Konu:İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun iddia edilen standartta olup olmadığına ve insan haklarının ahlaki tutarlılık gerektiren bir alan olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:31
Tarih:13/12/2018


İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun iddia edilen standartta olup olmadığına ve insan haklarının ahlaki tutarlılık gerektiren bir alan olduğuna ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, aslında konuşma aralarında söz istemeyi ben de doğru bulmuyorum ama hem zaman zaman bizim konuşmalarımıza yapıldığı için hem de konunun biraz aciliyeti ve belki bundan sonraki konuşmalarda değinilir umuduyla ifade etmek istiyorum.

Bu çatı çok ciddi harcamalar yaparak daha önceki İnsan Hakları Komisyonu başkanlarının döneminde, Sayın Elkatmış'ın döneminde İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun nasıl oluşması gerektiğine dair uluslararası toplantılar düzenledi, yurt dışından çok sayıda temsilciyi davet etti, dinledi, tebliğleri bastı ve İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun ya da Ombudsmanın, diğer benzer bir çalışma yürüten kurumların nasıl yapılanırsa gerçekten hakkaniyetle, adaletle hizmet edeceğine dair somut veriler ortaya çıkarttı. Bugünkü kurum o çalışmalarda ortaya koyulan, iddia edilen standartta mı değil mi? Değilse o çalıştaylar, o sempozyumlar niye yapıldı? Yok eğer o standarttaysa gerçekten basit bir karşılaştırma gerekir.

Sayın Başkan, çok uzatmayacağım ama ikinci olarak da; neredeyse konuşmacıların çoğunluğu FETÖ hâkim ve savcılarıyla ilgili haklı serzenişte bulundular. Şimdi, 17-25 Aralıktan sonra -tarihi özellikle söylüyorum milat kabul edildiği için- şu anda FETÖ'den dolayı cezaevinde olan polislerin tuttuğu tutanaklarla, şu anda cezaevinde bulunan savcıların ihbarları ve yakalama kararlarıyla hazırladıkları iddianamelerle, şu anda cezaevinde bulunan hâkimlerin verdiği kararla, bu Mecliste seçilmiş milletvekilleri cezaevinde. Şimdi, değerli arkadaşlar, çifte standartları yarıştırırsanız Fransa mı ileride, biz mi gerideyiz, bunun bir anlamı olmaz. İnsan hakları böyle bir alan değil, insan hakları ahlaki tutarlılık gerektiren bir alan. Şimdi, size yönelik bir şey olduğunda hâkimler ve savcıların kimliklerine bakıyorsunuz ve "Bunlar terörist." diyorsunuz; şimdi, aynı teröristler başkalarıyla ilgili karar verdiğinde, yargılama gerçekleştirdiğinde bunun üstünü örtüyorsunuz.

Son bir çifte standart da galiba Fransa ve Gezi konusunda geçerli Sayın Başkan. Türkiye'deki Gezi eylemlerinde 1'i polis, 8 kişi hayatını kaybetti. Bunların yargılamalarının hangi aşamada olduğunu acaba bilen var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Bu yargılama süreçlerinin hangi aşamada olduğunu, kaçının gerçekten -ihmal de olabilir, yanlışlık da olabilir, kusur da olabilir ama- failleriyle ilgili etkin bir yargılama ve soruşturma süreci işletildi, hem idari soruşturma süreci hem de adli yargılama süreci tamamlandı ve vicdanın, hakkın, adaletin yerine geldiği bir sonuçla karşı karşıyayız diyebiliyoruz? Bunu diyemediğimiz müddetçe Fransa'ya yönelik söylediğimiz sözlerin ciddiye alınır hiçbir tarafı olmaz; tam tersine, Le Monde gazetesi gibi çok ciddi gazeteler Türkiye'deki işkence iddialarıyla ilgili haberler yaparlar, Türk Dışişleri cevap verecek bir iradeyi, bir yaklaşımı bile ortaya koymaz.

Teşekkür ediyorum.