Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:29
Tarih:11/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MHP GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve sizleri saygıyla selamlarım.

Türkiye 16 Nisan referandumuyla bir sistem değişikliğine gitmiş, 24 Haziran seçimlerinden sonra da Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi yürürlüğe girmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, bu yeni sistem değişikliğinde sürecin başından itibaren sorumluluk üstlendik. Bundan sonra da yeni sistemin bütün kurum ve kurallarıyla işletilmesi açısından da bu sorumluluğu üstlenmeye devam edeceğimizi deklare ettik. Ben bu cümleden olmak üzere, bu sorumluluk anlayışı bağlamında, bugün sistemde eksik gördüğüm bir hususu ifade etmek istiyorum. Şimdi, Türkiye'nin iktisadi, sosyal, bölgesel sorunlarını tespit eden, politikalarını ortaya koyan, bu konularda projeksiyon üreten, bu anlamda hükûmete danışmanlık yapan veya Cumhurbaşkanlığı kabinesinde danışmanlık yapan, kurumlar arası koordinasyonu sağlayan, kaynak tahsisini yapan, Türkiye'nin resmine, ezcümle olarak Türkiye resmine bir bütün olarak bakan bir kurum var mı? Bir sistemde böyle bir kurumun olması lazım. Maalesef böyle bir kurum yok veya böyle bir kurum kalmadı. Daha önceden bu fonksiyonları üstlenen, bu işlemleri yapmaya çalışan Devlet Planlama Teşkilatı diye bir kurum vardı, biliyorsunuz. 1960 yılında merhum Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş tarafından kurulmuş olan Devlet Planlama Teşkilatı uzun yıllar bu fonksiyonu yerine getirmeye çalıştı. Nitelikli uzmanlarıyla, dünya ölçeğinde, dünya standardında iş yapış tarzıyla, hoşgörü ortamıyla, siyasallaşmamış ortamıyla her fikirden insanın çok rahatça birbiriyle çalışabildiği, anlaşabildiği bir kurumdu Devlet Planlama Teşkilatı; bir okuldu aynı zamanda. Ne için bir okuldu? Bürokrasi için bir okuldu, siyaset için bir okuldu, hatta iş dünyası için bir okuldu. Birçok kurum Devlet Planlama Teşkilatının bünyesinden çıkmıştır, bugünkü kurumlar dahi. Son zamanlarında bizim yetiştiğimiz... Ben de, tabii, bu kurumun eski bir mensubuyum, yirmi altı yıl hizmet ettim bu kurumda. Mesela TİKA, mesela Avrupa Birliği Bakanlığı, Serbest Bölgeler, Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü, Ulusal Ajans gibi birçok kurumu da kendi bünyesinden çıkarmış, hakikaten okul niteliğinde bir kurumdu. Bu kurum, tabii, Türkiye için hem hedef koyma anlamında hem politika belirleme anlamında hem de projeksiyon yapma anlamında kısa, orta ve uzun dönem bir bakışa sahip bir kurum. Şimdi, Türkiye'nin, dolayısıyla bütün kaynak ve ihtiyacını aynı anda gören bir kurum ihtiyacı bu sistemde var, bu ihtiyacın da karşılanması lazım. Tabii, ben bu konuşmayı niye bu Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinde yapıyorum? Çünkü Devlet Planlama Teşkilatı mirasını bir anlamda devralan -keşke Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı konuşmamızı dinleyebilseydi- ama tam olarak... Eksiklerini birazdan ifade edeceğim şekilde eğer bir yapılandırma yapılırsa bu ihtiyaçların hepsi tekrar karşılanabilir.

Şimdi, bütün kaynak ve ihtiyaçlar... Arkadaşlar, bunu sadece ekonomik olarak düşünmeyin; eğitim sistemi, eğitim sistemi ile istihdam sistemi arasındaki ilişki, çalışma hayatı, kültür, efendim, yani, kütüphanecilik dâhil her türlü uzmanın, mühendisin aynı anda çalıştığı bir kurum Devlet Planlama Teşkilatı. Şu anda bizim sistemde eksik olan kurum böyle bir kurum dolayısıyla bu ihtiyacın mutlak suretle karşılanması gerekiyor.

Şimdi, bunu biraz daha somutlaştırmak anlamında, biraz daha çalıştığım konular olması itibarıyla bir alt detayına geleyim Devlet Planlama Teşkilatının yapacağı işler anlamında. Makroekonomi yönetimi anlamında bugün bir kurum ihtiyacı var mı, yok mu? Bakın, Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesini konuşuyoruz, eski Planlamanın bütçesi, bugün sabahtan beri hiç kimse mesela makroekonomi konusunda konuşmadı. İşin kötüsü ben de konuşmayacağım çünkü bugün artık Strateji ve Bütçe Başkanlığı dediğiniz zaman akla makroekonomi gelmiyor çünkü en son orta vadeli programı yaparken bu orta vadeli programın dengelerinin çatılmasında -eğer vaktim kalırsa bunların ne demek olduğunu birazdan ifade ederim- bu kurumun ne kadar katkısı oldu, ne kadar öne çıktı, bütçe tartışmalarında bu kurum ne kadar yer aldı, bu kurumun başkanı bugün burada mı, bizi dinliyor mu ben bunu bilmiyorum; yok tabii ki, o yüzden hiç kimse makroekonomi konuşmadı. Makroekonomiyi konuşmadan nasıl bu ülkenin kaynak tahsisini yapacağız, bu ülkeyi 2053, 2071 hedeflerine götüreceğiz? Dolayısıyla, özellikle bu eksikliği, Milliyetçi Hareket Partisi olarak başından itibaren aldığımız sorumluluk çerçevesinde, bugün burada vurgulamayı o yüzden istedim.

Şimdi, tabii, makroekonomi diyoruz, belki çok da iyi anlaşılmıyor, tabii, herkesin konusu değil. Şimdi, makroekonomi dediğimiz konunun içerisinde ne var, biliyor musunuz? Bir defa, maliye politikası var yani Maliye Bakanlığının temel olarak çalışma alanı olan gelir ve harcama politikaları var; para politikası var, enflasyon, kur yani daha çok, Merkez Bankasının sorumluluk alanındaki işler var; ödemeler dengesi var, ithalat ihracat -hem mal anlamında hem hizmet anlamında- ve bunun finansmanı var yani Türkiye'ye fon getirilmesi, sermaye getirilmesi, doğrudan yabancı sermaye dediğimiz bütün unsurlar bunun içerisinde; iş gücü piyasası, istihdam piyasası ve ücret dengesi, ücret politikası var makroekonomik politikanın altında; finansal sektör var, bankacılık, sigortacılık ve borçlanma politikası var.

Şimdi, saydığım bütün bu unsurları tek bir kurumun, tek bir bakanlığın yapması diye bir şey söz konusu olabilir mi? Olmaz. İşte, bu, aslında, devlet dediğimiz organın önemli bir kısmını teşkil ediyor. Burada demek ki kurumlar arasında etkili bir organizasyonun, bir koordinasyonun yapılması lazım. Şimdi, bugünkü sistem içerisinde... Bunu, arkadaşlar, kişilerden bağımsız olarak konuşuyorum ama bugün yeni kurduğumuz ve işte başladığımız... Başladığımız her şey de yarın bir gün gelenek olarak karşımıza çıkacak. Baştan bir şeyi yanlış kurduğumuz zaman sonunun doğru gelmesi de çok fazla mümkün olmayabilir.

Bugün makroekonomi politika dediğim, az önce saydığım o bütün unsurları yönetmeye çalışan Hazine ve Maliye Bakanlığı var. Fakat Hazine ve Maliye Bakanlığının sorumluluk alanı -bakın kanuna- bu saydığım unsurların 6-7 tanesinden sadece 1 tanesi. Yani kurumsal olarak 1 tanesinden sorumlu olacaksınız ancak bakan olarak bütün bu fonksiyonları koordine etmeye çalışacaksınız. Böyle bir şey mümkün değil, dünyada böyle bir uygulama yok zaten. O yüzden yeni sistem içerisinde... Ha, burada ne var, tabii bu unsurlar içerisinde veya Maliye Bakanlığı... Yani şimdi eğer "Hazine ve Maliye Bakanı bu sorumluluğu üstlenir." dersek efendim planlama ve kaynak tahsisini aynı kişi veya kurum yapacak, efendim uygulama büyük ölçüde aynı kişi ve kurum üzerinde olacak, bunların denetlenmesi anlamına gelecek -işte BDDK, SPK oralara bağlı, Kamu İhale Kurumu oraya bağlı- işleri de aynı kişi veya kurumun yapması... Böyle bir şey düşünülemez. Bu, dünyadaki bütün gidişata ters bir durumdur. Dolayısıyla burada, sistemde eksik olan bu şeyin düzeltilmesi lazım.

Benim önerim: Esas unsur olarak Strateji ve Bütçe Başkanlığı -birazdan ona ilişkin birkaç husus daha dile getireceğim- bu unsurlardan bir tanesi olacak, Hazine ve Maliye Bakanlığı elbette en güçlü unsurlardan bir tanesi olacak -eskiden Hazine ayrıydı, şimdi bitişik, o olabilir, buna herhangi bir itirazımız yok- ancak hem bunları hem de bunun yanında yeri geldiğinde Ticaret Bakanlığı, yeri geldiğinde Çalışma Bakanlığı, yeri geldiğinde diğer bakanlıkları, hatta sosyal konuları da içeren bakanlıkları koordine edecek, bütün bu işlerden sorumlu bir Cumhurbaşkanı yardımcısı olması gerekir diye düşünüyorum. Yani makroekonomi yönetimini yapacak, az önce söylediğimiz konularla donanımlı bir Cumhurbaşkanı yardımcılığı çerçevesinde ancak bu iş yapılırsa sağlıklı bir iş yapılmış olur diye düşünüyorum. Tabii, bunun sekretaryasını yapacak altındaki kurum, kendine bağlı bu işleri, teknik koordinasyonu yapacak kurum Strateji ve Bütçe Başkanlığı olacaktır tabiatıyla. Bu anlamda Strateji ve Bütçe Başkanlığı kendisini sadece bütçeyi yapmak, bütçenin bazı dengelerini çatmakla görevli saymamalı. Bu anlamda teknik koordinasyon görevini tam olarak üstlenmesi lazım ve Cumhurbaşkanına ve onun kabinesine etkili bir danışmanlık hizmetini de bu kurum verecektir. Danışmansız bir iş olmaz, yani kurumsal danışmanlık olmalı. Herhangi bir sorumluluğu olmayan kişilerin danışmanlığıyla makroekonomi yönetimi olmaz, kurumsal bir danışmanlık bu anlamda olmalıdır. Devlet Planlama Teşkilatı misyonu, dolayısıyla ezcümle olarak yeniden bugünün şartlarında şekillendirilmeli, bu misyonu üstlenecek bir Strateji ve Bütçe Başkanlığı olmalı.

Strateji ve Bütçe Başkanı ile ben bu konuyu konuştum. "Biz yeni bir kurumuz." diyor, Devlet Planlama Teşkilatının mirasını almaktan bile kaçınıyor. Bu kötü bir miras değil, bu itibarlı bir miras arkadaşlar. Bu miras sizin misyonunuzu da belli eder. Zaten daha sonra kanunda yapılan bir düzeltmeyle "Planlamaya yapılmış bütün atıflar Strateji Bütçe Başkanlığına yapılmış sayılır." denildi, dolayısıyla Sayın Başkanın o sözünün de çok fazla bir kıymeti kalmadı.

Şimdi, tabii bunu yaparken bu kurumu bir vesayet altına da almamak lazım. 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ni açıp okuyun; görevleriyle ilgili yerde 18 defa "Hazine ve Maliye Bakanlığıyla birlikte" diye geçiyor. Böyle bir şey yok. Eskiden de Devlet Planlama Teşkilatı vardı, bütün kurumlarla birlikte çalışırdı ama hiçbir başka kurumun ismi zikredilmezdi. Bunu kanuna yazmakla olmuyor, bunlar uygulamayla oluyor, bu koordinasyonun yapılmasıyla oluyor. Bunun da bir yanlışlık olduğunu ben buradan ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bu anlamda, hemen yeri gelmişken bu kurumun da aslında yapması gereken işlerden bir tanesi de, Türkiye genelinde yapmamız gereken işlerden bir tanesi de bu hesap verme, raporlama ve şeffaflık konusunda ciddi eksikliğimiz olduğunu düşünüyorum. Şimdi, mesela, dün Sayın Maliye Bakanının konuşmasını izledik; yani konuşma...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Usta, devam edin...

ERHAN USTA (Devamla) - ...tabloların konuşturulmasından ibaret bir konuşmaydı maalesef. Burada hâlbuki biz, Maliye Bakanımızdan bütçe analizini, ekonominin genel bir analizini, analiz anlamında analitik bir şeyi görmek isterdik; şu rakam bu kadar, bu rakam bu kadar şeklinde bir şeyin olmaması lazım.

Şimdi, analiz eksikliği giderek hissediliyor, yani ülkede bir analiz eksikliği var. Analiz yapmaya yeteri kadar imkân veren doküman da maalesef üretilmiyor. Bakın, ben 1989 yılında Planlamaya girdiğimde biz -çok teknik olacak ama bu, önemli bir örnektir- KDV oranları bazında vergi tahsilatlarını bilirdik yani yüzde 1'den ne kadar, yüzde 8'den ne kadar, yüzde 18'den ne kadar. 1989'da olan bu bilgi bugün yok maalesef veya küçük örnekler olsun diye söylüyorum. 2011 yılından itibaren benim teknik koordinasyon olarak çıkarmaya başladığım şu doküman faydalı bir dokümandır, mali hedefler dokümanıdır. Orta vadeli programın bir kısım detaylarını... Bu sene bu doküman çıkartılmıyor. Dolayısıyla, bunları yani raporlamayı daha fazla yapmamız gerekirken kısırlaştırıyoruz. Bence bunun Türkiye'de bir sıkıntı olduğunu ifade etmek istiyorum. Benim söyleyecek çok sözüm vardı ama belki fırsat olursa daha sonra ifade ederiz. Çok kısa, belki On birinci plan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Ben ilave ederim, merak etmeyin.

ERHAN USTA (Devamla) - Lütfen Sayın Başkanım, istismar etmek istemiyorum.

BAŞKAN - Devam edin.

ERHAN USTA (Devamla) - Şimdi, Onuncu Plan'ın son yılını, 2018'i yaşıyoruz. Tabii, bununla ilgili kamuoyuna bir açıklama yapılması lazım. Yani, tabii, şimdi Cumhur İttifakı var, bir kısım şeyleri söylerken çok daha dikkatli olmak durumundayız ama 2018 yılı hedefleriyle, beş yıl önce koyduğumuz hedefler ile bu yıl yine Hükûmetin kendisinin söylediği orta vadeli programdaki 2018 rakamlarının bir mukayese edilmesi lazım. Asgari sapma yüzde 50. Dolayısıyla, bunun kamuoyuna bir analizinin yapılması lazım. Yani bu bir teknik hata mıdır? Teknik koordinasyonu yapan, o hedefleri koyan ekibin başındaki bir bürokrat olarak belki de benim suçum vardı yani suçlanmak istiyorum bu anlamda eğer bizim suçumuz varsa. Teknik bir hata mı vardı, siyasi bir eksiklik mi var veya dünyada birtakım olaylar meydana geldi, Türkiye'de olaylar meydana geldi onlardan mı kaynaklanıyor? Bunları bir söylememiz lazım. Türkiye'nin hâlâ 2019 yılında 2008 yılındaki nominal dolar cinsinden millî gelirin altında bir millî geliri varsa bunun hesabını birilerinin vermesi lazım, bunun konuşulması lazım Türkiye'de. Bunu illa ki şey anlamında söylemiyorum.

Dolayısıyla, örnek olsun diye söylüyorum. On birinci plan çalışmasının mayıs, haziran ayında yapılması lazımdı, bu Meclisten geçmesi lazımdı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Usta.

ERHAN USTA (Devamla) - Geçmeyebilir çünkü Türkiye'nin ortamı çok iyi bir ortam değil, geçmeyebilir ama geçmiş yıllarda da oldu, bununla ilgili bir geçiş kanununun yapılması lazımdı veya bununla ilgili Hükûmet tarafından bir şeyin deklare edilmesi lazımdı. Bunların yapılmadığını ben üzülerek görüyorum ve ifade etmek istiyorum. Bu anlamda eğer bunları yaparsak Türkiye Cumhuriyeti devletini 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine çok daha sağlıklı bir şekilde götürebileceğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla, ben de Cumhur İttifakı'nın bir parçası olarak veya bu yeni yönetimin bütün kurum ve kurallarıyla işlemesini sağlama amacına matuf olarak bu uyarıları yapmak durumunda hissettim kendimi.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Usta, teşekkürler.