Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:30
Tarih:12/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HDP GRUBU ADINA ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğrudur, kimi konular burada tartışılıyor, biz tartışmaya, konuşmaya devam edeceğiz. Biz 90'larda o dönemki DEP Milletvekili Mehmet Sincarların ensesinden vurulduğunu da gördük, cezaevinde olan vekilleri de gördük; şu an cezaevinde olan, bir önceki Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ; bundan birkaç gün önce tutuklanan kıymetli arkadaşımız Sırrı Süreyya Önder'i de cezaevine uğurladık. Maalesef burada söylenecek çok şey var, karşı çıkabilirsiniz, tartışabilirsiniz, yaralayıcı ve yıkıcı kelimeler olarak da değerlendirebilirsiniz ama bu ülkede demokrasi varsa tahammül edebilme becerisini birbirimize karşı göstermemiz gerekiyor.

Leyla Güven meselesi bizim için anlamlıdır, kıymetlidir, otuz beş gündür dönüşümsüz açlık grevindedir. Otuz beş gün kritik bir süredir. Leyla Güven buranın bir üyesidir, milletvekilidir, talepleri vardır. Bu, siyasi boyutudur, bu siyasi boyutuna da değinmekte yarar vardır. Diğer boyutuyla söyleyeceklerimiz de vardır. Bir zahmet dinlerseniz, tahammül edebilirseniz bize, biz söyleyeceğimizi söyleyeceğiz yani. Leyla Güven 24 Haziranda seçildi, şu an otuz beş gündür dönüşümsüz, süresiz açlık grevindedir. Açlık grevinin sebebi, Sayın Öcalan üzerinde bir tecrit vardır arkadaşlar. İki buçuk yıldır ailesinden kimse görmemiştir. İktidar milletvekilleri buradadır, sorumluları buradadır. En son 11 Eylül 2016'da kardeşi gitti, ziyaret etti. Biz buradan Adalet Bakanına sesleniyoruz, Sayın Abdulhamit Gül'e sesleniyoruz: Açın bir kanal, ailesi olarak gidip görelim.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) - Ne oluyor Sayın Başkan, "sayın" diyor yine bu adam!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, konuşmayı nihayete erdirmeniz lazım, bu kadar rezilliğe müsaade etmemeniz lazım!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - Orada yaşamıyla ilgili, sağlığıyla ilgili endişeler vardır.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Konuştuğumuz konunun üzerine inadına yapıyor, Meclisi tahkir ediyor!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - Siz kabul etseniz de etmeseniz de biz burada fikirlerimizi söyleyeceğiz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Müsaade etmemeniz lazım!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - 2013'te "Nevroz"da, Diyarbakır'da bir barış deklarasyonu yayınladı ülkenin huzuru ve sükûneti için; arkasındayız, destekliyoruz. O mektubun da İmralı'dan nasıl geldiğini karşımızda bulunan vekil arkadaşlarımız çok iyi bilir; bu bir.

Arkadaşlar, diğer kısım da hakikaten aile olarak -benim amcamdır- iki yıldır herhangi bir temasımız yoktur. Bakın, siyasi boyutunu bir tarafa bırakırsak; bir kanal açılsın, her zaman, iki buçuk yıl önce yaptığı görüşmeler nasıl yaşanıyorsa aileyle, orada gidip biri -kardeşi olur, ablası olur, yeğenlerinden biri olur- bir ziyaret yapsın. İnsani olan bir şeydir; hukuk devletinde gidip ziyaret edilmesi gerekir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Senin aile meselelerinin konuşulacağı yer burası değil, aile meselesi değil bu.

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - Bunu böyle değerlendirmek gerekiyor yani çıkıp ortaya laf atarak bu işi çözemeyeceğinizi de bilmelisiniz.

28 Şubat 2015 Dolmabahçe mutabakatı gözler önündedir. Bizler balık hafızalı insanlar değiliz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - O katilin öldürttüğü bebelerin anasına gidin önce, ailesine gidin adaya gideceğinize.

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - Orada, bakınız, Efkan Ala, Yalçın Akdoğan, Mahir Ünal; bizden de orada Sırrı Süreyya Önder...

BAŞKAN - Sayın Hatip, söz aldığınız konu üzerinde konuşun lütfen.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - O katilin öldürttüğü bebelerin analarına gidin!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - Bunu belirtmek lazım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - O kadar vicdan muhasebesi yapıyorsanız o bebelerin analarına gidin, kundaktaki bebelerin analarına gidin!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - Bu ülkenin en önemli saraylarında bu görüşme gerçekleşti. Biz belirtiyoruz, bu savaş -çatışma da deseniz, savaş da deseniz- kör bir savaştır, sonu yoktur. Biz, barışla, demokrasiyle, diyalogla bu işin çözülmesinden yanayız.

Arkadaşlar, bunları belirteceğiz. Doğrudur, zorlanan bir toplum yapısı vardır, kırk yıldır yaşanan bir şiddet durumu vardır, insanlar gencecik evlatlarını yitirmiştir oradan, buradan. Ben ayrım yapmıyorum ama bu konu tartışılıp konuşulmalıdır. Oradan laf atmakla da bu işler olmaz. Leyla'nın talebi de bizim talebimizdir.

Doğrudur, birkaç noktaya değinmek istiyorum konuştuğumuz konu üzerinde. Nükleer ve bor enerjisi üzerinde belki kimi faaliyetler şu an yaşanıyor ama bu faaliyetler insan ve doğa merkezli olmadıkça topluma da coğrafyaya da zarar verir. Yerli ve millîden bahsederler, çağırırlar Rusya'yı, ihaleyi oraya verirler; farklı bir ihalede çağırırlar Çinlileri, ihaleyi oraya verirler. Orada çalışan emekçinin, işçinin ya da mağdur olan halkın fikirleri, düşünceleri hiçbir yere yansımaz. Yerli ve millî olduğunuzu söylersiniz ikide bir kimi bulunduğunuz faaliyetlerde, Amerika'dan bir telefon gelir, din mensupları bırakılır, farklı şeyler yapılır.

Bu noktada, biz belirtiyoruz arkadaşlar, toplumun tüm sorunlarının, ekonomik, siyasal, sosyal sorunlarının burada tartışılması gerekiyor, konuşulması gerekiyor. Doğrudur, bir seçim vardır 31 Mart 2019'da. Bu seçime dönük kimi söylemler de geliştirilebilir "Nereden nereye oy devşirebiliriz, hangi tabandan farklı bir partiye oy kaydırabiliriz?" diye ama bu toplumsal sorunlar çok önemlidir. Bunların üzerinde konuşup tartışıyoruz, tartışmaya da devam edeceğiz arkadaşlar.

Biz buradan, tekrar, şehrimizin de sorunlarından bahsetmek istiyoruz çünkü Urfa büyük bir şehirdir. Belirtmek gerekiyor, bu tarımın sorunları, çiftçinin sorunları, esnafın sorunları... Geçen konuşmamızda da belirttik, maalesef insanlar aramaya devam ediyor. Hem bir kış durumu vardır, mısırın, mahsulün kalkma dönemidir. İki ay önce 1.250 liradan açılan piyasa şu an 820 lira ve millet mısırını satacak tüccar bulamamaktadır. Piyasada paranın dönmediğini, paranın olmadığını söylemektedirler. Bu noktada, bu ülkenin tarımıyla ilgili, bu ülkenin hayvancılığıyla ilgili, ilgili bakanlıklar politika geliştirirken bu insanlarımızın, çiftçilerimizin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor, maalesef... Yani bizim orada büyük bir ova var, Harran Ovası; Akçakale'den başlıyor, Harran, Kızıltepe içindedir, Viranşehir içindedir, Siverek, Hilvan, Bozova içindedir... İnsanlar büyük emek veriyor, tarıma katkı yapmak istiyor, bu ülkenin millî gelirine katkı yapmak istiyor. Bildiğimiz gibi iktidarın politikasızlığı bu nokta da ön plana çıkıyor; gidiyor, mısırı gemilerle dışarıdan getiriyor. Buradaki çiftçilerimiz ise mısırını satacak tüccar bulamamaktadır arkadaşlar. Şehir merkezine gidin, bakın, insanlar ağlıyor.

Belediyeciliği asfalt ve beton belediyeciliğine çevirdiler. Aynı anda hem Diyarbakır yolu üzerinde inşaat başlatıyorlar, hem de aynı zamanda Suruç-Antep yolu üzerinde de kimi inşaat faaliyetleri, köprü faaliyetleri başlatıyorlar. Trafik böyle olmuş, insanlar geceleri evine ulaşamamaktadırlar. Mecbur bizim burada bu konulara da değinmemiz gerekiyor, ülkenin, şehrin sorunlarıdır. Arkadaşlar, toplumu derinden sarsan, derinden ilgilendiren konuları bize konuşturmamak için ellerinden geleni yapıyorlar ama konuşmak lazım arkadaşlar. Konuşma dışında ne yapmalıyız? Bu ülkenin birçok sorunu var; ekonomik sorunu var, siyasal sorunu var, sosyal sorunu var. Biz konuşacağız yani bizi halkımız bunun için buraya göndermiş.

Bundan birkaç gün önce biz de açlık grevine girdik kendi ilimizde. 47 arkadaşımız il içinde gözaltına alındı arkadaşlar.

AYHAN EREL (Aksaray) - Öyle görünmüyor ya!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - 8 güne çıkarıldı gözaltı süreleri. Maalesef gelip bu insanlar bu şekilde gözaltına alınıp...

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Semirdiniz hepiniz, semirdiniz!

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - "4+4+4=12" güne çıkan gözaltı süreleri vardır. Biz halkımızın taleplerini, düşüncelerini, fikirlerini bu kürsüde ifade ediyoruz, yetkililerle konuşuyoruz, vali yardımcısını arıyoruz, diyoruz ki: Parti binamızın önünde partiye girenin GBT'si yapılıyor, çıkanın GBT'si yapılıyor, il başkanımız partiye giriyor, GBT'si yapılıyor. Vali yardımcısı "Bizim haberimiz yok. Biz bilmiyoruz." diyor. Bizim şu an aklımıza farklı şeyler geliyor. Vali yardımcısının, valinin, Emniyet yetkililerinin bu konudan haberi yoksa o zaman o kapının önünde durup bu uygulamaları yapanlar kimlerdir, bu yetkiyi nereden almışlardır? Bu noktada biz ilgililere çağrı yapıyoruz: Arkadaşlar, seçim dönemidir. Partimize yönelttiğiniz bu zulüm politikalarını bir an önce durdurun.

Ben sözümü fazla uzatmıyorum. Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum. Mücadeleye de devam edeceğiz. (HDP sıralarından alkışlar)