Konu:Mustafa Şentop'un birleşimi yönetiş biçiminin nasıl olacağını, McKinsey'in nasıl ve niye savunulduğunu, ülkedeki Amerikan üslerinin nerede ve kaç tane olduğunu, muhalif medyanın olmadığı bir zamanda medyaya ne dersi verildiğini öğrenmek istediğine ve mülteci sorununun sonuç olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:34
Tarih:16/12/2018


Mustafa Şentop'un birleşimi yönetiş biçiminin nasıl olacağını, McKinsey'in nasıl ve niye savunulduğunu, ülkedeki Amerikan üslerinin nerede ve kaç tane olduğunu, muhalif medyanın olmadığı bir zamanda medyaya ne dersi verildiğini öğrenmek istediğine ve mülteci sorununun sonuç olduğuna ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, öncelikle tabii, bu cihazlarla ilgili sorunu çözmeden bugün nasıl çalışacağız, doğrusu bilmiyorum.

BAŞKAN - Onunla ilgili kısa bir açıklama yapayım: En fazla 30 giriş yapılabiliyor sisteme, 30'u geçince girilemiyor. Şu anda 30...

AYHAN BİLGEN (Kars) - Bundan önceki altı gün boyunca 30 giriş olmadığı için mi çalıştı cihazlar gün boyunca? Bugün soru sorma talebi yüksek galiba.

BAŞKAN - Muhtemelen arada söz vermeler olduğu için 30'un altına düşmüştür.

Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, ben, tabii, toplantı yönetiş biçiminizle ilgili tutumunuzu en azından öğrenmek açısından söz istedim.

Şimdi, tabii, her Meclis başkan vekilinin kendine göre bir tercihi ve toplantı yönetme biçimi var ama gün boyu en azından o günkü oturumu yöneten Meclis başkan vekilinin partiler arasında eşit davranma gerekçesiyle nasıl davranacağını bilmemiz gerekiyor. Çünkü diğer günlerde bazen Meclis başkan vekilleri kürsüde konuşan her hatipten sonra 1'inci grubun sözcülerinin söz isteyerek hatibin sözüne dair cevabını vermesine olumlu yaklaşıyorlar ve söz veriyorlar. Bazen de Meclis başkan vekilleri tersini düşünüyor, konuşmacıların insicamı bozulmasın diye o grup bitene kadar grup başkan vekillerine söz vermiyorlar. Bu konudaki yaklaşımınızın nasıl olacağını bilirsek biz de en azından 1'inci grup milletvekillerinin konuşmalarında doğrudan bizi hedef alan, bizi işaret eden, bizi ima eden sözlerine dair cevap her birinden sonra verecek miyiz yoksa bizim grubumuzdakiler konuşurken nasıl kimseye söz vermeyecekseniz -eğer böyle olacaksa- biz de bunu sonuna kadar bekletecek miyiz, bunu öğrenmek istiyorum. Yani çok açık biçimde burada hem konuları değerlendiriş biçimi hem de iktidar sorumluluğuyla bağdaşmayacak bir yaklaşımla karşı karşıyayız.

Şimdi, bizi, Hasan yerine Hans'ı tercih etmekle itham edenlere soruyorum: Bu ülke, McKinsey'i aylarca nasıl savundu ve niye savundu? McKinsey'in akreditasyon kurumu olmasına muhalefetin tepkisi olmasaydı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Açalım arkadaşlar Sayın Grup Başkan Vekilinin mikrofonunu.

AYHAN BİLGEN (Kars) - ...Cumhurbaşkanı o tavrı koyar mıydı ve o geri adım, atıldı mı onu da bilmiyoruz ama en azından vazgeçildiği söylenilen ilişki kalır mıydı?

Şimdi, bu ülkede 1950'li yıllardan beri sayısını, nerede olduklarını sizin de öğrenme imkânınız olmayan, benim de öğrenme imkânım olmayan Amerikan üsleri var. Kaç tanedir, nerededir bilmiyoruz. İktidarınız boyunca 1 tane Amerikan üssünün kapatılmasına dair bir talebi bu ülkeye, bu ülkenin Parlamentosuna getirdiniz de muhalefet mi karşı çıktı? Şu anda, devlet bankaları dışında, mevcut özel sektör bankalarının sermayelerinin neredeyse tamamına yakınının yabancı sermayeye geçtiğini galiba siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Ya Arap sermayesi ya Batı'daki, Avrupa'daki, İtalya'daki, Almanya'daki bankalar, Türkiye'deki ismi Türkçe olan bankaların gerçek sahibi konumundadır. Dolayısıyla, arazisi ipotek edilmiş olan Hasan amcanın arazisinin sahibi aslında İtalya'daki bir sermayedardır, Almanya'dadır, Birleşik Arap Emirlikleri'ndedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Açalım mikrofonu.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Dolayısıyla, burada, bize yerlilik, millîlik konusunda bir mesaj verirken bütün muhalefete, galiba bu on altı yılın, on yedi yılın pratiğine dair daha net bir şey konulması lazım.

Medya mesajları açısından da sadece bir örneği hatırlatmak istiyorum size. Bakın, birkaç gün önce, tabii, hiçbirimizin acısı üzerinden bir siyaset yapmayı doğru bulmam ama Ömer Dinçer, bakanlık yapmış, müsteşarlık yapmış bir isim. Bir cenaze töreni ve cenazede bir tarafında Sayın Davutoğlu ve öbür tarafında Sayın Gül var. Hükûmete yakın bir medya kuruluşu "Hayırdır, bu ne hâl?" diye başlık atıyor.

Şimdi, cenaze törenleri üzerinden ve iç politik çekişmeler bile, parti içi politik çekişmeler bile bu dozda, bu tarzda yürüdüğünde, muhalif medya zaten kalmadı ki onlara ne medya dersi veriyorsunuz?

Son olarak da Sayın Başkan, mültecilerle ilgili, mülteci konusu partilerüstü bir sorundur ve Türkiye'nin mülteciler konusunda gösterdiği duyarlılık da elbette takdire şayandır ama mülteci sorunu bir sonuçtur. Suriye savaşının bu noktaya geleceğini, yüz binlerce mülteci olacağını kestiremediysek, orada rejim değiştirme hevesiyle, savaşın ilk günlerinden beri yapılanların bir sonucunun, bir bedelinin aynı zamanda bebeklere de çıkacağını öngörememişsek bu, bizim eksiğimizdir.

Teşekkür ediyorum.