Konu:4 Aralık Dünya Madenciler Günü'ne, savunma avukatlarının maruz kaldığı muamele ile muhalif medyanın tabi olduğu muamelenin siyasal sistemin demokratikliğinin göstergesi olduğuna, Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Hüseyin Bektaş, Mehmet Ali Çelebi'nin aldığı cezanın kabul edilemez olduğuna, Hakkâri Milletvekili Leyla Güven'in açlık grevine, başka partilerin tutum ve tavırlarını çarpıtarak kamuoyuyla paylaşmanın siyasi ahlakla bağdaşmayacağına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:25
Tarih:04/12/2018


4 Aralık Dünya Madenciler Günü'ne, savunma avukatlarının maruz kaldığı muamele ile muhalif medyanın tabi olduğu muamelenin siyasal sistemin demokratikliğinin göstergesi olduğuna, Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Hüseyin Bektaş, Mehmet Ali Çelebi'nin aldığı cezanın kabul edilemez olduğuna, Hakkâri Milletvekili Leyla Güven'in açlık grevine, başka partilerin tutum ve tavırlarını çarpıtarak kamuoyuyla paylaşmanın siyasi ahlakla bağdaşmayacağına ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, ben de Madenciler Günü'nü anarak başlamak istiyorum. Şairin dediği gibi "Yüz karası değil, kömür karası. Böyle kazanılır ekmek parası." Aslında dışarıda yoksulluk ve açlık, aşağıda da ölümle sınanırlar madenciler. Bu, tabii ki, aynı şekilde üretim hırsı, sadece daha çok kazanmak ve insan hayatını değersizleştirmek açısından önemli bir gün; umarım, sadece bir kez hatırlamakla kalınmaz.

Sayın Başkan, bir siyasal sistemin demokratikliğinin iki önemli göstergesi vardır; biri, savunma avukatlarının hangi muameleye yargı sistemi içinde maruz kaldıkları, öbürü de muhalif medyanın nasıl bir muamele gördüğüdür.

ÇHD'li avukatların yargılaması sırasında, çok uzun aktarmayacağım ama maruz kaldıkları muamele gerçekten ibretlik. Yani sadece duruşma sırasında görüşme talebi üzerine avukatların üzerine saldırılması ve Türkiye'nin en büyük hukuk örgütlerinden birisinin başkanlarının önce tahliye edilip sonra hemen arkasından tutuklanması ayıbı ortada dururken bir de bu muameleye maruz kalınması kabul edilemez bir durum.

Yine geçtiğimiz yıllarda yayın yapan, sonra yayını kapatılan bir gazetenin, Özgür Gündem gazetesinin yazarları, yayın yönetmenleri ceza aldılar geçtiğimiz hafta ama çok ilginç, sadece dayanışma için bir günlük sembolik dayanışma tavrı sergileyen Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Hüseyin Bektaş, Mehmet Ali Çelebi gibi tanınan, bilinen yazarlar bir günlük dayanışma dolayısıyla bir yıl altı ay ceza aldılar. Şimdi, gazetenin yöneticisi üç yıl dokuz ay aldı; elbette o da kabul edilemez bir durum ama bir günlük dayanışma tavrının bile, hangi fikir o gazetede savunulmuş olursa olsun, ne kadar tehlikeli...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bilgen, devam edin.

AYHAN BİLGEN (Kars) - ...ne kadar tehlikeli düşünceler orada serdedilmiş olursa olsun bir gazeteyle -sırf ifade özgürlüğü için- sadece gazeteciyle dayanışmanın bu kadar ağır cezalandırılması kabul edilemez bir durum.

Sayın Başkan, yine Leyla Güven -geçtiğimiz haftalarda da ifade ettik, bir kez daha ifade edelim- bir açlık eylemi yapıyor, açlık grevi yapıyor; yirmi beş gün geride kaldı. Bu tip eylemlerde yirmi beş gün son derece kritik ve ileri bir rakamdır. Sayın Güven, seçilmiş bir milletvekilidir. Sesini, sözünü burada söyleyemediği için ve kendisi için değil, tecridin bitmesi ve bu ülkede kan dökülmemesi, barışın tesis edilmesi için kendi hayatını riske eden bir tavır ortaya koymuştur. Eş Genel Başkanımız Sayın Pervin Buldan ve 10 milletvekilimiz de, parti grubumuz da şu anda destek ve dayanışma eylemindedir, yine birçok ilimizde milletvekillerimiz bu eylemi yapıyorlar. Milletvekillerimiz yapıyorlar çünkü Mersin'de partililerimiz de parti içinde, parti binasında bu dayanışma eylemini...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Tamamen pasif bir eylem olan, şiddet içermeyen, sadece dayanışma mesajı içeren bu eyleme bile müdahale edilmiş Mersin'de ve yöneticilerimiz hâlâ gözaltındadır. Şimdi, talebe katılmayabilirsiniz, başka bir siyasi yaklaşıma sahip olabilirsiniz ama sonuç itibarıyla sessizliğin kendisi, duyarsızlığın kendisi aslında aynı zamanda bir siyasi ahlak sorunudur.

Son olarak da Sayın Başkan, birkaç gündür sosyal medyada dolaşan Meclis çalışmalarıyla ilgili bir çizelge, bunu paylaşmak zorundayım. Buradaki araştırma önergelerine partilerin nasıl yaklaştıklarına dair bir çizelge, bir partinin milletvekili paylaştı, sonra başka paylaşımlar da oldu. Sayın Tuncay Özkan, bu paylaşımından dolayı kendisi de açıkladı, yanlış olduğunu ve kendisinin bilgisi dışında bu paylaşımın olduğunu ama kendisinden önce paylaşan milletvekilleri hâlâ bir irade beyan etmediler. Şimdi, biz herhangi bir partiyle polemik ya da bir milletvekillini hedef almak için asla söylemiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Meclis çalışmalarında hangi parti kimi, ne kadar, nasıl destekler, neye karşı durur; bu, her partinin kendisini ilgilendirir ve kendi seçmenine hesabını vermeyi göze alarak her parti bunu yapar ama yanlış beyanda bulunmak, başka partilerin tutum ve tavırlarını çarpıtarak kamuoyuyla paylaşmak, siyasi ahlakla bağdaşmayacak bir durumdur. Biz bu çizelgede ifade edilen 19 önergeden 17'sine destek vermişiz, burada konuşmacılarımız bunu net beyan etmişler, biz işaret yoluyla oyumuzu belli etmişiz, tutanaklar ortada ama bir milletvekilinin, hem de Genel Kurula kendisi gelmeyip Genel Kurulda partiler böyle davranıyor diye partimizi de bir çizelgenin içerisine koyup sanki "Hükûmeti destekliyor, onun için muhalefetin önergelerine destek vermiyor." gibi bir yaklaşım ortaya koymak kamuoyunu yanıltmaktır. Siyasetçilerin elbette ki görüşlerinin arkasında durması önemlidir ama başkaları hakkında da bir hüküm verirken, bir şey paylaşırken daha ciddi davranması beklenir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.