Konu:Sakarya Milletvekili Engin Özkoç'un Sataşma Nedeniyle Yaptığı Konuşmasında Adalet Ve Kalkınma Partisine Sataşması Nedeniyle Konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:31
Tarih:13/12/2018


Sakarya Milletvekili Engin Özkoç'un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kürsüye gelme sebebim, herhâlde bütün hazirunun bilgisi dâhilindedir diye düşünüyorum.

Son derece üzgünüm, grubumuz üzgün, konuşmayı yapanların da üzgün olduğu kanaatindeyim fakat sükûnetle ve sakin bir dille konuşmak istiyorum. Bağırmanın hiç kimseye, hiçbirimize faydası yok. Birbirimizi "FETÖ'cü" diye itham etmenin de kimseye bir faydası yok. Burada mesele, gerçekten kim FETÖ'cüyse onun cezalandırılması.

Buradan bakıldığı zaman...

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Her gün diyorsunuz bunu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Saygısız insan!

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, lütfen... Lütfen...

Değerli milletvekilleri, lütfen, sessizce dinleyelim.

Buyurun Sayın Zengin, devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Buradan bakıldığı zaman, bir defa önce şunu söylemek istiyorum: Kürsüye gelen arkadaşım çok enteresan bir konuşma yapıyor. "Sıkıysa buraya gel!" "Git, kendi ananın babanın geçmişine bak!" Çok ağır bir üslupla konuşuluyor. Bizim, hiçbirimizin, birbiriyle alakalı bu tarz şeyler söylemeye hakkımız olmadığı kanaatindeyim.

Sayın Bakanın konuşmasını dinledim. Sayın Bakan şunu ifade etti: Geçmişte, bu ülkede yargı mensupları belirlenirken çok büyük haksızlıklar oldu. Uzağa gitmeye gerek yok, ben hayatımla buna şahitlik ediyorum.

Ben, üniversiteyi bitirmiş genç bir öğrenciyken hâkimlik sınavına başvurdum, hâkimlik sınavına. Ben fakülteyi son derece yüksek notlarla bitirmiş fevkalade başarılı bir öğrenciydim. Sınava kabul edilmedim. Sınava alınma hakkım bile olmadı, evraklarım iade edildi. Sebep? Sadece verdiğim fotoğraf.

Sayın Bakanın söylediği, kastettiği şey şudur: Bu ülkede isteyen herkesin, eğer Müslüman olarak dünyaya geldiğine ailesi inanıyorsa -ailesi, kendisinin bile rızası yok- kulağına ezan okunur. Sayın Bakanın kastettiği şey bize okundu, size okunmadı değil. Biz kendimizi tanımlarken kendimizi bununla tanımlayan insanlarız. Sizler de tanımlıyor olabilirsiniz ama biz kendi tanımımızı söylüyoruz diye sizi bunun dışında bırakmış olmuyoruz. Ama bizim hayatımız maalesef sadece...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bizim hayatımız sadece ve sadece kendimiz gibi olmaya çalıştığımız için sürekli dayak yiyerek geçti. Neden, ben gencecik bir insanken hâkimlik sınavına giremiyorum ki sadece başörtülü olduğum için? Hiç sınava bile alınma hakkım olmuyor. Biz bunu bugün söylemeyecek miyiz buralarda? Sayın Bakan şunu söylüyor: "Dininiz, inancınız ne olursa olsun bu sınava girebilirsiniz." Türkiye'de hiç kimseye ne Kürt olduğu için ne Alevi olduğu için bu sınava alınmamazlık yapılmıyor. (HDP sıralarından "Var, var." sesleri.) Sadece ve sadece... Sınavdan bahsediyorum, sınavdan bahsediyorum, sınavdan.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) - Kürtler nerede?

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, lütfen.

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) - Vekilim, ezan sesiyle büyüyenlerdenim.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - O sebeple, bu kürsülerde konuşurken bazı kelimeleri tasarruflu kullanmak lazım, birbirimize "terörist" demeye kimsenin hakkı yok.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Ama diyorsunuz.

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) - Her gün ne diyorsunuz? Her gün söylüyorsunuz.

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Buradan konuşan hiç kimse AK PARTİ'ye "terörist" diyemez, diyemez, söyleyemez ve bunun için özür bekliyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Devamına gelelim, devamına. Şimdi, efendim, diyorsunuz ki: "Biz onlardan uzağız." Ya, bu, Zaman gazetesinin önünde el çırpanlar kimlerdi? Zaman gazetesinde insanları koruyanlar, kollayanlar kimlerdi, kimdi? (CHP sıralarından gürültüler)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Zaman gazetesini dağıtan sizlerdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Zengin, tamamlayın artık.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Son kez söz istiyorum.

Daha dün denilecek bir tarihte Genel Başkanınız Almanya'ya gitti, Almanya'da FETÖ'nün en önemli sözcüsü Ercan Karakoyun toplantısındaydı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Yapma Allah aşkına! Yapma! Biz de geleceğiz konuşacağız. Demin konuştuklarınla tezat ama bunların hepsi.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Evet, yapacağım.

Gittiğiniz her yerde FETÖ'cülerle temas, onların dışarıdaki uçlarıyla görüşme, içeriye geldiğiniz zaman da "Bizim bir temasımız yok." Daha dün danışmanı kendisinin, doçent olan danışmanı bu konuda mahkûm edildi. Böyle baktığınız zaman, lütfen, masumiyet içerisine girmeyin. Biz şunu yapıyoruz. (CHP sıralarından gürültüler)

Biz şunu yapıyoruz: Bir defa şunu biliyoruz ki FETÖ, bugün konuşmamda da ifade ettim, bütün siyasi partileri hedef almıştır, bütün siyasi partileri hedef almıştır; hepsini ele geçirmeyi hedeflemiştir, hepsini Bunu görmemiz lazım. Birbirimizi suçlamak yerine gerçek FETÖ'cüleri kovalayalım. Ve bu kürsüden AK PARTİ'ye bir özür bekliyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Artı, son bir şey söyleyeceğim: Özellikle erkek vekil arkadaşlarımdan rica ediyorum, muazzam hâkim bir erkek dil kullanılıyor, muazzam, "Sıkıysa dışarı gel."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Nerede? Dışarıda olsa ne olacak ya? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bir cümle daha söyleyeceğim: Aslolan kavgayı masada yapmaktır, Mecliste yapmaktır, kürsüde yapmaktır. Dışarıda ne işiniz var ya? Gelin, kavgayı burada yapın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)