 milyon 430 bin TL'yken Ağustos 2018 itibarıyla 16 milyon 492 bin 554 TL gerçekleşmiştir. 2019 bütçesinde teklif edilen 43 milyon 499 bin TL bütçe teklifinin gerçekleştirilmesi için 27 milyon 901 bin TL'lik sermaye yardımı, faiz gelirleri, diğer mevduat faizleri ve diğer faizler çıkarıldığı zaman kalan 27 milyar 970 bin TL geliri, kurumun bağımsız denetim ve denetçi kuruluşlarından elde edeceği ücret gelirleri, izin gelirleri, sınav, kayıt, eğitim, seminer ve basılı evrak satış gelirlerinden elde etmesi makul görünmüyor. 2017 ve 2018 yıllarında kurumun gerçekleşen harcama giderlerinin bütçelenmiş giderlerin altında kalması bunun göstergesidir.

Bütçe gelirleri üzerinde genel bir değerlendirme yapacak olursak, rakamsal artışa rağmen kişi başına düşen millî gelirimiz, dolar bazında değerlendirme yapılırsa 1.217 dolar azalmıştır. Ülkemizde yaşayan Suriyelilerin de hesaplamaya katılmasıyla bu tutar daha da düşecektir. Ülkemizin brüt dış borç stokunun millî gelirimize oranı 2018'in ikinci çeyreğinde yüzde 51,8 olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizin dış borç düzeyi sürekli artış göstermektedir. Arzu ettiğimiz, ülkenin borçlanma oranının düşürülmesi, dış borçtan ziyade iç borçlanma yoluna gidilmesidir. Nitekim, 2019 bütçemizde faiz giderlerindeki yüksek artış dikkat çekmekte ve bu tutar 117,3 milyon TL olarak öngörülmektedir.

15 Temmuzdan sonra küresel güçlerin Türkiye'yi yalnızlaştırma hedefiyle başlayan, ekonomiyi ve siyaseti yönlendirmek amacıyla kur ve faiz oranları üzerinde yaptıkları saldırıları hep birlikte yaşadık. Türkiye ekonomisi istikrarsızlığa sürüklenmek istenmiştir. Ekonomide, iç ve dış siyasette milletimize yaşatılan bu belirsizlik, güven kaybı, istikrarsızlık yatırımcılar üzerinde etkili olmuş, iç ve dış yatırımlar durma seviyesine gelmiştir. Bu nedenle, özellikle kamu kesiminde sabit sermaye yatırımlarının artırılması, ithalatta ara mal ithalatından çok yatırım ithalatına önem verilmesi önemlidir. Gelirin, üretimin, ihracatın ve istihdamın artırılması, ekonominin ayakta kalması için yatırımların artırılması gerekmektedir. Yatırımların artırılması için yatırım bankacılığı konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Kamu kaynaklarının verimli kullanılması bu noktada önem arz etmektedir. İleri teknolojiyi üretme ve satma konusuna ağırlık verilmeli, AR-GE çalışmalarına verilen destekler artırılmalıdır. Beyin göçünün engellenmesine çalışılmalı, üstün zekâlı çocuklarımız küçük yaşta tespit edilerek özel olarak yetiştirilmelidir. Tüketici tercihleri konusunda halkımız bilinçlendirilmeli, yerli ve millî ürünlerin tüketilmesine ağırlık verilmelidir.

Ekonomide yaşanan diğer bir sorun enflasyondur. Kasım ayı enflasyon oranı yüzde 21,6 olarak gerçekleşmiştir. Enflasyonla mücadele için KDV ve ÖTV indirimleri yapılmış, imalat sektöründe makine ve teçhizat alımlarında 2019 yılı sonuna kadar KDV istisnası getirilmiştir. AR-GE ve yenilik faaliyetlerinde, tasarım faaliyetlerinde yeni makine ve teçhizat alımları da KDV'den müstesna edilmiştir. Bu teşviklerin yatırımlara, ihracata, istihdama ve enflasyona etkileri iyi bir şekilde analiz edilmeli, katkı sağlamayan uygulamalardan vazgeçilmelidir.

KDV tahsilatlarına bakılırsa, bunun büyük bir çoğunluğunun KDV tevkifatı olduğunu göreceksiniz. Maalesef ki mükelleflerimiz tevkifat yoluyla çıkan beyannameler haricindeki hiçbir vergiyi ödemek istememektedirler, ya vergiden kaçınma ya da vergi kaçırma yoluna gitmektedirler. İşte, mükellefleri bu eğilim yönünde bilinçlendirme konusunda idarenin serbest muhasebeci mali müşavirlerle birlikte bu konu üzerine eğilmesi ve sorunların çözümü üzerinde birlikte hareket etmesi gerekmektedir.

Ülkemizdeki gelir vergisi mükellefi sayısı Kasım 2018 itibariyle 1 milyon 922 bin 498, basit usul gelir vergisi mükellefi 778.330, kurumlar vergisi mükellefi 805.242, katma değer vergisi mükellefi 2 milyon 674 bin 839'dur. Bütçemizin en büyük kaleminin tarhını, tahakkukunu, hatta tahsilatı yapan, 3568 sayılı Yasa'ya da bağlı olarak çalışan serbest muhasebeci mali müşavirlerin sorunlarına eğilmek zorundayız.

Bakın, burada dün akşam üçte Meclisimizi kapattık ve Meclisimizi görüyorsunuz, ne kadar boş. Bu çalışmamızın pazar günleri dâhil ocak ayının başından başlayarak mayıs ayının sonuna kadar sürdüğünü düşünün. Geçen yıl sadece ocak ile mayıs ayı arasında iki pazar gününü evimde geçirdim, onun dışında büromda gece iki üçlere kadar çalıştım. Sabah da mesaimiz on birde başlamadı, sekizde büromuzun başındaydık. İşte, ülkemizin bir numaralı gelirinin tarhını, tahakkukunu, tahsilini yapan serbest muhasebeci mali müşavirlerimizin sorunlarıyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi olarak inşallah yakın zamanda kanun teklifimizi getireceğiz ve sizlerden destek bekleyeceğiz.

Aynı noktada, Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı çalışan memurlarımızın 2012 yılından beri kurum içi yükselme sınavı beklemekte olduklarını ve özlük haklarıyla ilgili sorunlarını Sayın Erkan Akçay başkanımız dile getirdi, o yüzden onlara detaylı değinmiyorum.

Vergi sorunu ülkemizin yıllardan beri devam eden önemli sorunudur. Vergideki dağılım adil seviyeye getirilmelidir, vergi toplayamama sorunlarını uygun düzenlemelerle bir an önce çözmek zorundayız. Vergi yükü, bordrolu dediğimiz işçinin, memurun, asgari ücretlinin ve küçük esnafın üzerinde kalmamalıdır. Nitekim Milliyetçi Hareket Partisi olarak beyannamemizde sözünü vermiş olduğumuz, asgari ücretlilerden gelir vergisinin kaldırılması için kanun teklifimizi yüce Meclisimize sunmuş bulunmaktayız.

Vergi adaletinin sağlanması için herkesin mali gücüne göre ödediği adaletli bir vergi sistemi tesis etmeyi ivedilikle yerine getirmek zorundayız. Vergiyle ilgili düzenlemelerde, kamu harcama ve yatırımlarının finansmanıyla ilgili önceliklerin yanı sıra, verginin istihdam üzerindeki etkilerini ve sosyal yönünü de iyi değerlendirmeliyiz. Bu noktada istisna, müstesna ya da SSK indirimlerinin uygun alanlarda değerlendirilmesi, yatırım yapan mükelleflere verilmesi önem arz etmektedir. Diğer şekilde olursa, yatırım haricinde bu istisnalar, müstesnalar ve indirimler kullanılırsa ihracattan çok ithalatın artacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Ülkemizde önemli sayıdaki sığınmacının yüksek ekonomik maliyetinin düşürülmesi için uygun vadede güvenli bir şekilde ülkelerine gönderilmesinin hem ekonomik hem de sosyal açıdan büyük problemlerimizi çözeceği kanaatindeyim. Milliyetçi Hareket Partisi olarak seçim beyannamemizde belirttiğimiz üzere, piyasa ekonomisi kurallarını işleterek tekelci oluşumların ve haksız rekabetin önlenmesi, kamunun ekonomideki rolünün yol gösterici, düzenleyici ve denetleyici faaliyetlerle sınırlandırılarak özel sektör dinamizminin ve teşebbüs gücünün desteklendiği, istikrarlı, çevreye duyarlı ve istihdam dostu bir büyümenin gerçekleştirilmesi, ekonomi politikamızın esasını oluşturmalıdır.

Ülkemizin içinde bulunduğu durumda en kötü şey ümitsizliktir. 18 Şubat 1923'e dönelim, 1'inci İzmir İktisat Kongresi'ne vatanımızın her yeri karış karış işgal edilmiş, düşman çizmesinin basmadığı yer kalmamıştı. Tersanelerimiz gitmiş, ordumuz dağıtılmıştı; fabrikalarımız yıkılmıştı, üretim yapacak hiçbir şeyimiz, hiçbir gücümüz yoktu. Bugün, o günden daha zor durumda değiliz. Biz, 1'inci ve 2'nci İzmir İktisat Kongresi'yle çok şeyi başardık, o yüzden muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Kendimize güvenelim, ümitsiz değiliz. Milliyetçi Hareket Partisi varsa her zaman umut vardır diyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Konuşmamı liderimiz Sayın Doktor Devlet Bahçeli'nin sözleriyle bitirmek istiyorum: "Ekonominin normale dönmesi, denge ve istikrara kavuşması, siyasi temkin ve tedbir, millî dayanışma ve uyanışla muhakkak sağlanacaktır. Ülke elden gittikten sonra neyin siyasetini, neyin ekonomisini konuşacağız?" Ülkenin bekasına kastedenlere karşı bu millet dün Kurtuluş Savaşı'nda elinde avucunda ne varsa feda etti, bugün de gerekirse bütçenin son kuruşuna kadar Türkiye'nin bekası için varız diyoruz.

Bütçemizin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)