Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:32
Tarih:14/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA YUSUF BEYAZIT (Tokat) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Vakıf, insanların kendilerine ait mallarını, mülklerini, ekonomik değerlerini, helal kazançlarını, kendilerine göre kutsal gördükleri bir gayeye hasretmek olarak tanımlanabilir.

Değerli milletvekilleri, bugün yöneticileri de hayatta kalmamasına rağmen hayır kurumlarının temsilciliklerini Vakıflar Genel Müdürlüğü yapmaktadır. Her biri yalnızca Allah rızası kazanmak amacıyla kurulan bu vakıfların amaçlarını Vakıflar Genel Müdürlüğü gerçekleştirmektedir.

Kadim bir medeniyetin sonucu olarak dünya medeniyeti hâline gelen vakıflarla ilgili bazı örnekler aktarmak isterim. Anadolu'nun, Balkanların, kısaca Osmanlı'nın gittiği bütün coğrafyada nerede bir tarihî eser görseniz, han, hamam, kervansaray, cami, mescit, darületfal, darüleytam, darülaceze, bimarhane, hastane, medrese, külliye, çeşme, sebil, çarşı, bedesten, bunlar mutlaka vakıflar eliyle yapılmıştır. Vakıflarda hem bir yerellik vardır hem de bir mahallîlik vardır. Hepsinin bir hayratı, bir de akarı vardır. Hepsi birer abide, hepsi birer şaheserdir. Tezhibiyle, tezyiniyle, hüsnühatlarıyla, el yazması eserleriyle, tombaklarıyla, şamdanlarıyla vakıflar gerçekten bizim kadim medeniyetimizi teşkil eder.

Ecdadımız, daha İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi çıkmadan insan kişiliğini koruyan vakıflar kurmuştur. Yün vakıfları bunlardan birisidir. Yine, yaşlı kadınlar aç kalmasın diye vakıf kurulmuştur. Hayvan hakları daha bilinmezken bizim ecdadımız göçmen kuşlarını koruyan vakıflar kurmuştur, onlara yem dağıtan vakıflar kurmuştur, hasta leylekleri tedavi eden vakıflar kurmuştur, darülmiyavlar, darülhavhavlar kurmuştur. Kuş evlerini saraylar gibi yapmışlardır. Sadaka taşları, sadaka vakıfları kurmuşlardır. Gecenin karanlığında bu taşlara bırakılan bu hayratlar... Ne alan vereni ne de veren alanı bilmektedir. Öksüzleri koruyan vakıflar, küçük çocukları pikniğe götüren vakıflar kurulmuştur. Evlenemeyen kızların çeyizlerini cihazlarını yapan, bunları ödeyen vakıflar kurulmuştur. Hizmetçilerin kırdığı kap kacakları tazmin eden, sırf onları ev sahibi işinden etmesin, onları mahrum etmesin diye vakıflar kurulmuştur.

Değerli milletvekilleri, bu anlayışın devamı olarak vakfiyelerinde eğitim şartı bulunan vakıfların gayelerini gerçekleştirmek üzere iki yüzyıl sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü 2 üniversite kurmuştur. Bunlardan birisi Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesidir. Bu vakfın kurucularını dikkatlerinize sunmak istiyorum. Birisi dünyanın en büyük mimarı Mimar Sinan Vakfıdır, diğeri Fatih Sultan Mehmet Vakfıdır. Yine 2 hanım sultan Nur Banu Valide Sultan ve Hatice Sultan Vakfıdır.

Değerli dostlar, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi de yine Vakıflar Genel Müdürlüğünün mazbut vakıflarının kurduğu bir üniversitedir.

Vakıf insanın yalnızlık ve yabancılık çektiği modern dünyada ona yalnız ve yabancı olmadığını hatırlatmaktır. Fakirin gülen yüzü, zenginin varoluş gayesidir. En önemlisi vakıf şifadır, bazen hastalara, bazen açlığa, bazen yalnızlığa, bazen de zamana. Bu anlayışla İstanbul'da kurulan Bezmiâlem Vakıf Üniversitesinin kurucusu da, yine bir hanım sultan olan Bezmiâlem Valide Sultan'dır. Silahtar Abdullah Ağa Vakfı'dır. Ve üçüncü vakıf da II. Abdülhamit Han Vakfıdır. Dolayısıyla bu önemli iki üniversite yalnızca Allah rızası gözetilerek kurulmuştur ve ecdadın emaneti olan vakıflarımıza layıkıyla sahip çıkmak, bu şuuru ve bu yüksek algıyı gelecek nesillere layıkıyla aktarabilmek, vakıf duasına nail olmak, bedduasından korunmak için yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, vakıf medeniyetinin uzandığı bütün coğrafyalarda bütün bu vakıf eserlerini görmek mümkündür. Vakıflar Genel Müdürlüğü yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değil, bütün Osmanlı coğrafyasında da bütün bu hizmetleri yerine getirmiştir.

Sizin dikkatinizi çekmek istediğim, tam bundan beş yüz altmış dört sene önce kurulan bir vakıf var, Fatih Sultan Mehmet Vakfı. Bu vakfiyeyi sizlere okumak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF BEYAZIT (Devamla) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Milletvekili.

YUSUF BEYAZIT (Devamla) - "Ben ki İstanbul Fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmet. Bizatihi alun terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul'un Taşlık mevkiinde kâin ve malumu'l-hudut olan 136 bap dükkanımı vakfı sahih eylerim. Bu gayrı menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim. Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul'a çıkalar, bilaistisna her kapuya vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar, var ise şifası ya da mümkün ise şifayab olalar. Değilse, kendilerinden hiç bir karşılık beklemeksizin Darülaceze'ye kaldırılalar. Maazallah, herhangi bir gıda buhranı vaki olduğunda ehli erbaba silah verile, hayvanat-ı vahşiye yavruda ve yumurtada olmadığı zaman avlanalar ki bu insanlar gıdasız kalmayalar."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF BEYAZIT (Devamla) - Ve yine Kanuni'nin bir vakfiyesiyle, bir duasıyla sözümü tamamlamak istiyorum: "Her kimse ki; vakıflarımın bekasına özen ve gelirlerinin artırılmasına itina gösterirse bağışlayıcı olan Allahu Teala'nın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatı sayılamayacak kadar çok olsun, dünya üzüntülerinden korunsun ve muhafaza edilsin."

Ve bu duayla, Vakıflar Genel Müdürlüğünde çalışan bütün mesai arkadaşlarıma, başta Genel Müdür ve bütün mühendis ve işçiler olmak üzere, hepsine şükranlarımı ifade ediyorum.

Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)