Konu:Bütün yanlış politikaların yükünün İçişleri Bakanlığına kalmış olmasının Bakanlığın en büyük bahtsızlığı olduğuna ve bir devleti başka yapılanmalardan ayıran şeyin hangi koşullar olursa olsun, muhatap kim olursa olsun hukuka bağlı kalmak olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:34
Tarih:16/12/2018


Bütün yanlış politikaların yükünün İçişleri Bakanlığına kalmış olmasının Bakanlığın en büyük bahtsızlığı olduğuna ve bir devleti başka yapılanmalardan ayıran şeyin hangi koşullar olursa olsun, muhatap kim olursa olsun hukuka bağlı kalmak olduğuna ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Tabii, zor bir bakanlığın bütçesini görüşüyoruz.

Adalet terazisi doğru tartmadığında sorunu sopayla çözmekten başka bir iş kalmaz. Hastanelerde insanca çalışma koşulları olmadığında, acil servislerde 300 numaralı sıralar olduğunda hastanede şiddeti önlemeye güç yetmez. Okullar çeteleşmişse, millî eğitim politikası sorunluysa onu sadece polisiye tedbirlerle çözmeye çalışırsınız ama hiçbir yere varamazsınız. Dolayısıyla, aslında bütün yanlış politikaların yükünün İçişleri Bakanlığına kalmış olması galiba bu Bakanlığın en büyük bahtsızlığı. Ama her şeye rağmen bir devleti başka yapılanmalardan ayıran şey, hangi koşullar olursa olsun, muhatap kim olursa olsun hukuka bağlı kalmaktır.

Değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanının kabul ettiği ve sorunlarını kendi sorunu kabul ederek çözeceğini iddia ettiği Cumartesi Annelerine tarihte ilk defa sizin döneminizde, bırakın izin vermeyi, gazla müdahale edildi, yaşlı kadınlar sokaklarda itilip kakıldı.

Çok somut bir örnek vereceğim, bakın pazartesi günü -Sayın Bakan- eş genel başkanımız Kars'ta kapalı bir salon toplantısı yapacak, kapalı salon toplantısı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - İki gündür ben neyle uğraşıyorum biliyor musunuz? Kırk sekiz saat önce kapalı salon toplantısı için izin alınması gerektiğini iddia ediyor Kars'taki Güvenlik Şubedeki polisler. Hangi kanunda yazıyor kapalı salon toplantısında kırk sekiz saat önce izin alınacağı değerli arkadaşlar? 2911'de yok kapalı salon toplantılarıyla ilgili bir izin. Üstüne üstlük şunda ısrar ediyorlar, diyorlar ki: "Toplantı geldiğinde göreceksiniz böyle yapacağız. İçeriye parti üyesi olmayan hiç kimse alınmayacak."

Şimdi, bir siyasi parti eş genel başkanı salon toplantısı yapacak ve kırk sekiz saat izin şartı koyacaksınız, "İçeriye de üye olmayan hiç kimse girmeyecek." diyeceksiniz; çok açık iddia ediyorum: Bu, bir siyasi partinin çalışmasını engelleme suçudur ama herhâlde kanunlar Kars'ta başka bir şey ifade ediyor; İzmir'de, İstanbul'da, Ankara'da başka bir şey ifade ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Bakın, dün söyledik, tekrar, bir kez daha hatırlatıyorum: 15 Temmuz sonrasında, şu anda da yine Kabinede bulunan bir Bakan, Sayın Albayrak, çıktı, dedi ki: "Muhtemelen, Roboski'de FETÖ parmağı var." Biz de sandık ki gerçekten, Roboski'yle -34 insan, çoğu çocuk, bir şekilde hayatlarını kaybetmişler; başka tabir kullanmıyorum, hayatlarını kaybetmişler diyorum- bu insanlarla ilgili herhâlde 15 Temmuz dolayısıyla yeni bir soruşturma süreci falan başlar, dosya yeniden açılır, sayfalar yeniden açılır dedik. Şimdi, ne kadar doğru bir tespitti, öylesine mi söylenmişti, 15 Temmuz sonrasının ruh hâli içinde mi söylenmişti, bilmiyorum ama haklı bir tarafı vardı çünkü o dönem kuvvet komutanlarının, bölgedeki komutanların büyük kısmı şu anda cezaevindeler 15 Temmuzda bu binaya bomba yağdırdıkları için.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Cizre'de, Sur'da, Nusaybin'de, birçok yerde -birçoğunuz da tanıklık etti ki- aslında sivillerin oralardan canlarına bir şey gelmeden çıkartılmaları pekâlâ mümkündü ve bazı şehirlerde bu başarıldı. Bu, yerel inisiyatifin mülki amirlerde bulunduğu yerlerde, birçok yerde başarıldı ama bazı yerlerde top atışıyla mahalleler imha edildi değerli arkadaşlar.

Şimdi, o gün çatışmayı tercih edenler, bombalamayı tercih edenler -yine demin ifade ettiğim gibi- 15 Temmuzda da 250'nin üzerinde insanın ölmesinin sorumlularıydı, görevlerinin başındaydılar. Şimdi, buraya bomba yağdırınca kötü ama Sur'a, Cizre'ye bomba yağdırdığında eğer bu normalse işte ırkçılık, ayrımcılık, nefret tam da budur arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Son olarak Sayın Başkan.

Bir son örnek vereceğim size: Geçtiğimiz yıllarda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Bursa Belediye Başkanı, İstanbul'da bazı ilçe belediye başkanları görevlerini bıraktılar; bazıları ağlayarak bıraktı, bazıları belki bırakmış gibi yaptı, hâlâ bir şekilde yeniden gelmenin yollarını arıyorlar ama eğer "96 belediyede insanlar yanlış belediye başkanı seçti. Aslında, kendi yöneticilerini kendileri seçemez, kendi yöneticilerini seçecek liyakate sahip değiller. Onun için de orada kayyumlarla ilgili kanun uygulanamaz. Onların yerine, onları kimin yöneteceğine biz karar veririz." diyorsanız, Bursa'ya başka ama Digor'a başka, Erzurum'un ilçesine başka bir şey uyguluyorsanız, bunun adı nedir?

Ama meclis üyelerinin tamamı yanlışsa, meclis üyeleri kendi aralarından bir başkan seçemez pozisyondaysa işte deminki noktaya geliyorsunuz, o zaman 6 milyonun 6 milyonu da suçlu pozisyonuna geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Ve bu ayrımcı uygulamayı, bu çok açık, çok net, herkese farklı uygulamayı savunmanın imkânsızlığına rağmen, bakın, hâlâ hendek üzerinden polemik yapıyorsunuz. Erzurum'un ilçelerinde hendek mi vardı değerli arkadaşlar?

Sayıştay 2017 raporunu yayımladı. Burada sayılan iller: Ağrı, Van, Mardin; yolsuzluk rakamları var. Sayıştay, hâlâ FETÖ'nün kontrolünde olduğu için mi bu rakamları yazıyor, yoksa HDP'li belediyelerin belediye başkanları cezaevinde olmasına rağmen, müfettişler bir şey bulamamış da şimdi kayyumları bilerek, kasıtlı olarak mı suçlu durumuna düşürmeye çalışıyorlar?

Siz iktidarsınız değerli arkadaşlar, burada, siz hesap vereceksiniz, siz bizden hesap sormayacaksınız; biz kendi muhasebemizi, kendi öz eleştirimizi kendi platformlarımızda yaparız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son defa, buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Ama eğer bize "Dağda başka bir şey yapıyorsunuz, burada barış şarkısı söylüyorsunuz." derseniz, deriz ki: Değerli arkadaşlar, biz Diyarbakır'da barış şarkısı söylediğimiz gibi, burada aynı şeyi söyleyeceğiz. Ama o gün, Kandil'e milletvekillerimiz giderken, eş başkanlarımız giderken ya sizin talebinizle gitti ya izninizle gitti ya bilginiz dâhilinde gitti; eğer bunların hiçbiri olmamışsa, o kadar insan oraya size rağmen gitmişse bırakın bu konuyu bari hiç olmazsa açmayın. Diğer partiler sorduğunda anlıyoruz, "Biz hâlâ barışın arkasındayız." diyoruz; hâlâ "İnsanlar ölmeden, konuşarak sorunları çözelim." diyoruz; sizin milletvekilleriniz çıkıyor, çözüm sürecinin yanlışlarının hesabını bizden sormaya çalışıyor.

Değerli arkadaşlar, Diyarbakır'da "megri megri" söyleyip burada bize Mehter gazı veremezsiniz, veremeyeceksiniz; bunu göreceksiniz. (HDP sıralarından alkışlar)