Konu:Tutuklu Hakkâri Milletvekili Leyla Güven'e destek için parti büroları içerisinde yapılan eylemlere müdahale edildiğine, Sırrı Süreyya Önder'in teslim olurken sarf ettiği sözlerine, asgari ücret tartışmalarına, ücretli öğretmenlerin mağduriyetine, seçim kampanyalarında sorunun demokrasi sorunu olduğuna ve fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:27
Tarih:06/12/2018


Tutuklu Hakkâri Milletvekili Leyla Güven'e destek için parti büroları içerisinde yapılan eylemlere müdahale edildiğine, Sırrı Süreyya Önder'in teslim olurken sarf ettiği sözlerine, asgari ücret tartışmalarına, ücretli öğretmenlerin mağduriyetine, seçim kampanyalarında sorunun demokrasi sorunu olduğuna ve fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, neredeyse her gün tekrar hatırlatıyoruz, bir kez daha ifade edelim.

Leyla Güven seçilmiş bir milletvekilidir, Hakkâri Milletvekilimizdir. Daha önce bu Parlamentoda seçilmiş milletvekilleri üç yıl cezaevinde kaldılar ve sonunda bir çözüm bulundu, tahliye oldular, görevlerinin başına döndüler. Meclisin kampüsünün içerisinde gözaltına alınıp tutuklanan milletvekilleri on yıl cezaevinde kaldılar. Yani bu baskıların, bu uygulamaların, bu, seçilmiş olduğu hâlde Parlamentoya gelememe yaklaşımının Türkiye'ye kazandıracağı hiçbir şey yok ama daha vahimi, Leyla Güven'e destek ve dayanışma için, illerde parti büroları içerisindeki eylemlere müdahale ediliyor. Biraz önce öğrendik, Şanlıurfa'da HDP il binası içinde milletvekilimizle birlikte parti yöneticilerimize müdahale edildi ve 10 yöneticimiz gözaltına alındı. Parti binasının içinde, çevreye zarar verme ihtimali yok; gözaltı gerektirecek bir uygulama olarak bunu görmenin kabul edilebilir hiçbir tarafı yok.

Yine birkaç gün önce, AİHM kararını uygulamamak için hükümlü durumuna düşürülen Sayın Demirtaş'la birlikte Sırrı Süreyya Önder bugün Kandıra Cezaevine teslim oldu. Teslim olurken sarf ettiği sözler var, bunları paylaşmak galiba bizim için bir sorumluluk. Diyor ki Sayın Önder: "Barış ve demokrasiyi savunanlar için sürpriz olmayan günlerden geçiyoruz. Bedel ödemek gerekiyorsa bunu elbette ödeyeceğiz. Sözlerimizin arkasındayız. Karamsar olmayın, güzel günler yakındır."

Sayın Başkan, iki konuya daha dikkat çekmek istiyorum. Birisi: Asgari ücret tartışmaları başladı, görüşmeler başladı ama eş zamanlı olarak da Fransa'da insanlar özellikle akaryakıt zamları ve onlardaki vergi oranlarını gerekçe göstererek, bunu gerekçe göstererek bir eylem içerisindeler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sadece basit bir rakam karşılaştırması yapacağım. Fransa'da asgari ücret 1.600 euro civarında, akaryakıt da 1,6 euro yani yaklaşık 1.000 litre akaryakıt düşüyor; bunu pahalı buluyorlar ve sokaklara dökülüyorlar. Türkiye'de asgari ücret 1.600 lira, akaryakıt 6 lira civarında yani yaklaşık 6 kat daha pahalı tüketiyoruz. Petrol üreten ülkelere daha yakınız; Kafkasya'ya, Orta Doğu'ya daha yakınız ama 6 kat daha pahalı bir oranla karşı karşıyayız asgari ücrete oranla.

Yine, ücretli öğretmenlerin çok ciddi bir sorunu var, atamaları yapılması gereken yani beş yılı dolduranlarla ilgili daha önce yapılmış düzenlemenin gereği ilginç bir mağduriyet var. Prim gün hesapları her ilde farklı yapılıyor diye iddia ediyorlar, bunu özellikle Meclis gündemine getirmemizi istiyorlar ve diyorlar ki: "Hiç olmazsa eşitlik..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Aynı pozisyondaki kişilerin, farklı illerde çalışanların prim günü hesaplarının eşit hesaplanmasını talep ediyorlar; bu kadar basit, bu kadar açık, net bir talepleri var.

Son olarak da biraz önce değinildiği için ben de değinerek bitirmiş olayım. Seçim kampanyalarında gürültü kirliliği, çevre kirliliği ve israf açısından elbette ki -hem de bir de bu kadar uzun bir kampanya, neredeyse seçime dört aya yakın bir süre var- daha saygın, daha az israfa dayalı ve çevreye zarar vermeyecek, şehre zarar vermeyecek kampanyaların yürütülmesi son derece değerli ve önemli ama bir de kampanyada fırsat eşitliğine galiba odaklanmamız gerekiyor. Medya imkânlarının eşit kullanımı konusunda ne yazık ki geçtiğimiz yıl negatif bir düzenleme yapıldı. Artık devlet televizyonlarının tarafsızlığını zaten geçtik ama özel televizyon kanallarının eşit davranmasıyla ilgili düzenleme kaldırıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, toparlayalım Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

Yani televizyon patronları ya da televizyonu finanse edenler nereye yakınlarsa o şekilde televizyonu kullandırabilecekler. Şimdi, zaten muhalefet partilerine yakın televizyon kanalı kalmadı denecek bir pozisyondayız, büyük kısmı KHK'lerle kapatıldı. Bırakın televizyon kanallarından eşit faydalanmayı, ben ve bazı milletvekili arkadaşlarımız 2911'den, seçim döneminde parti bürosu önünde 100 kişiyle izinsiz toplantı düzenlemekten yargılanıyoruz ve dosyalarımız hâlâ durdurulmadı, yargılama devam ediyor. 2911 değerli arkadaşlar, herhangi bir propaganda yok, terör suçu yok, başka bir iddia yok. Diyor ki: "Miting için izin isteyin." Değerli arkadaşlar, seçim döneminde parti bürolarımızın önündeki 50-100 kişilik toplantılar için biz miting izni alacağız, siz de zaten devlet imkânlarını ve televizyon imkânlarını kullanacaksınız. Sadece gürültü kirliliği değil sorunumuz galiba, sadece çevre kirliliği değil, daha ciddi bir demokrasi sorunumuz var.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.