Konu:Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:27
Tarih:06/12/2018


Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

16 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 10'uncu maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Şimdi, sıra sayısı 16 olan bu Kanun Teklifi'nin ismine bir bakalım: Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi. Yani gene iktidar partisi ne için kanun teklifi getiriyor? Yandaş şirketler, sermaye grupları; bu ülkenin zaten refah payının, zaten gayrisafi millî hasılasının çoğunu alan, sömüren şirketlerin gene kayrılması yoluyla bir kanun teklifi getiriyor. İsmi sanki temel kanun gibi ama içerisine baktığımızda İcra ve İflas Kanunu, Harçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Hukuk Uyuşmazlıkları Kanunu, Bilirkişilik Kanunu gibi 6-7 tane kanunu ilgilendiren aslında bir torba kanun. Buraya çıkan hatiplerin hemen hemen hepsi eleştirdi. Bakın, Roma hukuku milattan önce 98 yılında torba kanunu yasaklamış, iki bin yüz sene önce ama AKP iktidarı hâlâ torba kanunla ki seçimde ha bire gittiler, "Torba yok. Milletvekilleri daha etkin olacak. Kanun tekliflerini milletvekilleri yapacak." dediler ama gene başladıkları yerden devam ediyorlar.

Bakalım, kim bu sermaye odakları, bu abone alacakları var ya? Şimdi, yeni bir kitap çıkarmış bir akademisyen, bir hoca "Kayırma Ekonomisi" diye. Bakın, bunu alın, okuyun. Ne demiş? Esra Çeviker Gürakar, burada güzel bir araştırma yapmış. Türkiye'nin 2002 yılından beri 1.200 şirket -bu tamamen AKP'yle iltisaklı ya eski il başkanı ya eski belediye başkanı ya ilçe başkanı ya meclis üyesi ya eski bakan hatta İstanbul Belediye Başkanlığını Refah Partisinin kazandığı döneme kadar gidin- bir güzel her türlü kaymağını yemiş, ihaleleri almış ya da bunların akrabaları buradan rant elde etmiş, zenginleşmiş ancak bu böyle olurken gene aynı kanun içerisinde olan -biraz önce Komisyon üyesi söyledi ama- esnaf, şirket konkordato ilan etmek durumuna gelmiş. Siz de bunu biraz zorlaştırıyorsunuz, güzel. Bir şirket, bir esnaf, bir ticarethane neden konkordato ilan etmek istesin ki? Güzel güzel ticaretini yapar, işine bakar, çalışır, evine ekmeğini götürür. Demek ki durum sizin anlattığınız gibi böyle güllük gülistanlık değil, ekonomide sıkıntı var, insanlar evine iş, aş, ekmek götüremiyor; o yüzden de konkordatoya başvuran sayısı ki sayın Komisyon üyesi bayağı azalttı ama maalesef öyle değil. Ona bağlı olarak enflasyon.

Bakın, 2011'den beri iç savaş olan, 4 milyon insanın göç ettiği, 1 milyona yakın insanın öldüğü, El-Cezire'sinden, El-Nusra'sından, IŞİD'inden onlarca terör örgütünün olduğu Suriye, enflasyonda bizden sadece yarım puan üstte. Gerçek enflasyonu koysak aslında biz Suriye'den çok daha gerideyiz, 9'uncu sıradayız. Yani yapacaksanız -orada 3,5 milyon dosya için İcra İflas Kanunu'ndaki işi kolaylaştıracağınıza- insanların icralık olmasını engelleyin, insanların konkordato ilan etmesini engelleyin, refah seviyesini yükseltin, iş, aş, ekonomi getirin, enflasyonu, işsizliği düşürün. Siz ne yapıyorsunuz? Ben burada -dördüncü bütçe görüşmeleri- milletvekili olarak görev yapıyorum. Bakın, arkadaşlar, geldiğimizden beri hep dışarıdan para getir, vergi ödeme, kaynağını sormama kanunu; Varlık Fonu kurulup, Türkiye'nin bütün varlıklarını bir yere koyup, onu ipotek ettirip dışarıdan kredi getirme kanunu; suyu satma, ormanı satıp para getirme kanunu, imar kanunu; para gelsin sıkıntıyı giderelim ve en son getirdiğiniz bu kanun da buna benzer bir kanun.

Bakın, bunlarla bu ekonomik sıkıntılar çözülmüyor, dışarılar kaynıyor; esnaf, üretici, sanayici kan ağlıyor. Bursa'da, benim memleketimde şu anda gizli iflasta olan ama banka kredisi kesilmesin diye açıklayamayan onlarca şirket var. Siz ne yapıyorsunuz? İcra iflas internet ortamında kolay olsun diye, 3,5 milyon dosya yükü kalksın diye güya sorunu çözmek yerine vatandaşın sırtına binmeyi daha kolay hâle getiriyorsunuz. Niçin yapıyorsunuz? Biraz önce söylediğimiz 1.200'e yakın şirketin alacakları, bunların takipte olan işleri kolaylaşsın diye.

Yine hemen sürem biterken... Dün yine komisyon kurarak, komite kurarak, kanun çıkararak ekonomiyi düzelteceğinizi sanıyorsunuz. FİKO diye bir tane Finansal İstikrar Kalkınma Komisyonu diye bir şey kurdunuz. Arkadaşlar, daha Plan ve Bütçede komisyon görüşülürken ekonomiden sorumlu, hazineden sorumlu, maliyeden sorumlu damat "tweett" atmış "FİKO komitesinin ikinci toplantısını yapıyoruz." diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MUŞ (İstanbul) - FİKO değil onun ismi.

BAŞKAN - Bir dakikada toparlayın Sayın Aydın.

ERKAN AYDIN (Devamla) - Arkadaş, daha komisyonda görüşülmesi bitmemiş siz ikinci komisyon toplantısını yapıyorsunuz. Yani, aslında Meclis, komisyon hepsi hikâye, zaten atı alan Üsküdar'ı geçiyor, biz işimize bakıyoruz diyorsunuz ama ben size şunu söyleyeyim: Bunları ne kadar yaparsanız yapın, hani çoğu yerde kullanıyorsunuz ya "Bu işler nasıl düzene çıkacak?" bakın, sizin de daha iyi anlayacağınız dilde, Kur'an'da da yazıyor: Kardeşim, bir, adaleti tesis edeceksin. İki, ehil olana işi vereceksin. Yani damada her şeyi verirsen, o görevi verdiğin gün dolar 3 liradan 6 liraya, euro 4 liradan 8 liraya çıkıyor, tepki veriyor, bu adam ehil değil diyor. Üç, meşveret diyor. İstişare edeceksin, danışacaksın. Biz burada ne kadar çok "Bu yanlış." dedikçe "Siz anlamazsınız." sonra "Aldatıldık. Allah affetsin, millet affetsin." Hep biz haklı çıkıyoruz. Biz haklı çıkmaktan yorulduk, siz kandırılmaktan yorulmadınız. En son, maslahat. Yani ne yapacaksınız kardeşim? Doğru kişilerle iş yapacaksınız ve emanet edeceksiniz. Bunları yapmazsanız ne olur? İstediğiniz kadar kanun çıkarın, ekonomi düze çıkmaz diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Aydın.