Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:31
Tarih:13/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 3'üncü Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA AYŞE SÜRÜCÜ (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Devlet Su İşleri bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Fakat öncesinde, ilimde yaşanan gözaltılara dönük kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. Bundan sekiz gün önce Urfa il binamız basılıp il binamızda bulunan onlarca arkadaşımız gözaltına alındı. Annelerimizden tutalım, partimizin yöneticilerine kadar ve hatta danışmanıma kadar, kucağında 3 yaşında çocuğuyla alınan anneye kadar yaklaşık 50 kişi gözaltına alındı. Bugün gözaltının 8'inci günü ama maalesef gözaltı süreleri devam ediyor ve şu an Urfa'da yaşanan hukuksuzlukla bu gözaltı süresi sürdürülerek partimiz üzerindeki baskılar artırılmıştır. Aslında bu baskıların yerel seçimler arifesinde olması da tesadüfi değildir. Biz buradan bir kez daha, gözaltında bulunan arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, Devlet Su İşleri yaptığı HES'ler ve barajlarla halkın ihtiyaçlarına cevap olmaktan öte, halkların tarihini sular altında bırakarak bu coğrafyanın hafızasını yok etmektedir. Türkiye'nin en büyük barajlarından olan Atatürk Barajı, Adıyaman ve Urfa sınırları içerisinde olmasına rağmen bölge halkı ciddi elektrik ve su sıkıntısı yaşamaktadır. İnşa edilen barajlarla Hasankeyf, Samsat Antik Kenti, Eğil'deki mağara evleri, mezarlar, Halfeti'nin taş işlemeli evleri ile Kürt bölgelerindeki tarihi, kültürü, hafızası yok edilerek bir kültürel soykırım yapılmaktadır. Ancak bilmediğiniz bir şey var ki o da Kürt halkının, hafızasını, soykırıma uğrattığınız bu kültürünü, sular altında bıraktığınız ve yıktığınız bu mezarlarını tırnaklarıyla kazıyarak elleriyle bu tarihi yeniden inşa edeceği gerçeğidir. Çünkü Kürt halkının tarihinden, mezarlarından korkuyorsunuz. Korkunuz hatırlamaktır ve hatırlamanın unutmaya ve asimile olmaya karşı bir direniş olduğunu sizler de çok iyi biliyorsunuz. Bu nedende Şeyh Sait'in, Seyit Rıza'nın Saidi Kürdi'nin Cibranlı Halit Bey'in ve daha nice Kürt ileri gelenlerinin mezarlarını kendi korkularınızla örterek saklıyorsunuz. Ama bilmelisiniz ki korkularınızla inşa ettiğiniz bu barajlarda sizler de korkularınızla birlikte bu iktidarı bırakıp gideceksiniz. Bugün, AKP Hükûmeti, Hasankeyf'in on bin yıllık tarihi ve kültürüne yaptığı soykırımla Taybet ananın, Ceylan Önkol'un, Roboskili çocukların, Suruçlu Şenyaşar ailesinin günahına girmiştir.

Değerli arkadaşlar, resmî ideolojinin tarihine baktığımızda devlet çözümü hep Kürt'ün taşınmasında, sürgün edilmesinde, kökünden koparılmasında bulurken Kürtler de tarihlerini yeniden inşa ederek bu politikanın bir işe yaramadığını göstermişlerdir. Devlet, bugün çözümü Hasankeyf'in taşınmasında, sular altında bırakılmasında ve o tarihî parçaların köklerinden koparılmasında görerek bir hafıza silme çabasındadır ama emin olun ki ne "Adalet!" diye haykıran Emine Şenyaşar ne de sular altında bıraktığınız ve dinamitlerle yıktığınız bu mezarların sahipleri hafızasından hiçbir şey kaybetmeyecek ve mezarlarını yeniden inşa edecektir.

Evet, değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bugün Adalet Bakanlığı bütçesi görüşüldü. Ben özellikle kendi ilimden bir iki örnek vermek istiyorum. Türkiye'de uzun bir dönemdir cezasızlık politikaları devam ediyor. Bunlardan 33 canın yitirildiği Suruç katliamı dosyası üç yıldır devam etmesine rağmen maalesef hiçbir gelişme kaydedilmemiştir ve yine, Suruç'ta 24 Haziran seçimleri öncesi 4 kişinin yaşamını yitirdiği Şenyaşar ailesinin dosyasında herhangi bir gelişme yok, dosyada gizlilik kararı devam ediyor. Olayla ilgili tek bir tutuklu var, o da babası ve 2 kardeşi katledilen Fadıl Şenyaşar'dır. Gördüğü baskılardan dolayı Suruç'u terk etmek zorunda kalan, eşi ve 2 oğlunu kaybeden Emine Şenyaşar adalet istiyor ve adalet bekliyor. Bugüne kadar AKP Vekili Yıldız'ın ailesinden tek bir kişinin bile gözaltına alınmadığı, tutuklanmadığını herkes biliyor. Başından beri yargının da emniyetin de tutumu taraflıdır. Evet, yargı bu ülkede iktidarın ve iktidara yakın olanların yargısı ve tarafı olmamalı. Biz de buradan Emine Şenyaşar'ın adalet talebini bir kez daha dile getirmek istiyoruz ve Kurulu saygıyla selamlıyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Sürücü.