Konu:Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:24
Tarih:29/11/2018


Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Merhabalar.

Bugün Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü. Size bir açıklama okumak istiyorum, basına yapılmak istenen bir açıklamayı.

"29 Kasım 1947... Dünya bu tarihten sonra Filistinlilerin kitlesel sürgün ve etnik temizliğe maruz bırakılmasını yani Nakba'yı gördü. Genişleyen bir işgali, büyüyen bir mülteci nüfusunu ve 1967'de İsrail'in Filistin'den geriye kalan her yeri, hatta Sina Yarımadası ve Golan Tepelerini işgal etmesini gördü. Topraksızlaştırmanın, sürgünün, kültürel varlıkların gasbının ve yok edilmesinin tanığı oldu. Tüm bunların sonucunda, taksim kararından tam otuz yıl sonra, 1977 yılında 29 Kasım günü Uluslararası Filistin Halkıyla Dayanışma Günü ilan edildi.

Bu yıl 29 Kasım günü Filistinliler için hem yoğun bir saldırı dönemine hem de yoğun bir mücadele dönemine denk düştü. Gazze'de yaşayan ve önemli bir bölümü yaşadığı yerden çıkarılarak mülteci hâline gelmiş olan Filistinliler, ablukayı sonlandırmak ve geri dönüş hakkı için mart ayından beri ağır bedeller ödeyerek her cuma günü 'büyük geri dönüş yürüyüşü' adı altında kitlesel yürüyüşler yapıyorlar. Bu yürüyüşleriyle halkların direniş tarihinde yeni bir sayfa açıyorlar.

Diğer yandan, geçtiğimiz haftalarda Gazze Şeridi bir büyük çaplı saldırı girişiminin de aynı zamanda hedefi oldu. Filistinlilerin güçlü ve azimli direnciyle bu saldırı girişimi kısa sürede durduruldu ama Gazze hâlen çok ağır abluka koşullarında varlık mücadelesi vermeye devam ediyor. Büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıyan ABD yönetiminin desteğiyle Kudüs'ü yutma girişimleri hızlandırılırken ABD ve İsrail bazı Arap rejimlerin de desteğiyle 'yüzyılın anlaşması' adını verdikleri bir planla Filistinlilere büyük bir teslimiyeti dayatmak istiyorlar. Filistin halkının direnişi aynı zamanda bu tür girişimlerin de güçlü bir şekilde reddedilmesi anlamını taşıyor.

BDS Türkiye olarak, bu yılki Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü vesilesiyle, başta 'geri dönüş yürüyüşü' olmak üzere Gazze'de, Batı Şeria'da, Kudüs'te, 1948 topraklarında ve mülteci kamplarında özgürlük, adalet, geri dönüş ve haysiyetli bir yaşam için yürütülen tüm mücadeleleri selamlıyoruz. Aynı zamanda son dönemlerde yeni ve somut başarılar elde eden uluslararası boykot hareketinin, dünya çapında yayılan ve kitleselleşen uluslararası Filistin'le dayanışma hareketlerinin ve yine antisiyonist Yahudi hareketlerinin mücadelelerini sahipleniyoruz.

Bu yılki 29 Kasım vesilesiyle tekrar ediyoruz: Filistinlilerin geri dönüş hakkı da dâhil olmak üzere pek çok temel hakkı uluslararası hukuk tarafından tanınmıştır. İsrail bu haklara riayet etmek zorundadır. Buna karşın, taksim planını kendi devlet ilanı için zemin kabul eden ve bugün bile bu karara referans veren ancak daha 1948 yılında bile bu planın çizdiği sınırların çok ötesine uzanan İsrail, diğer taraftan da Birleşmiş Milletlerin aldığı kendisinin aleyhine olan hiçbir karara uymamış, uluslararası hukukun hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu sebeple İsrail'e uluslararası düzeyde yaptırım uygulanmalıdır. Filistinlilerin temel hakları tanınıncaya ve gerçekleşinceye dek İsrail ekonomik, ticari, siyasi, askerî, akademik ve kültürel yönlerden tecrit edilmeli, yalnızlaştırılmalı ve boykot edilmelidir. Geri dönüş hakkından dönmek yok. İsrail'le tüm ilişkiler kesilsin, Filistin'e özgürlük, İsrail'e boykot."

Bu metni yazan BDS Türkiye (Filistin İçin İsrail'e Boykot Girişimi) bugün saat yedide basın açıklaması yapmak istedi. Bütün gün basın açıklamasının yasağıyla uğraşmak zorunda kaldık. Bu metni okuması engellenmeye çalışıldı, görüşmeler sonrasında ve arkadaşlarımızın dirençli duruşu sonrasında, kararlı duruşu sonrasında açıklama yapmak sanırım şu an mümkün olabildi. Ama şunu sormak isterim: Bugün bütün gün Filistin'le ilgili, Filistin'le dayanışmayla ilgili konuştunuz, AKP de bununla ilgili konuştu. Peki, yapılmak istenen, şu metnin okunmasını neden yasaklamaya kalktınız? Neden bu konuda emniyet arayıp "Size bu açıklamayı yaptırmayacağız." diye geri bildirimde bulundu boykot grubuna? Filistin'le gerçek dayanışma onun sesini duyurmayı gerektirir. Filistin'le gerçek dayanışma İsrail'e boykot uygulamayı gerektirir ve sıkıştırmayı gerektirir. Filistin halkına yaptıklarının hesabının sorulması gerekir. Bunları yapmıyorsanız, buradan birtakım sözler söylemenin hiçbir karşılığı yok.

İsrail'le siyasi ilişkileri devam ettiriyorsunuz, askerî ilişkileri artırdınız ve artırmaya da devam ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Ticari ilişkilerinizi artırıyorsunuz. "Normalleşme" dediğiniz bir süreçle devam ediyorsunuz, ondan sonra da kalkıp buradan Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü'nde Filistin halkının yanında olduğunuzu söylüyorsunuz; yanında değilsiniz, gerçekleri konuşalım, gerçekte siz İsrail'in Filistin'e karşı uyguladığı katliamın yanındasınız. (HDP sıralarından alkışlar)