Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:35
Tarih:17/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA AYŞE SÜRÜCÜ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Türkiye'de demokratik bir çözümün gelişmesi ve tecridin son bulması için kırk günden beridir bedenini açlık grevine yatıran Hakkâri Milletvekilimiz Sayın Leyla Güven'i saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Evet değerli arkadaşlar, GAP Bölge Kalkınma İdaresi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Otuz yılı aşkın bir süredir GAP projesi tamamlanmadığı ve bu projenin toplumsal boyutuna dair amaçları gerçekleşmediği için bölge göç vermeye devam etmekte, çiftçiler tarım alanlarını terk etmektedir. Bunun nedeni, projenin elektrik enerjisi yüzde 78 oranında bitmişken sulama projelerinde gerçekleşme oranının yüzde 47'yle yarıya yakın bir düzeyde kalmasıdır. Bölgenin kalkınmasını sağlayacak olan asıl aşama sulamaya açılması gereken tarım alanlarıdır.

GAP projesi sadece bölgenin değil, bütün ülkenin kalkınmasına büyük katkı sağlayacak bir projedir ancak sakınmamız gereken bir noktayı da göz ardı etmemeliyiz. Projenin barajlar kısmıyla bölgenin tarihî ve kutsal alanları, bölge halkının tarihsel hafızası yok edilmekte, bölgenin ekolojik yapısı ortadan kaldırılmaktadır. Bu nedenle, projeler yürütülürken bir bütünlük içinde uygulanmalıdır. Bir taraftan yeni bir yaşam alanı inşa edilirken diğer taraftan bölgenin tarihsel hafızası ve ekolojik yapısı yok edilmemelidir.

Evet değerli arkadaşlar, GAP bitirilmediği, tarımsal desteklemeler yetersiz ve maliyetler yüksek olduğu için çiftçiler üretimden, hayvancılıkla uğraşanlar ise hayvancılıktan vazgeçmektedir. Bu nedenle sebzeyi ve eti pahalı yiyoruz çünkü tarımsal ürünleri ve eti ithal eden bir duruma düşmüşüz. GDO'lu ürünler, hormonlu meyveler ve boyalı, tatlandırılmış gıdalar yiyoruz.

Evet değerli milletvekilleri, AKP'nin on altı yıllık iktidarında uyguladığı tarımsal üretim politikası üreticinin ihtiyacı veya toplumsal ihtiyaçtan ziyade, kendi oluşturduğu yandaş sermayenin ihtiyacına yöneliktir. Bakın; Ceylânpınar, Viranşehir, Siverek, Bozova, Hilvan, Suruç, Harran, Akçakale, Halfeti, Birecik ve Urfa'daki bütün çiftçilerimizin yaşadığı sorunlar görmezden gelinmektedir. Bütün bu sorunlara ve sıkıntılara rağmen binbir emekle yetiştirilen binlerce ton pamuk şu an ambarlarda bekletilmektedir çünkü geçen yıl tonu 3 bin TL'ye satılan pamuk bu yıl aynı fiyata bile satılamamaktadır. Bu yıl Urfa'da yağmurun erken yağmasıyla yağmur alan pamuğun tonu 2 bin TL'ye dahi alıcı bulamamaktadır. Bu fiyat çiftçinin mazot, gübre maliyetini dahi karşılamıyor. Çiftçilerimiz, pamuk tarlalarında çalışan emekçilerimiz pamuk satılamadığı için emeklerinin karşılığını dahi alamamaktadır. AKP Hükûmetinin Urfa'da yaşayan çiftçilerimizin bu sorunlarından haberi var mı sormak istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, AKP'yle birlikte Türkiye pamuk ithal eden bir ülke noktasına gelmiştir. 2000 yılında 566 bin ton pamuk ithalatı yapılmışken 2017 yılında 914 bin ton pamuk ithal edilmiştir. 2017 yılında pamuk ithalatı için 1,67 milyar dolar ödenmiştir. Dolayısıyla, Türkiye bugün etini, buğdayını, gübresini, tohumunu ithal ettiği gibi pamuğu da ithal etmektedir. Söz konusu ithalat ve yetersiz destekleme politikalarıyla diğer tarımsal üretim alanlarında olduğu gibi pamuk ekim alanları da gittikçe daralmaktadır. 2002 yılından 2017 yılına kadar yüzde 30 pamuk üretim alanlarında daralma olmuştur.

AKP, yapısal sorunları çözmek yerine ithalat politikalarıyla sorunlara geçici çözüm bulmaktadır. Girdi maliyetlerindeki artış, mazot, gübre, zirai ilaç ve benzeri karşısında üretici pamuk üretiminden vazgeçmektedir. Geçen yıl çiftçinin kullandığı gübre fiyatları bu yıl iki katına yükselmiştir. Geçen yıl zirai ilaçların fiyatları bu yıl yüzde 300 artmıştır. Geçen yıl mazot 4,5 TL iken bu yıl 6 liraya kadar yükselmiştir. Yani bu şekildeyse çiftçi için pamuk üretimi sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle pamuk, mısır, fıstık ve diğer tarımsal ürünler için verilen destekler yeterli değildir. Bu koşullardan dolayı pamuk, mısır ve fıstık ve diğer destekleme primleri, ekonomik kriz, ülke koşulları göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir.

Çiftçilerimiz bir yandan bu maliyetlerle boğuşurken diğer yandan satın aldığı suyun ve elektriğin borcunu ödemek için tüccarlara, bankalara, kooperatiflere ve tefecilere mahkûm hâle getirilmiştir. Bugün sadece elektrik borcundan dolayı 66.978 borçlu çiftçi bulunmakta ve bunlardan 2.666 çiftçiyse icralık durumdadır. AKP iktidarıyla çiftçinin borcu 20 kat artarak 100 milyar liraya yaklaşmıştır. On beş yıl önce 5 milyar lira civarındayken 2018 yılındaysa 100 milyar liraya yaklaştığı ifade edilmektedir. Bu nedenle, çiftçi ürününü henüz tarladayken yarı fiyatına satarak borçlarının bir kısmını öderken kalan borçlarını da bankalardan ve tefecilerden aldığı yeni bir borçla kapatma çabasındadır. Bütün bu uygulamalar göstermektedir ki AKP'nin tarım politikası dar gelirliyi, köylüyü, yoksulu, emekçiyi önceleyen politik bir yaklaşımın ötesinde tüccarın kârını, tüccarın ne kadar kazanacağını önceleyen bir anlayış çerçevesinde gelişmektedir.

Evet, değerli arkadaşlar, yine, bugün, Suruç Ovası'nda yaşanan bir soruna değinmeden de geçemeyeceğim. Suruç Ovası'na verilen suyun tahliye kanalları açılmadığı için binlerce dönüm tarım arazisi, mısır, pamuk ve benzeri ürünler şu an sular altında kalmış ve hasadı yapılamamıştır arkadaşlar. Evet, şu an Suruç yani "Pirsus" halkı bir mağduriyeti yaşıyor.

Değerli milletvekili, bir de bölgenin mayınlı toprakları var. Toplamı 13.600 hektarı bulan bu bereketli toprakların mayından arındırılmasıyla, ortaya, topraksız köylüye dağıtılacak önemli bir büyüklükte bir arazi çıkıyor. Bölgede resmî olarak yüzde 15'in üstüne çıkmış olan tarım dışı işsizliği azaltmanın yolu tarıma dönüşte yatıyor. Etkili bir toprak reformu ve mayınların temizlenmesiyle, kullanılmayan bütün tarım alanlarının topraksız köylünün kullanımına verilmesi, onların demokratik kooperatiflerde örgütlenerek üretim, pazarlama alanında etkin bir örgütlülükle hareket etmelerinin zemini yaratılması gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, Urfa'nın sadece tarımsal üretimle ilgili sorunları yok; bunun dışında, eğitim, sağlık ve ulaşımla ilgili de sorunları var. Siverek ilçesi Ohul/Yumrutepe köyü ve mezralarında bozuk olan köy yollarında araçlar kullanılmadığından dolayı öğrenciler eşek sırtında okula gitmektedir. Evet, arkadaşlar, 21'inci yüzyılda Urfa gibi kadim, Urfa gibi medeniyetlere beşiklik etmiş bir şehirde yaşanan tablo işte budur ve AKP'nin yarattığı tablo budur.

Yol yapmakla övünen AKP Hükûmeti neden Siverek'in Ohul/Yumrutepe, Bejik/Dibezdüzü, Boyuncuk ve Üstüntaş köyünü görmemektedir. Anlaşılan o ki AKP, halkın ihtiyacına göre değil, rant hesabını yaparak istediği yere istediği yolları yapmaktadır çünkü bu köyler çoğunluğu HDP'ye oy veren, yüksek oranda oy veren köylerdir.

Yine, Viranşehir'de Kadıköy'e bağlı Arslanköy, Duzık, Kalmaz, Varlık, Hılhıl, İşhan, Büyük Altınbaşak ve mezraları, Menekecer, Küçük Altınbaşak, Suanya, Eyüp Nebi beldemize bağlı Kılıçlar, Ersin, Canlı, Üzümlü, Haramidere, Tahtalıköy ve mezralarının yolları şu anki kış koşullarında kullanılmayacak durumdadır. Acaba mevcut iktidarın bu köylülerimizin yaşadığı bu sorun ve sıkıntılardan haberleri var mıdır?

Değerli milletvekilleri, Urfa'da devlet hastanelerinin cihaz ve ekipmanları, mevcut sağlık çalışanlarının kadroları yetersiz olduğu için hastalar sürekli Gaziantep'e veya özel hastanelere yönlendirilmektedir.

Bakınız, 2 milyonun üzerinde nüfusa sahip Şanlıurfa'da çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümü yan dallarında ciddi doktor eksikliği bulunmaktadır. Çocuk gastrolojisinde tek bir doktor görev almaktadır.

Urfa, kadın doğum oranının en yüksek illerinden olmasına rağmen, sadece 1 kadın doğum ünitesi bulunmaktadır.

Tarımsal sulamada olduğu gibi birçok köy de içme suyu sorunu yaşamakta, köylüler kendi imkânlarıyla evlerine su getirmektedirler ancak devlet, hiçbir hizmet götürmediği bu köylere yüksek oranda su faturaları düzenlemektedir.

Evet, arkadaşlar, ben konuşmama başlamadan önce bile Siverek'ten, Viranşehir'den, konuşacağımı bilen halkımızın da, vatandaşlarımızın da özellikle talepleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Sürücü.

AYŞE SÜRÜCÜ (Devamla) - Urfa'nın temel sorunlarından biri de elektrik sorunudur. Viranşehir, Siverek, Karaköprü, Haliliye, Eyyübiye ve Suruç'ta elektrikler sürekli olarak kesilmektedir. Vatandaş sürekli kesintilerden muzdaripken, doğru düzgün enerji ihtiyacı karşılanamazken bir de yüksek elektrik faturalarıyla mağdur edilmektedir. Siyasi iktidarın Urfa halkının kangrenleşmiş bu elektrik sorunlarından haberi var mıdır?

Evet, değerli arkadaşlar, yine, Urfa'nın çözülemeyen bütün bu yapısal sorunları toplumsal olarak ağır sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Gençler işsizlik ve yürütülen özel politikalar nedeniyle uyuşturucu pençesinde can vermektedir. AKP iktidarı Kürt coğrafyasında yürüttüğü bu politikalarla Kürt gençlerini uyuşturucu batağına sürüklemektedir. Urfa ve ilçelerinde uyuşturucu kullanım yaşı 10'lu yaşlara kadar inmiştir. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin zehirlenmesine devlet göz yummakta ve özel politikalarla bu süreci yönetmektedir. Daha dün Urfa'dan bir baba, evladının göz göre bu batağa batmasına isyan etmiştir. Devletin uyuşturucuyla mücadelede yeteri kadar çalışma yürütmediğini söylemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Artık bağlayın Sayın Sürücü, lütfen.

Buyurun.

AYŞE SÜRÜCÜ (Devamla) - Oğlunu bu bataklıktan kurtarması gereken devletin polisleri genci darp etmiş, baba bu duruma sitemini bu konuda "Devlete hakkımızı helal etmiyoruz." sözleriyle dile getirmiştir. Ülkede yıllardır devam eden, toplumu derinden sarsan bu savaş ve çatışma sürerken yeni bir sosyal yıkım olan uyuşturucu bağımlılığı giderek tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Birçok kentte gençler arasında kullanımı artan uyuşturucu bir yandan ölüme sürüklerken diğer taraftan toplumu da yozlaştırmaktadır. Batı'da AKP'nin neoliberal politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan uyuşturucu kullanım oranı başta Diyarbakır, Urfa ve Mardin olmak üzere bölgede yaygınlaşmıştır. Devlet bu özel politikalarından bir an önce vazgeçmeli ve bu konuda ivedilikle gereken önlemleri almalıdır.

Evet, değerli arkadaşlar, bu nedenle diyoruz ki: Biz kadınlar, gençler, köylüler, kentliler, emekçiler olarak bu bütçeye "hayır" diyoruz, bu bütçe sarayın bütçesidir.

Teşekkür ediyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Sürücü.