Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:30
Tarih:12/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) - Teşekkür ederim, sağ olun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu çerçevesinde Ulusal Bor Araştırma Enstitüsüyle ilgili söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bor, Türkiye'nin sahip olduğu madenler içerisinde dünyada söz sahibi olabileceği, rezerv büyüklüğü ve üretim kapasitesi açısından yegâne maden. Ülkemiz bor zengini, âdeta bor denizinin üzerinde bulunuyoruz. Dünya rezervlerinin yüzde 73'üne sahibiz, dünya ham madde tedarikinin yüzde 60'ını Eti Maden aracılığıyla biz sağlıyoruz. Bor kaynaklı ürünlerin yaklaşık olarak yüzde 95'inde de ülkemizden ithal edilen, ihraç ettiğimiz bor kullanılıyor. Bu kadar büyük rezerv ve pazar payına rağmen maalesef, dünyadaki toplam bor gelirlerinin yüzde 20'sini elde edebiliyoruz. Bu tabii ki büyük bir çelişki. Bu çelişkinin temelinde Türkiye'nin boru işlemeden ham madde olarak ihraç etmesi yatıyor. Üstelik bor piyasası dünyada oligopol bir piyasa yani satıcısının az, alıcısının fazla olduğu bir piyasa. Mevcut durumda Türkiye, gelişmiş ülkelere ucuz bor temin eden, dolayısıyla bordan elde edilecek katma değeri de yurt dışına ihraç eden bir ülke konumunda. Türkiye, ham bor ihraç ederken katma değeri yüksek bor ürün piyasasını ABD gibi gelişmiş ülkelere bırakmış durumda.

Ülkelerin yer altı kaynaklarına bağlı ekonomik kalkınmalarında sahip olduğu rezervlerin büyüklüğü elbette önemli olmakla birlikte, asıl olan doğal kaynaklarınızı nasıl değerlendirdiğiniz ve ekonominin hizmetine nasıl sunduğunuzdur. İşte, tam da bu noktada Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün görevi başlıyor. Temelde bu enstitü bir araştırma, geliştirme ve üretim geliştirme kurumu. Borla ilgili araştırmalar yapmak, üretim teknolojilerini geliştirmek, dünya piyasalarına boru ham madde olarak değil, katma değeri yüksek, yarı mamul ve mamul hâlde ihraç edilmesini sağlamak, bordan elde ettiğimiz gelirin gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmasına katkı sunmak yani dünyada bor piyasasında Türkiye'yi lider konuma getirmek bu enstitünün, kurumun görevi. 2003 yılında kurulan bir enstitü yani on beş yıllık bir geçmişe sahip. Bu on beş yıllık sürede bu amacına yönelik olarak neler yaptığına baktığımız zaman çok fazla bir mesafe aldığımızı söyleyemiyoruz. Elimizde reel olarak sadece ETİ Madenin üretmiş olduğu bor katkılı Etimatik deterjanı var, onun da deterjan piyasasındaki payı sadece yüzde 1,5.

Tabii, bor konusunda ülkemizin içinde bulunduğu bu olumsuz tabloyu sadece enstitüye bağlamak doğru değil. Hükûmetin ve Bakanlığın bora nasıl baktığı da önemli. Bu bağlamda, Bakanlığın bora ne kadar önem verdiğini Bakanlığın bütçe sunumundan anlayabiliyoruz. Bakınız, Bakanlığın şu bütçe sunumunda borla ilgili sadece iki satır yer alıyor; bunda da ham madde pazar payımızın 2005'te yüzde 36'dan, 2018'de yüzde 59'a yükseldiğini yani diğer bir bakış açısıyla, bor madenlerimizin sömürü oranının arttığından bahsediyor.

Yine Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün Sayıştay denetim raporuna baktığımız zaman, 2016 ve 2017 yıllarında yatırım harcamalarının gerçekleşme oranlarına baktığımız zaman, çok düşük oranda olduğunu görüyoruz. 2016 yılında yüzde 28, 2017'de yüzde 41. Yani siz Bakanlık olarak enstitüye diyorsunuz ki: "Al şu 100 lirayı bununla araştırma yap." 2016 yılında sadece araştırmaya 28 lira harcıyor, 2017 yılında 41 lira.

Yani sonuç itibarıyla Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün Sayıştay raporunda bu yatırımların gerçekleşme oranı oldukça düşük oranda. Bu oranlar gösteriyor ki bu kurum yeterince çalışmamış, atıl durumda, kapasitesinin çok altında bir performans sergilemiş ve başarısızlar. Rezerv büyüklüğüyle dünya bor piyasasında rakipsiz olan Türkiye, bu rezerv büyüklüğünü teknolojiyle buluşturduğu takdirde dünyada borda lider olur ve ülkemizin kaderi değişir. Özetle, Türkiye'mizin geleceği bora yapacağımız yatırımlara bağlı.

Ülkemizde çeşitli vizyonlar zaman zaman dile getiriliyor, ben de bu bağlamda borla ilgili bir gelecek vizyonunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer biz gelecekte bor konusunda lider ülke olmak istiyorsak araştırma geliştirme faaliyetlerine ciddi olarak eğilip ortaya reel projeler koymak durumundayız. Buna Balıkesir'de yapacağımız bor organize sanayi bölgesiyle yani tıpkı bir silikon vadisi gibi bir bor vadisiyle başlayabiliriz. Balıkesir Bigadiç Türkiye'nin en büyük bor yataklarının bulunduğu bir bölgemiz. Burada boru çıkarıyoruz, öğütüyoruz, torbalara koyup yurt dışına ihraç ediyoruz. Hâlbuki kuracağımız fabrikalar zinciriyle boru ham madde olarak değil...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİKRET ŞAHİN (Devamla) - Sadece otuz saniye istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

FİKRET ŞAHİN (Devamla) - Çıkaracağımız boru işleyip mamul veya yarı mamul hâlde katma değeri yüksek ürün hâline getirip yurt dışına ihraç ettiğimiz takdirde ülkemizin geliri katbekat artacak, bu da gelecek nesillere olumlu yönde yansıyacaktır. Fakat şu anki duruma baktığımız zaman, Bor Enstitüsü kurulalı on beş yıl olmuş, AKP on altı yıldır iktidarda ve biz hâlen Türkiye'de boru topraktan çıkarıp ihraç ediyoruz.

Türkiye'nin geleceğinin borda olduğunu tekrar belirterek sözlerime son veriyor, 2019 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)