Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:34
Tarih:16/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA SERMET ATAY (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının 2019 yılı bütçesi üzerinde konuşma yapmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz üzere, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtikten sonra İçişleri Bakanlığında yeniden yapılandırma meydana gelmiştir. Bu yapılandırmada Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kuvvet komutanlığı bünyesinden çıkarılarak genel kolluk hizmeti sınıfına geçirilmiş ve İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır. Bu değişiklik askerî yapı içerisinde olup kolluk hizmeti yapan jandarmanın tam olarak görevinin belirlenmesi açısından olumlu bir gelişmedir. Hâliyle bu değişiklikten sonra birtakım aksaklıklar ve eksiklikler ortaya çıkmıştır.

Geçtiğimiz günlerde Meclisimize gelen kanun tasarısıyla Jandarmanın İçişleri Bakanlığına uyumu yönünde kanuni değişiklikler yapılmıştır. Ancak bunun yanı sıra, birtakım sosyal ve özlük hakları yönünde düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Şöyle ki Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığının muadili İçişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapan Emniyet Genel Müdürlüğü personelidir. Polis teşkilatına sağlanan sosyal hakların, örneğin polisevi gibi sosyal tesislerin Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına da yapılarak kurumlar arası eşitlik sağlanması gerektiği düşüncesindeyiz.

Bunun yanı sıra, Emniyet Genel Müdürlüğümüzde çalışan bir polisin terfide yaş sınırı 45 iken Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlikte çalışan ve polis memurunun muadili olan bir uzman jandarma ve uzman çavuşların terfilerinde yaş sınırı 35 olarak belirlenmiştir. Bu durum, uzman jandarma ve uzman çavuşlar aleyhine bir eşitsizlik ve haksızlıktır. Kolluk kuvveti olarak İçişleri Bakanlığına bağlandığı hâlde terfi yönünden hâlâ Silahlı Kuvvetlerde görevli uzman çavuşlarla mukayese edilmesi yanlış bir uygulamadır. Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığında çalışan uzman çavuş ve uzman jandarmaların İçişleri Bakanlığına bağlandığı ve bundan sonra Emniyet Genel Müdürlüğündeki polis teşkilatında çalışan muadilleriyle beraber aynı terfi sistemine tabi olması gerektiği düşüncesindeyiz.

Yine, subay, astsubay ve polislerin okulda geçen eğitim süreleri hizmetten sayılırken uzman jandarmalarımızın okulda aldıkları bir yıllık mesleki eğitimin hizmetten ve sigortalılık süresinden sayılmaması uzman jandarmalarımız açısından büyük bir mağduriyet yaratmaktadır.

Ayrıca, ileride hemşire, polis, din görevlilerine uygulanması planlanan 3600 ek göstergeden uzman jandarma ve uzman çavuşların da yararlandırılması gerektiği düşüncesindeyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 Ekim ayı itibarıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde 276.064 Emniyet personeli, 190.414 Jandarma personeli, 5.935 Sahil Güvenlik, 52.935 güvenlik korucusu olmak üzere toplam 524.808 personelle iç güvenlik hizmeti yürütülmektedir. Burada dikkat çekmek istediğimiz husus, 15 Temmuz hain darbe girişiminde bulunan, FETÖ darbesi içerisinde bulunan İçişleri Bakanlığı personelinin durumudur. FETÖ elebaşı açıkça birçok defa televizyon programlarında ve mülakatlarında devlet içerisinde öncelikle kadrolaşılması gereken kurumun İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı olduğunu dile getirmiştir. Bunun nedeni, bu iki bakanlığın adalet mekanizmasını, güvenliği ve ülke yönetimini elinde tutmasıdır. Bu nedenle, FETÖ terör örgütü İçişleri Bakanlığında kadrolaşmaya çalışmıştır. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yapılan soruşturma ve tahkikatlarda FETÖ terör örgütüyle bağlantısı nedeniyle İçişleri Bakanlığı tarafından toplam 38.789 kişi görevinden ihraç edilmiştir. Bunun 428'i mülki idare amiri, 31.209'u Emniyet Genel Müdürlüğü, 4.139'u Jandarma, 349'u Sahil Güvenlik Komutanlığı çalışanıdır. Bunlardan 1.873 emniyet müdürü, 1.789 subay-orgeneral rütbesindedir. Bu da göstermektedir ki FETÖ terör örgütü tarafından en fazla saldırıya uğrayan ve mağdur olan kurum İçişleri Bakanlığıdır. İçişleri Bakanlığı, eksilen kadrosunu tamamlamak üzere 2018 yılı içerisinde Emniyete 17.574, Jandarmaya 21.632, Sahil Güvenliğe 540, bekçiliğe de 7.010 personel alıp bu eksikliği tamamlayarak görevine devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bizim dikkat çekmek istediğimiz husus, bir cemaatin bu kadar saldırısına maruz kalan Bakanlığın, yeni personel alımında bir cemaatten kurtulup diğer cemaatin etkisi altında kalmaması gerektiğidir. Hiçbir dinî cemaatin hiçbir bakanlıktaki personel alımında rol oynamaması, kadrolaşmaması gerektiği düşüncesindeyiz. Aksi takdirde, bir cemaatten kurtulup diğer cemaatin etkisi ve baskısı altına girilmesiyle yeni bir tehlikenin doğacağı açıktır. Cemaat ve tarikat mensupları iç güvenlik kurumlarımızdan temizlendikçe kurumlarımız daha da güçlenecek ve terörle mücadelede daha etkin sonuçlar alınacaktır.

Personel alımında mutlaka ve mutlaka adil, hakkaniyetli bir sınav sistemi kurulup başarılı olanların alınması gerektiği düşüncesindeyiz. Bu anlamda sonuna kadar İçişleri Bakanımızla birlikteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kahraman polislerimiz, Jandarmamız ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelimizle, ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan terörle mücadele konusunda kararlı ve emin adımlarla etkin bir şekilde mücadele edilmektedir. Allah'ın izniyle, topyekûn bir mücadeleyle terör kaynağında yok edilecektir. Terörle mücadelede eski usuller bırakılmış olup, şimdi, teröristlerin şehirde ve kırsalda hakimiyet kuramaması, lojistik desteğinin kesilmesi, terörün ve teröristin kesintisiz bir şekilde bulunduğu yerde tespit edilerek yok edilmesi usulü benimsenmiştir. Bu sayede teröristlerin hareket alanları kısıtlanmış, maddi destekleri azalmış, teröre eleman kazandırma imkânları ellerinden alınmıştır. Yurt içinde örgütlenemeyen, eylem yapamayan PKK yurt dışına yönelmiş ve teröristleri savaş bölgesi olan Suriye ve Irak'a yönlendirmiştir.

Terörle mücadele kapsamında bazı belediyelerin terör örgütünün kontrolüne girmesiyle 10 il, 69 ilçe, 22 belediyede, 94 bölücü terör, 7'si FETÖ terör örgütüyle bağlantısı nedeniyle 101 belediye başkanı görevden alınarak yerine kayyum atanmıştır. Görevden alınan belediyelerin birçoğunda terör örgütüne finans, lojistik destek sağlandığı tespit edilmiş olup bu görevden alınmalarla terör örgütlerine ağır bir darbe vurulmuştur. Devletimizin bölgede varlığını hissettirmesi ve terör örgütünün belediyelerle ilişiğinin kesilmesini olumlu bir gelişme olarak görüyor; Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu tür müdahalelerin yerinde ve gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; PKK, KCK/TY terör örgütünün siyasi temsilcileri devamlı suretle uyuşturucuyla mücadele eder gibi söylemlerde bulunmakta olup, işin esasına indiğimizde PKK terör örgütünün bir yılda 1,5 milyar dolar uyuşturucudan gelir elde ettiğini görüyoruz. Türkiye'deki en büyük uyuşturucu tedarikçisi ahlaksız ve şerefsiz PKK terör örgütüdür. Yapılan operasyonlarla bu örgütün uyuşturucu gelir kaynaklarına darbe vurulduğunu sevinçle izlemekteyiz. Bu anlamda kahraman Türk polisimizi ve jandarmamızı kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Ülkemizin en büyük sorunlarından bir tanesi de Suriyeli mülteci problemidir. Özellikle güneydoğuda, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa ve Kilis'te Suriyeli problemi gittikçe büyüyen bir sorun hâline gelmiştir. Bu şehirlerin altyapısı çökmüş, hayat pahalılaşmış, sosyal dokuları bozulmuştur. Suriye'de akan kanın bir an önce durdurularak ülkemizde yaşayan Suriyelilerin güvenli bir şekilde ülkelerine gönderilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

Kaygımız şudur ki: Bu şahıslara ülkelerine dönme yolunda inisiyatif verilirse bunların birçoğu ülkesine dönmeyecek olup bu durum ülkemiz açısından ciddi bir sıkıntı doğuracaktır.

Resmî rakamlara göre ülkemizde 4 milyon 709 bin 135 yabancı uyruklu kişi yaşamakta olup bunların 3 milyon 594 bini Suriyelidir. Biz bu Suriyelilerin gayriresmî rakamlarla beraber en az 4 milyon olduğu düşüncesindeyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanımızın da girişimiyle çok önemli bir hususa parmak basıldı ve bir trajediye son verildi: Ahıska Türkleri meselesi. Ahıska Türkleri, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra tüm erkekleri Ruslarla cephede olan 86 bin Ahıska Türkü, haksız ve vicdansız bir kararla Stalin tarafından vagonlara üst üste bindirilerek Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a sürgüne gönderilmiştir. Bu yolda 20 bin Ahıska Türkü açlık, soğuk ve hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Ülkemiz çok yerinde bir karar alarak yıllarca ezilen soydaşlarımızdan -2015 tarihli bir Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye'de- 3.235 kişinin Erzincan Üzümlü ve Bitlis'in Ahlat ilçesinde iskân edilmelerini kararlaştırmıştır. Göç İdaresi 2.763 kişinin iskân işlemlerini bitirmişken 472 kişinin iskân işlemleri hâlen devam etmektedir.

Ülkemizde iskân edilen bu kişilerin Ukrayna'daki mesleklerini icra edebilmeleri açısından diplomalarına denkliğin verilmesi, onlara iş imkânının sağlanması gerekmektedir. Bu hususta şimdiye kadar hiçbir çalışma yapılmamıştır. Örneğin Ukrayna'da doktorluk yapan, hemşirelik yapan, öğretmenlik yapan bir Ahıska Türkü, Türkiye'de ne yapacaktır, mesleğini nasıl icra edecektir? Diplomalarına denklik tanınacak mıdır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERMET ATAY (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

SERMET ATAY (Devamla) - Aksi takdirde bu mağduriyeti gidermek için Türkiye'ye getirdiğimiz soydaşlarımızın yeni bir mağduriyeti ortaya çıkacaktır. Bakanlar Kurulu kararının üzerinden yaklaşık dört yıla yakın bir süre geçmesine rağmen hâlâ Türk vatandaşlığını kazanamayan ama Türkiye'de iskân edilen Ahıska Türkü mevcuttur.

Sayın İçişleri Bakanımızdan bu hususu incelemesini, mağduriyete sebebiyet verilmemesi açısından öncelikle vatandaşlığa geçmeyen Ahıska Türklerinin bir an önce vatandaşlığa geçirilmesini ve bunların mesleklerini icra etmesi açısından mevcut diplomalarına denklik işleminin sağlanmasını özellikle rica ediyoruz.

Sözlerimi tamamlarken İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin memleketimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum, saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)