Konu:2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı İlk Görüşmesi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:28
Tarih:10/12/2018


2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı İlk Görüşmesi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA LÜTFİ ELVAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyor, 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu çalışmalarının ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bütçe çalışmalarında emeği geçen Plan ve Bütçe Komisyonumuza, tüm bakan ve milletvekili arkadaşlarımıza ve bürokratlara teşekkürlerimi sunuyorum. Millî iradenin tecelli ettiği Genel Kurulumuzdaki bütçe görüşmelerinin de ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ olarak on altı yıldır hükûmet etme görevini üstlenmiş bulunuyoruz. On altı yılda toplam 16 bütçe hazırladık ve hepsini başarıyla uyguladık. Şu anda da 17'nci bütçenin görüşmelerini yapıyoruz.

On altı yıllık süre içinde AK PARTİ olarak girdiğimiz her seçimden halkımızın desteği ve yüksek teveccühü sayesinde zaferle çıktık. Bu, büyük bir onur, büyük bir ayrıcalıktır; aynı zamanda, oldukça büyük bir sorumluluktur. Yüce milletimiz tarafından bizlere verilen bu sorumluluğun gereğini yerine getirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık.

AK PARTİ iktidarlarıyla geçen bu on altı yıl, Türkiye'nin büyüdüğü, güçlendiği, kalkınmanın sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğu ve küresel ölçekte daha fazla söz sahibi olduğu bir dönem oldu. AK PARTİ hükûmetleriyle Türkiye, gerçek potansiyeline ulaştı. Ulaştırmadan sağlığa, tarımdan ticarete, sanayiden AR-GE'ye kadar tüm alanlarda sayısız projelere imza attı. Yine hem ekonomik hem de sosyal alanda pek çok yapısal reformu hayata geçirdik. Böylelikle Türkiye, bölgesinde ve küresel arenada önemli bir aktör hâline geldi.

Tabii, şunu unutmamak gerekiyor: Neye rağmen bu başarılar elde edildi? Küresel finansman krizine rağmen, ekonomik ve siyasi vesayet odaklarına rağmen, bölgemizdeki istikrarsızlıklara, iç ve dış provokasyonlara, 17-25 Aralık yargı darbe girişimine, 15 Temmuz hain darbe girişimine ve son dönemlerde kur üzerinden yapılan saldırılara rağmen bu başarılar elde edildi.

Türkiye emin adımlarla yoluna devam ediyor. İstikbalimizden ve istikrarımızdan asla ödün vermedik. Bu süre zarfında milletimiz, işçisinden esnafına, memurundan tüccarına, çiftçisinden iş insanına, ev hanımından emeklisine kadar ortak bir hedefe ulaşma arzusuyla kenetlendi. Bu hedef, birlik ve beraberliğimizin, ulusal güvenliğimizin güçlendirilmesi hedefidir. Bu hedef, terörün kökünün kazınması hedefidir. Bu hedef, güçlü ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma hedefidir.

Son dönemlerde ülkemize yönelik gerçekleşen saldırılar da bu kenetlenmeyi, birliğimizi, beraberliğimizi ve bütünlüğümüzü yıkmaya yöneliktir. Bu saldırılar esnasında ellerini ovuşturanlar oldu, Türkiye'yi hiç görülmedik bir şekilde dışarıya şikâyet edenler oldu ancak bu yoğun temelsiz saldırılara, algı operasyonlarına rağmen ekonomimiz sağlamlığını bir kez daha kanıtlamış, kriz tellallarının sesi kesilmiştir. Bir kez daha görüldü ki köpükle gelenler köpükle gitmiştir. Allah'ın izniyle, yüce milletimizin sağlam duruşu ve Hükûmetimizin kararlılığı sayesinde her türlü olumsuzluğun, her türlü saldırının üstesinden gelmeyi bugüne kadar başardık, bundan sonra da başaracağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama küresel ekonomik gidişata ilişkin bir fotoğraf çekerek devam etmek istiyorum. Küresel ekonomi en karmaşık dönemlerinden birini yaşıyor. Aslında ekonomik belirsizliklerin yanı sıra, savaşlar, bölgesel gerginlikler, doğal afetler de artmakta ve bunların ekonomik riskleri daha da artırdığı bir dönemi yaşıyoruz. Bir taraftan ekonomik ve siyasi ilişkiler çok hızlı bir biçimde yön değiştirirken diğer taraftan korumacılık eğilimi hiç olmadığı kadar artıyor. Alınan bir karar, bir anda, tüm finansal piyasaları doğrudan etkiliyor. Kurlarda, hisse senedi ve tahvil piyasalarında yaşanan sert hareketler yatırım kararlarının ertelenmesine neden oluyor. Bu etkilere karşın, küresel düzeyde istenilen koordinasyonun sağlanamıyor olması da ülkeler açısından istikrarlı politikalar uygulanmasını güçleştiriyor. Bununla birlikte, özellikle bazı gelişmiş ülkelerin parasal genişleme politikalarından normalleşme eğilimine girdiklerini görüyoruz. Başta ABD olmak üzere, gelişmiş ekonomilerdeki faiz artışları hem rezerv para birimlerinin değerlenmesine hem de küresel sermayenin gelişmekte olan ülkelerden çıkmasına neden oldu. Ancak, çok hızlı değişen siyasi ve ekonomik gelişmelere paralel olarak küresel sermayenin yönü son günlerde dalgalı bir seyir izlemektedir. Kısacası, başta ticaret savaşları ve küresel finansman maliyetlerindeki artış olmak üzere, küresel ekonomiye yönelik risk oluşturan faktörlerde gözle görülür bir artış söz konusudur. Hiç kuşkusuz bu durum, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde büyümenin yavaşlamasına neden olmaktadır. Bakınız, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönde revize edildi ancak önümüzdeki günlerde de tekrar aşağı yönlü bir revize mümkün görülmektedir. Benzer şekilde küresel ticarette de ciddi bir yavaşlama öngörülüyor. Dünya ekonomisindeki genel tablo bu şekilde.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; peki, ülkemizdeki durum nedir? Küresel düzeydeki belirsizlik ortamına rağmen, Türkiye ekonomisi sağlam temellere dayalı olduğunu pek çok kez olduğu gibi şimdi de göstermektedir. Gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlar sonucunda ülkemiz, küresel makroekonomik dalgalanmaları başarıyla göğüsleme yeteneğine kavuştu. Ağustos ayında finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmaya rağmen, Yeni Ekonomi Programı'yla ortaya konulan dengelenme politikaları, alınan tedbirler ve ihracattaki artışa bağlı olarak Türkiye ekonomisi beklentilerin üzerinde performans göstermeye devam etmektedir.

Hatırlayınız, 2016 yılı sonunda, Türkiye için karamsar bir tablo çizilmişti. 2017 yılı için Orta Vadeli Program'daki yüzde 4,4'lük büyüme hedefimiz bile yüksek görülmüştü, ana muhalefet tarafından özellikle. 15 Temmuz hain darbe girişiminin artçı etkilerine ve ülkemize yönelik artan siyasi ve ekonomik baskılara rağmen ekonomimiz 2017 yılında yüzde 7,4 gibi rekor bir seviyede büyüdü. Son on beş yılda Türkiye ekonomisi, görülmemiş boyuttaki küresel krize rağmen yıllık ortalama yüzde 5,7 büyüdü. Büyümemiz 2018 yılında da devam ediyor. Dün olduğu gibi bugün de dışarıda ve içeride benzer karamsar bir tablo çizmeye çalışanlar var ancak almış olduğumuz önlemlerle tüm olumsuz beklentileri boşa çıkarmayı sürdürüyoruz. Yılın ilk yarısında yüzde 6,2 büyüyen ekonomimiz 2018 yılının üçüncü çeyreğinde de yaz sonunda oluşturulan negatif beklentilerin aksine yüzde 1,6 büyümüştür. Türkiye, aziz milletimizin desteği ve bizlere olan inancı sayesinde, Hükûmetimizin kararlı ve sağlam duruşu neticesinde ekonomik bir küçülmeyle karşı karşıya kalmadan, daha ılımlı büyüme oranlarıyla ekonomide dengelenme sürecinden başarıyla çıkacaktır. Nitekim ekonomimiz hızlı bir toparlanma ve normalleşme sürecine girmiştir ve piyasalarda güven sinyali güçlenmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, yürütmeyi, yasamaya biraz saygılı bir şekilde davranma konusunda uyarır mısınız.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Birkaç göstergeye şöyle bir bakalım: Önemli öncü göstergelerden olan Satın Alma Yöneticileri Endeksi ekim ayındaki 42,7 seviyesinden yukarı yönlü hareket ederek kasımda 44,7'ye çıktı. Merkez Bankası rezervlerimiz eylül ayındaki 84,7 milyar dolardan kasım ayında 90,2 milyar dolara yükseldi. Net döviz pozisyonumuz 2017 yıl sonu tutarlarına yakın seyrediyor. Risk primimiz, CDS, ağustos-eylül döneminde 574'ten hızlı bir şekilde düşerek aralıkta 390 seviyesine geriledi. Ekonomiye duyulan güvenin en önemli ve kapsayıcı göstergesi olan Ekonomi Güven Endeksi kasım ayında yüzde 9,1 arttı. Ekonomi Güven Endeksi'nin alt bileşenlerine baktığımızda, endeksi yukarı taşımada temel rolü reel kesim güveninin oynadığını görüyoruz. Kasım ayında reel kesim güveni yüzde 6,3 arttı. Reel kesimdeki bu artışı sırasıyla yüzde 5,4'le hizmetler sektörü, yüzde 4,3'le perakende ticaret sektöründeki güven artışları izledi. İşin tüketici boyutuna baktığımızda ise Tüketici Güven Endeksi'nde kasımda yüzde 4'lük bir yükselişe şahit olduk. Kısacası, üreticimiz, iş dünyamız, tüketicimiz, vatandaşlarımız ekonomimizin sağlamlığına ve Hükûmetimizin kararlılığına güvenmektedir ve inanmaktadır. Eline körüğü alıp kıvılcımın başında "Yangın çıkarır mıyım?" diye bekleyenler yine büyük bir hüsrana ve yıkıma uğramıştır ve bundan sonra da uğrayacaklardır. Onlara bu fırsatı vermeyen aziz milletimize bir kez daha teşekkürü bir borç biliyor, desteklerini bizden hiçbir zaman esirgemedikleri için şükranlarımı sunuyorum. Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları hiçbir saldırı karşısında bugüne kadar boyun eğmedi, bundan sonra da boyun eğmeyecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, AK PARTİ hükûmetleri döneminde sağladığı yüksek büyüme performansını yeni istihdam oluşturma alanında da gösterdi. OECD verilerine göre -bunları çok dikkatli bir şekilde izlemenizi arzu ediyorum açıkçası- 2007-2017 yılları arasında Türkiye istihdamını yüzde 35,5 artırarak OECD ülkeleri arasında 1'inci sıraya yerleşti. Yine bu verilere göre iş gücüne katılım oranında en yüksek artışı gerçekleştirdik. Avrupa Birliğinde 3,1 puan, OECD ülkelerinde 1,5 puan, ülkemizde ise 8,2 puan olarak iş gücüne katılım oranı artmıştır (AK PARTİ sıralarından alkışlar) ve OECD ülkeleri arasında birinci sıradadır.

Yine aynı dönemde genç istihdama bakalım. Genç istihdamdaki tablo nedir? Avrupa'da nedir, Türkiye'de nedir? Buna baktığımızda, yine aynı dönemde, 2007-2017 döneminde Avrupa Birliği ülkelerinde genç istihdamının 4,5 milyon kişi azaldığını görüyoruz. Peki, Türkiye'deki tablo nedir?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Stajyer öğrenciler var.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Genç istihdamında tam ilave 1 milyon istihdam sağladığımızı görüyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu alanda da OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Stajyer öğrenciler içinde, stajyer öğrenciler.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Stajyerleri yazdınız, stajyerleri.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Kadın istihdamına bakalım. Yine bu dönemde 3 milyon 375 bin kadının ilave istihdam edildiğini görüyoruz. Kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 23'lerden yüzde 34'lere yükseldi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yine OECD sıralamaları arasında ilk sırada yer alıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomiyle ilgili değerlendirmelerime devam etmeden önce, müsaade ederseniz, belki vaktim kalmaz düşüncesiyle, özellikle burada bütçeye yönelik dile getirilen eleştirilere cevap vermek istiyorum.

Birincisi, özellikle asgari ücrette ve işçi, memur kesiminde, reel kesimin reel oranının, enflasyon oranının altında bir desteklemenin söz konusu olduğu, ücret artışlarının yeterli düzeyde olmadığı ifade edildi. Şimdi rakamlara bakalım. Hatırlayınız, hiçbir rakam bize verilmedi. Acaba son on altı yılda gerçekten memurumuz, işçimiz enflasyonun altında ezilmiş midir? Bu konuya yönelik hiçbir rakam verilmedi.

Bakın, sizlerle bu rakamları paylaşacağım. 2002 yılında asgari ücret 184,3 lira.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Bakan verdi o rakamları.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - 2018 yılında 1.603 lira asgari ücret. Nominal artış...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Dolar kaç paraydı o zaman?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Ona göre de söyleyeceğim, hiç merak etmeyin. Rahat olun, rahat olun.

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Cevabını aldın mı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Dolar 1,5 liraydı.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Tanal'ı uyarır mısınız Başkanım, duyamıyoruz.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Nominal artış yüzde 770. Peki, enflasyondan arındırdığımız takdirde reel olarak ne kadarlık bir artış sağlanmış? Reel olarak yüzde 108'lik bir artış sağlanmış. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

En düşük memur maaşına bakalım. 2002 yılında 392 lira. Peki, bugün nedir? 3.133 lira. Peki, reel artış nedir? Enflasyondan arındırdıktan sonra reel olarak artış nedir? Yüzde 99'dur değerli arkadaşlar. Hiçbir kesimi, ne işçi kesimini ne memur kesimini hiçbir şekilde enflasyona ezdirmedik. Bize tek bir rakam bile veremezsiniz, varsa çıkın söyleyin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Çeyrek altına bak.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Düşürün asgari ücreti 1.200'e!

EDNAN ARSLAN (İzmir) - Çeyrek altın kaçtı 2002'de?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Gelelim yurtlar konusuna. Yurtlar yapmadığımız, gençlere hizmet etmediğimiz ifade edildi. Ben sizlere şunu tavsiye ederim: Lütfen, yapmış olduğumuz, inşa etmiş olduğumuz yurtlardan bir tanesine gidin, hangi şartlarda bu öğrenciler yaşıyor bir görün.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yetersiz, yetersiz.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Geçmişteki gibi 20-25 kişinin ranzalarda yattığı, sıcak suyun olmadığı, son derece zorluklar içerisinde yaşayan öğrenciler ve yurtlar yok artık. Yurtları dört ve beş yıldızlı otel standartlarında yapıyoruz, öğrenciler ikişer kişi kalıyorlar, sıcak suları var, televizyonları var, çalışma masaları var, neye ihtiyaçları varsa her birisi yapılıyor. Ve rakamlara bakalım. Yurtlardaki toplam yatak sayısı 2002 yılında 193 bin. Peki, bugünkü yatak sayısı nedir? 781 bin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sorun devam ediyor ama.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Artışı gördünüz mü? Lütfen, bu rakamlara bakınız. Lütfen, bu rakamlara bakmadan... Vatandaşlarımızı aldatamazsınız.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Üniversite öğrencisi sayısına göre söyle. Çocuklar yurt bulamıyor, yurt!

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Vatandaşlarımız neyin yapıldığını çok iyi biliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bugüne kadar vatandaşlarımızın size destek vermemesinin temel nedeni de bu. Rakamlarla konuşun. Vatandaşımızı hiçbir zaman aldatamazsınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakınız, yatak kapasitesine bakalım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Öğrenci sayısı ne kadar?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Öğrenci sayısı ne kadar, öğrenci sayısı? 2002 ile 2018'i karşılaştırın.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Ona da geleceğiz efendim, ona da geleceğiz.

Yatak kapasitesi 188 bin iken 669 bine çıkmış, hem de nitelikli yatak olarak; aradaki fark bu.

Peki, burslarda ve kredilerdeki durum nedir? "Burs ve kredi alınamıyor." dendi mi burada? Peki, nedir? Bu rakamlara bakalım.

Bakınız değerli arkadaşlar, 2002 yılında bir öğrenci 45 lira burs veya kredi alıyordu, bugün neye çıktı? 500 liraya çıktı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Peki, kaç kişiyi icraya verdiniz?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Başkanım, Tanal'ı uyarır mısınız?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Peki, Mahmut Bey'in sorusuna cevap verelim. Ne kadarlık bir artış oldu? Reel olarak bir artış söz konusu mu? Reel olarak yüzde 137'lik bir artış söz konusu.

Peki, yüksek lisans öğrencilerinde durum nedir? 90 lira alıyorlardı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Kaç öğrenciyi icraya verdiniz?

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) - Hepsi yurt dışında, Türkiye'yi terk ettiler.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Peki, bugün kaç lira alıyorlar? Bin lira alıyorlar değerli arkadaşlar, bin lira.

Peki, doktora öğrencilerinde durum nedir?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Geçinebiliyorlar mı? Geçinemiyorlar.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - 135 lira alıyorlardı, bugün bu 1.500 liraya çıktı. Aradaki fark bu değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Kaç kişiyi icraya verdiniz?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Peki, şimdi bu sorulan soruya gelelim: Burs veya kredi verilen kişi sayısı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Tabii, icralık kaç öğrenci var?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, Tanal'ı uyarır mısınız?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şimdi değerli arkadaşlar, bakınız, 2003 yılında sadece 452 bin kişiye burs veya kredi veriliyordu, bugün 1 milyon 600 bin kişiye burs veya kredi veriliyor. Aradaki fark yine bu.

Bir başka çarpıcı örnek beslenme yardımı, hemen aklıma geldiği için söylüyorum. Aylık beslenme yardımı yurtta kalan öğrencilere sadece 11 liraydı, bugün bu 375 lira, hatırlatırım size. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Çok ayıp bir şey o. Beslenme yardımı fakirlik demek, yoksulluk demek.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, böyle bir usul yok ama.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bütçeye gelelim...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Çok ayıp bir şey. Beslenme yardımı yoksulluk demek ya.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bütçe konusuna gelelim. Yine, bütçeyle ilgili olarak son derece mesnetsiz ve yersiz ifadeler kullanıldı.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Kılıçdaroğlu değil mi?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bütçe her bir milletvekilimizin önünde var. Bütçemiz gayet açık ve şeffaf, isteyen hangi kaleme ne kadarlık bir ödenek konulduğunu çok rahat bir şekilde görebiliyor. Şunu sormak istiyorum: Acaba içeriğine hiç baktı mı? Hiç zannetmiyorum çünkü içeriğine baksaydı o ifadeler kullanılmazdı diye düşünüyorum. Eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve vatandaşımızın refahını, huzurunu doğrudan etkileyen hiçbir alanda tasarruf öngörmedik bütçemizde; bunu buradan ifade etmek istiyorum. Bu bütçe de halkımızın bütçesidir, milletimizin bütçesidir sevgili kardeşlerim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet, borçlanma konusu çok konuşuldu, buna mutlaka cevap vermeliyim. Borçlanma konusu...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - İcra dosya sayısı konuşuldu, icra dosya sayısı.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, çok enteresan, dikkat ederseniz borçlanmada ya hiç rakam kullanılmadı ya da kullanılan rakam belirli bir oranı ifade etmiyor, sadece o yıldaki... 2002 yılındaki ekonomik büyüklük ile sanki bugünün ekonomik büyüklüğü aynı imiş gibi bir tavır içerisine giriliyor.

Şimdi, ekonomide kıyas önemlidir ama elma ile armudu kıyaslayamazsınız, elma ile elmayı kıyaslarsınız; fark bu. Burada şunu ifade edeceğim: Borçlardan bahsedildi, kamu borcunun 64 milyar dolar olduğundan bahsedildi. Şimdi, o dönemde 236 milyar dolarlık millî gelirimiz vardı, bugün millî gelirimiz 850 milyar doların üzerinde.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - 4 kat artmış, asgari ücret artmış mı o kadar?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - 2002 yılında yaşamayacaksınız, bugün yaşayacaksınız, bugünün rakamlarıyla hareket edeceksiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Asgari ücret o kadar artmış mı?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şimdi, bakınız, 2002 yılında bizim borçlarımızın millî gelire oranı yüzde 72 yani benim kasamdaki toplam paranın yüzde 72'si borç; bugün benim kasamdaki paranın sadece yüzde 29'u borç. Bunu anlamalısınız, lütfen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Kime gidiyor bu?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Vatandaş ile özel sektörü de kat, herkes borçlu ya.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bakın, şu da söyleniyor, deniliyor ki: "Efendim, Türkiye'nin kamu ve özel kesim borçları o kadar yüksek ki, o kadar yüksek ki artık bunun altından kalkılması mümkün değil."

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Evet, aynen öyle.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Birey borcunu da kat, kredi kartı borcunu da kat.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bakalım dünyada nedir tablo. Bakın, özel kesim borçlarını dâhil etmiyorum, ülkelerin sadece kamu borçlarının millî gelire oranını sizlere okuyacağım. Japonya'da yüzde 240, Türkiye'de kamu kesimi artı özel kesimin borçlarını dâhil ettiğinizde millî gelire oranı yüzde 53. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kamunun borcu artı özel sektörün borcunu birlikte düşünün, yüzde 53. Bu, Japonya'da yüzde 240, Yunanistan'da yüzde 180, İtalya'da yüzde 130, Portekiz'de yüzde 125, Amerika Birleşik Devletleri'nde yüzde 106. Buna özel sektör borcu da dâhil değil, onu da söyleyeyim ama ben Türkiye'yi söylerken kamu artı özel olarak söylüyorum. Dolayısıyla Türkiye borçlanma yönü itibarıyla herhangi bir sıkıntı içerisinde değildir, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kısa vadeli borçlarımıza baktığımızda -bir yıllık süreci kastediyorum- şu anda bizim kısa vadeli borcumuz 2013 yılındaki borcumuzdan daha düşüktür. Özel kesim borçlarına baktığımızda, evet, 200 milyar doların üzerinde bir borç söz konusudur ama geçen yılki borç oranından farklı değildir; bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Bütçe... Yine bütçenin faiz bütçesi olduğu ifade edildi. Arkadaşlar, rakamlar burada ama hiçbir rakam ifade etmediler. Bakınız, sizinle paylaşacağım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - 117 milyar.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Vergi gelirlerimizin yüzde 86'sı nereye gidiyordu? Faiz harcamalarına gidiyordu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Faiz gideri işte, 117 milyar.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Peki, vergi gelirlerimizin yüzde kaçı şu anda faiz harcamalarına gidiyor? Yüzde 10,6'sı gidiyor. Fark bu, vergi gelirlerimizin yüzde 86'sı faiz harcamalarına giderken bugün sadece yüzde 10'luk kesimi gidiyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - 14 tane bakanlığın bütçesinden fazla faiz gideriniz var ya.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Gelelim yap-işlet-devret hususuna. Bu konuya da değinmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, şunu lütfen görelim: Yap-işlet-devret konusunda Türkiye dünyanın en başarılı ülkelerinden bir tanesidir. Nereye gidersek gidelim, hangi ülkeye gidersek gidelim bize şunu söylüyorlar: "Lütfen, bu yap-işlet-devret modelinizi bize bir anlatın." "Bunu nasıl başardınız?" bunu soruyorlar. Bakınız, biz milyarlarca dolarlık onlarca proje için yap-işlet-devret projelerini gerçekleştirdik.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Vatandaşı borçlandırarak.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Yolları da anlatın, yolları da.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bunlardan elbette rahatsızsınız çünkü vatandaşımızın konforunu artırıyoruz, ondan dolayı rahatsız olmalısınız diye düşünüyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Köprüleri de anlatın Sayın Bakan, anlatın da yapmasınlar bir daha Sayın Bakan.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şimdi, şehir hastanelerinden rahatsızsınız.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Çok, çok. Hasta garantili, koskocaman, böyle yandaşlara nasıl hastane verdiğinizi dünyaya anlatın. Yandaşlarınıza nasıl verdiğinizi, onu da anlatın Sayın Bakan.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Neyinden rahatsızsınız şehir hastanelerinin? Dünyanın en modern hizmetini vermesinden mi rahatsızsınız, lütfen bunu söyleyin. Neyinden rahatsızsınız? (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

Bakınız, üçüncü havalimanını yapıyoruz, yap-işlet-devret modeliyle yapıyoruz, cebimizden bir kuruş para çıkmıyor. 11,5 milyar euro özel sektör yatırım yapıyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Havuzdan alınabilir Sayın Başkan, onu da anlatın. Havuza 600 milyon doları nasıl topladınız yandaş iş adamlarından, onu da anlatın Sayın Bakan.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bununla da yetinmiyoruz, her yıl devletin kasasına bu yapılan havaalanı yatırımından dolayı tam 1 milyar euro girecek sevgili kardeşlerim, 1 milyar euro girecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Anlatın bakalım, yandaş iş adamlarından Sabah gazetesine 600 milyon doları nasıl topladınız, onu da anlatın, Sayın Bakan, onu da anlatın.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Tabii, sizin anlamanız güç. Ya, ne yapabilirim, ne yapabilirim, ne yapabilirim?

VELİ AĞBABA (Malatya) - 600 milyon doları nasıl topladınız yandaş iş adamlarından, onu da anlatın. Havuza nasıl para giriyor, onu da anlatın. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlar, bir dakika...

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Gelelim gelir dağılımına, gelir dağılımına gelelim, gelir dağılımına.

BAŞKAN - Lütfi Bey, bir dakika...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Dünyada elinize su dökemezler Sayın Bakan bu konuda.

BAŞKAN - Lütfen... Arkadaşlar, lütfen hatibi dinleyelim. Lütfen..

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Gelelim gelir dağılımına.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bu konuda elinize su döken kimse yok.

BAŞKAN - Lütfen...

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Yine, neyi ifade ettiniz? "Türkiye'de gelir dağılımı bozuluyor." dediniz mi? Dediniz. Dediniz değil mi bunu? Peki, herhangi bir rakamı burada ifade ettiniz mi?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - İcra dosya sayısını söyledik, ona gelin.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, anlayamıyoruz, Tanal'ı susturur musunuz.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Etmediniz. Niye etmediniz? Çünkü gelir dağılımında bir bozulma söz konusu değil, tam aksine gelir dağılımında bir iyileşme söz konusu.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Vatandaş Meclisin önünde kendini yaktı, nasıl gelir dengesi...

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şimdi sizlerle rakamları paylaşıyorum, bu bir OECD verisidir.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - 5 kişi kendini yaktı.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Günlük harcaması 2,15 doların altında kalan fert oranı 2002 yılında tam 2 milyon kişiydi, bu da yüzde 3'e tekabül ediyor, 3,04; 2017 yılında 2,15 doların altında hiçbir vatandaşımız kalmadı sevgili kardeşlerim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Gelir dağılımı iyileşmiş mi kötüleşmiş mi?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - EYT'lileri anlat, EYT'lileri, bir de EYT'lileri anlat.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bir başka örnek, devam ediyorum: Yine, bu uluslararası bir standarttır: Günlük harcaması 4,3 doların altında olan fert sayısı, değerli arkadaşlar, 2002 yılında tam 20 milyon kişiydi; aşağı yukarı nüfusumuzun yüzde 30'u 4,3 doların altında gelire sahipti. Bugün bu oran yüzde 30'dan yüzde 1,58'e düşmüş durumda. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) Gelir dağılımı iyileşmiş mi kötüleşmiş mi? Rakamlar burada.

Devam ediyorum, bitmedi çünkü gelir dağılımı önemli. Sizler de değindiniz, devam ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Bakan, gelir dağılımında siz söylediğinize inanıyor musunuz Allah aşkına ya?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Asgari ücreti ne yapacaksınız?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şimdi, şunu söyleyeyim gelir dağılımıyla ilgili olarak: Bakınız, gelir dağılımında bilimsel olarak kullanılan bir katsayı var, buna ne diyorlar, biliyor musunuz?

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Gini katsayısı.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Buna "Gini katsayısı" diyorlar, gelir dağılımında kullanılan katsayı, "Gini katsayısı" diyorlar.

VELİ AĞBABA (Malatya) - "Atma Recep, din kardeşiyiz." diyorlar ya...

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Katsayı yüksekse gelir dağılımı bozuk demektir, katsayı düşüyorsa gelir dağılımı iyileşiyor demektir.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ekmek fiyatı ne kadar, ekmeğin fiyatını biliyor musun, Ankara'da ekmek kaç para? Sayın Bakanım, Ankara'da ekmek kaç para, biliyor musunuz?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şimdi, Gini katsayısı 2006'da 0,43'tü, bugün 0,40'a düştü. Dolayısıyla Gini katsayısında bir düşüş söz konusu oldu. Bu da ne demektir? Gelir dağılımında iyileşme var demektir.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Sayın Bakan, Ankara'da ekmek kaç para, biliyor musunuz? Sayın Bakanım, Ankara'da ekmek fiyatı...

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bir başka husus gelir dağılımıyla ilgili, en fakir yüzde 20'lik dilim...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, Sayın Hatip, toparlayın lütfen. (CHP sıralarından gürültüler)

Arkadaşlar, lütfen hatibi dinleyelim.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Müsaade edin.

Şimdi, en alttaki yüzde 20'lik dilimin geliri, sevgili arkadaşlar, 2006 yılında yüzde 5,8 idi, bugün yüzde 6,3'e çıktı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Kızılay'a gidip bu konuşmayı yapalım o zaman.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Memleketinizde evladı ölen Recep amcayı söyle, Recep amcayı Sayın Bakan.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Efendim?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Var ya Karaman Ermenek'ten, sizin memleketten.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Gelir dağılımı düşük olan kesimin millî gelirden aldığı payda artış olduğunu ifade etmek istiyorum; 5,8'den 6,3'e yükselmiş durumda.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Recep amca öyle demiyor.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ankara'da ekmek fiyatı ne kadar biliyor musun Sayın Bakan?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bir başka husus, biraz önce ifade edildi; efendim, ayçiçeği üretimi, diğer bazı bitkisel üretimlerde düşüş olduğu ifade edildi. Sadece birkaç rakamı paylaşacağım, lütfen burada rakamlarla konuşun.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Malatyalılar kayısı ağaçlarını kesiyor, kayısı ağaçlarını.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Şeker ne oldu, çay ne oldu?

VELİ AĞBABA (Malatya) - 1 milyon ağaç kesildi sayenizde.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Bakınız, ayçiçeği üretimi 2002 yılında 850 bin tondu, bugün ayçiçeği üretimi tam 2 milyon tona çıktı sevgili arkadaşlarım, 2 milyon ton. Mısır üretimi 2002'de 2 milyon 100 bin tondu, bugün 5 milyon 900 bin tona çıktı.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ya, depoda çürüdü, getirdiğiniz Çin ayçiçeği depoda çürüdü.

AYHAN EREL (Aksaray) - Elimizde kaldı Sayın Bakanım, Aksaray'da ay çekirdeği elimizde kaldı.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Kimden geliyor ayçiçeği?

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Tütün ne oldu? Var mı tütün, pamuk?

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Hane halkı borçlarına yönelik de çok kısa şunu söylemek istiyorum: Hane halkı borçlarının yüksek olduğu söylendi.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Adıyamanlılar diyor ki: "Yemeyeler, içmeyeler, sürüneler."

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Türkiye'de hane halkı borçlarının millî gelire oranı yüzde 19'dur. Gelişmiş ülkelerde bu yüzde 100 civarındadır, dolayısıyla hane halkı borçları itibarıyla da Türkiye'nin durumu oldukça iyidir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Şu icra dosyası sayısını söylemedin Sayın Bakan.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ekmek fiyatını bilmediğin için cevap veremiyorsun Sayın Bakan.

LÜTFİ ELVAN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ olarak 2019 yılı bütçesini yeni ekonomi programı hedeflerine ulaşma yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz. Bu adımla ekonomide öngördüğümüz dengelenme süreci ve istikrarlı yüksek büyüme süreci arasında güçlü bir köprü kuracağız.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemimizin ilk bütçesinin vatanımıza, milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Başta Sayın Bakanımız, Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimiz, Başkanımız ve milletvekillerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eder, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlarım efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)