Konu:Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:24
Tarih:29/11/2018


Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Tabii, bugün "Filistin Halkıyla Dayanışma Günü" denildi ama biz Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak veya siyasi iktidar olarak veya ülkenin 1'inci partisi olarak veya Cumhurbaşkanı olarak, Kabine olarak, ne derseniz deyin, Filistin'in yanında mıyız, yoksa İsrail'in yanında mıyız? Bir ülke düşünün, Filistin halkına Türkiye'ye gelmek için vize şartı arıyorsa, İsrailli Türkiye'ye geldiği zaman vize şartı aramıyorsa o ülke İsrail'den yana demektir. Kısacası ne demek? Türkiye İsraillilerin Türkiye'ye gelmesi için vize şartı aramıyor, Filistin için arıyor. Yani şu anda Türkiye İsrail'den gelecekler için vize şartı aramıyor ama Filistinliler için vize şartı arıyor.

Şimdi "Türkiye, Filistin'in dayanışma gününde yanındadır; biz, onların demokrasi, özgürlük, bağımsızlık mücadelesini destekliyoruz." demek iyi niyetten uzak bir şeydir değerli arkadaşlar, samimi olmadığımızı gösteriyor. Eğer samimiyseniz yetki sizde, getirin, İsrail'e vize koyun, Filistin'e vizeyi kaldırın. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Hemen şimdi... Hemen şimdi...

MAHMUT TANAL (Devamla) - Hemen şimdi. Hepimiz de toplanmış durumdayız. Yani önce samimiyetinizi test edeceksiniz arkadaşlar, sizden rica ediyorum.

Gelelim bir başka konuya. Değerli arkadaşlar, ben Şanlıurfalıyım, Hilvan ilçesinde dünyaya geldim. Hilvan ilçesinde fabrika açılmadı, büyük bir kompleks cezaevi açıldı. Cezaevinin sayısı çok büyük. Hilvan Cezaevi Hilvan'a 15 kilometre uzaklıkta. Tabii, Hilvan'daki cezaevinde bulunan insanlar oy kullanıldığı zaman... Ha, aynı zamanda, cezaevi, Adalet Bakanlığının sitesine bugün girin, Hilvan diye gözüküyor ve Hilvan'a 15 kilometre uzaklıkta. Cezaevinde Cumhurbaşkanlığı geçiş sisteminde 115 "evet" oyu çıktı, 1.496 "hayır" oyu çıktı.

Şimdi, bu olaydan sonra neler gelişti tabii ki Hilvan'da? Referandum yapıldı. Yapılan referandum da nasıl yapıldı? Cezaevi idaresinde bulananlarla değil, Hilvanlılarla değil, oradaki köylülerle değil, sadece orada bulunan 116 kamu görevlisi memurla ilgili, onlar nezdinde seçim yapıldı ve seçimde dendi ki: "Efendim, 76 oyla 'evet' çıktı." Hilvan Cezaevi Hilvan'a 15 kilometre yakın iken oradan alınıp 40 kilometre uzak olan Karaköprü'ye bağlandı. Niçin? "Hilvan Belediyesinin seçimlerini AK PARTİ kaybedecek. Kazanması için biz bu cezaevini Hilvan'dan koparalım." 40 kilometre uzaklıktaki Karaköprü'ye bağlandı.

Peki, bu bağlandı, bununla başarıya ulaşıldı mı? Ulaşılmadı. Bu sefer gelindi, haziran seçimlerinde yine Hilvan İlçe Seçim Kurulu cezaevine o sandığı kurdu. O sandığı kurunca bu sefer yine baktı ki hakikaten -cezaevinden çıkan oylar- AK PARTİ'nin oyları çıkmıyor orada. Bu gidişle Hilvan'daki belediyeyi kaybedecek. "Ne yapalım?" Referandum yapınca kimse inanmadı çünkü onu ben yargıya taşıdım, onu da iptal ettim. Dedim ki: Bu, Anayasa'nın eşitlik, özgürlük, temsiliyetin sandığa yansıması açısından iptal edilince kim devreye girecek? Devreye girecek olan... Cumhurbaşkanı devreye girdi. Mahmut Tanal Cumhurbaşkanının karşısına çıktı. Ne yapacak Cumhurbaşkanı? Yani Cumhurbaşkanının işi gücü kalmadı da Hilvan gibi küçük bir ilçenin seçim sonuçlarıyla mı ilgileniyor? Yani bu kadar ucuz bir siyaset olur mu değerli arkadaşlar? Kalktı Cumhurbaşkanı, 10 Ekim 2018 tarihinde kararname çıkardı bu sefer, dedi ki: "Arkadaş, bu Hilvan Cezaevini -Hilvan'a 15 kilometre uzaklıkta- ben buradan alıyorum, 40 kilometre uzak olan Karaköprü'ye bağlıyorum." Ya, bunun neresinde vicdan, neresinde adalet, neresinde eşitlik, neresinde özgürlük, neresinde dürüstlük var değerli arkadaşlar?

Şimdi, burada yani ilçe sınırlarını değiştirmek kanunla olur. Bir Cumhurbaşkanının kararnamesiyle bunun değişmesi ne kadar doğru? Ha, ne olacak? Ben bunun peşini bırakmayacağım. Hukukta çare tükenmez. Ben buradan Türkiye'ye ve hepinize ilan ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) - Kamu denetçiliği...

Bir dakika verebilir misiniz Başkanım?

BAŞKAN - Sayın Tanal, kanunun aleyhinde konuşuyorsunuz diye zannediyordum da...

MAHMUT TANAL (Devamla) - Zaten kanun da aynı zamanda Çevre Kanunu, biliyorsunuz eşitliği getirir ya.

BAŞKAN - Çevre, evet.

MAHMUT TANAL (Devamla) - İşte bu eşitlik Sayın Başkan.

Şimdi, Değerli Başkanım, yani burada ilçe sınırları... Değerli Başkanımız hukukçu, Anayasa hukukçusu hocamız Kaboğlu karşımızda. Yani şimdi, netice itibarıyla, bir kanunla değişmesi gereken ilçe sınırları kararnameyle değişiyor arkadaşlar. Yani burada Cumhurbaşkanı ettiği yemine de uygun hareket etmiyor.

Netice itibarıyla, değerli arkadaşlar, hukuk hepimizin namusudur, hukuk hepimizin onurudur. Hukuku korumak kollamak sadece A partisinin, B partisinin, C partisinin değil, bu Parlamentoda 600 milletvekilinin de asli görevidir. Yani küçük bir ilçenin belediye başkanlığını kazanmak için bu kadar ayak oyunlarına gitmek, bu kadar ucuz bir siyaset yapmak Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanına yakışır mı?

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)