Konu:Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü'nün, Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer'in, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş'un Ve Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy'un 10 Sıra Sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi İle 11 Sıra Sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın Yedinci Tur Görüşmelerinde Hdp Grubu Adına Yaptığı Konuşmalarındaki Bazı İfadelerine Ve Bu İfadelerinden Dolayı İç Tüzük'ün 161'inci Maddesinin (3) Ve (4) Numaralı Bentleri Gereğince İşlem Yapılmasını Talep Ettiklerine İlişkin Açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:35
Tarih:17/12/2018


Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü'nün, Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer'in, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş'un ve Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy'un 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın yedinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmalarındaki bazı ifadelerine ve bu ifadelerinden dolayı İç Tüzük'ün 161'inci maddesinin (3) ve (4) numaralı bentleri gereğince işlem yapılmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Sayın Başkan, demin, şimdi henüz bitmiş olan HDP konuşmalarında başından itibaren tespit ettiğimiz bazı hususlar var. Bunu Meclisin ve milletimizin takdirine sunmak istiyorum.

Şimdi, ilk konuşmacı Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü'nün konuşmasında, özellikle kürdistan coğrafyasında Kürt gençlerini uyuşturucu bağımlısı yaptığına dair devletimizin, böyle bir suçlama söz konusu oldu. Şimdi, buna, tabii ki muhataplar, devleti, yürütmeyi temsil eden ve şu an birinci parti durumunda olan parti mutlaka cevap verecektir ama bu Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı yöneltilen çok büyük bir iftiradır ve aynı zamanda burada büyük bir ölçüde bölücülük söz konusudur. Yani Türkiye'de uyuşturucuya müptela olanların problemlerini konuşmak başka bir şeydir, bunu konuşalım. Bölgesel veriler nelerdir, illere göre dağılım nedir, bunları konuşalım fakat bir etnik köken ayrımı gütmek suretiyle, yapmak suretiyle, birilerinin bağımlı hâline getirildiği ve bunun bir devlet politikası gibi bir şekilde lanse edilmesi, izah edilmesi çok vahim bir durumdur. Bunu şiddetle reddettiğimizi ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, Sayın İmam Taşçıer'in konuşmasında da yine birtakım arzu etmediğimiz hususlar söz konusu oldu. Bu, milletin kürsüsüdür ve burada Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen, Türk milletinin resmî dili olan Türkçe üzerinden konuşmanın yapılması esastır. Bunun dışında bir konuşmaya girerek, arkasından "Ne konuştuğumu anlamadınız değil mi?" diyerek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - ...istihzayla bu yüce heyete karşı tavır almak; bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kabul edilebilecek tavırlar değildir efendim.

Ayrıca, yine, Nimetullah Erdoğmuş Bey'in konuşmasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevi olarak ölme ve öldürmeyi ifade etmesini, bu şekilde ifade edilmesini de şiddetle reddediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri bizim göz bebeğimizdir, ordumuz bizim her şeyimizdir. Türk ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerine bu şekilde bir tanımlama yapmak -haksızlık tanımı gerçekten hafif kalmaktadır- büyük bir iftiradır ve asla ve asla kabul edilemez, çok... Neyse, bu Meclisin çatısı altında bu ifadeyi kullanmak istemiyorum ama bizim bu noktada bunu kabul etmemiz mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son bir dakika verelim.

Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Şimdi, en son, Sayın Hişyar Özsoy'un konuşmasında da Türkiye Cumhuriyeti devletini leşçilikle suçlaması "Bir leşin peşinden, ardından gidiyor." şeklinde tarif etmesi de bizim şiddetle reddettiğimiz bir ifadedir, iftiradır; bunu kabul etmemiz mümkün değildir.

Sayın Başkan, burada sayın konuşmacının Türkiye'yi leşçilikle suçlarken Amerika ve Rusya'nın üzerinden nasıl geçtiğini de hep birlikte Mecliste gördük. Burada, Orta Doğu'yu kan gölüne çevirenlerin kimler olduğunu ifade etmek gerekirken, mevcut siyasi ortam sebebiyle Amerika'nın adını dahi anmamayı da ayrıca Meclisin ve milletimizin takdirlerine sunmak istiyorum. Bu coğrafyayı kana bulayanlar, emperyalist emelleri güdenlerdir. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti devletine kimse söz söyleyemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bağlayın artık lütfen Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Bağlıyorum, bağlıyorum.

Ayrıca, bu deminden beri ifade ettiğim hususlarda -efendim, sizin takdirinizdedir fakat bizim talebimizdir- İç Tüzük'ün 161'inci maddesindeki (3)'üncü ve (4)'üncü bentler gereğince efendim, bu noktada, bu saymış olduğum milletvekilleri hakkında işlem yapılmasını Milliyetçi Hareket Partisi adına biz talep ediyoruz çünkü burada anayasal düzene hakaret, anayasal düzen çerçevesinde kurulan Türkiye'nin kurumlarına, Türkiye Cumhuriyeti devletine hakaret söz konusudur. Devlet kuvvetlerine karşı, halkımıza karşı, bunlara karşı hakaretler ve halkı ayaklanmaya bile teşvik edebilecek sözler söylenmiştir.

Bunların kabulü mümkün değildir, gereği gibi işlem yapılmasını talep ediyoruz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bülbül.