Konu:Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:24
Tarih:29/11/2018


Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 27'nci Dönemde milletin kürsüsünden Genel Kurulumuza hitap etmenin onurunu yaşıyorum. Bu çerçevede, Gazi Meclisimizin ilk Başkanı, devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'ü hürmetle, rahmetle anıyorum. Önceki dönemlerde görev yapmış milletvekillerimizden ahirete intikal etmiş olanlara rahmet, hayatta bulunanlara sağlık, afiyet diliyor, kendilerini ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, 13 Kasım 2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Başkanlıkça vakit kaybedilmeden Çevre Komisyonuna havale edilen bu kanun teklifinin acelesini anlamak için hem kanun teklifini ve gerekçelerini hem de Komisyon tutanaklarını dikkatlice inceledim. Üzülerek ifade etmeliyim ki bu aceleciliğin nedenini anlayamadım. Çevre alanı hiç şüphesiz hepimizin ortak paydalarından bir tanesidir. Bu bakımdan, hep beraber partilerüstü bir yaklaşımla, milletimizin menfaatini düşünerek düzenleme yapmak milletvekilliğimizin esas sebeplerindendir. Ama bakıyorsunuz, Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, tali komisyon olarak havale edildiği Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonundaki değerlendirilmesi bile beklenmeden alelacele bir şekilde Genel Kurulun gündemine alınıyor. İçerisinde Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve İmar Kanunu gibi çok önemli ve farklı kanunlarda değişiklik yapılması öngörülen bir kanun teklifi esas komisyon olarak bile düşünülebilecek olan Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda neden tartışılmaz anlamak mümkün değil.

Teklifin 13'üncü maddesinde "Kamu kurum ve kuruluşlarınca inşaatın yapımına ve denetimine ilişkin hizmet alımı yapılmış ise inşaatın yapımına ve denetimine ilişkin her türlü fennî mesuliyet kamu kurum ve kuruluşu adına danışman firmanın mimar ve mühendislerince üstlenilebilir." denilerek kanun marifetiyle yandaş firmalara iltimas sağlanmasından korkarım.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurulumuzda ve kanun tekliflerinin havale edildiği ilgili komisyonlarımızda gözlemlediğim bir hususu sizlerle paylaşmak isterim. Geçtiğimiz haftalarda Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşmüştük. Bu hafta da Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşmekteyiz. Yani tüm siyasi parti gruplarının ortak paydalarında bulunan sağlık ve çevre gibi konular görünürde ele alınmakta ancak böyle önemli ve partilerüstü bir anlayışa sahip ortak alanları seçerek kanun tekliflerini isimlendirip 30-40 maddelik bir kanun değişikliği içeren torba yasayla farklı konularda değişiklik teklifine gitmek kısaca algı yönetimi yapmaktır, yasama gücünün saygınlığına ve önemine gölge düşürmektir. Bu yöntemle kanun yapmak vatandaşı, bizleri, hatta sevgili AK PARTİ milletvekilleri, sizleri ve hepimizi kandırmaktan başka bir şey değildir maalesef. Toplumun tümünü ilgilendiren ve doğrudan etkileyebilen kanun tekliflerinin hazırlanması ve görüşülmesi sürecinde mütalaada bulunabilme bağlamında yeterli zaman verilmesi, sivil toplum örgütleri, üniversite temsilcileri ve yerel yönetimlerin geniş bir ölçekte katılımlarıyla müştereken müzakerelerde bulunulması usul olarak daha uygun olacak, Parlamentomuzun saygınlığını yükseltecektir.

Değerli milletvekilleri, Parlamentomuzun kamuoyundaki saygınlığı çerçevesinde dikkatlerinize sunmak istediğim bazı hususlar vardır. Bizler yasama gücünü kullanmak adına milletimiz tarafından seçildik, kutsal bir emanet aldık yani gücümüzün kaynağı milletimizdir, millî iradedir. Milletimizin tamamının haklarını hukuki zeminde korumak için en büyük güvenceleri Türkiye Büyük Millet Meclisidir, başka bir merci değildir. Kanun teklifi hazırlamak, denetim faaliyetlerimizle beraber bizlerin yani milletvekillerinin iki görevinden bir tanesidir fakat son zamanlarda pratikteki uygulama, yürütmenin bu tür torba yasalarla yasamanın yani Meclisimizin çalışmalarına doğrudan müdahale etmesi yönünde oluyor. Peki, nerede kaldı kuvvetler ayrılığı? Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtiğimiz için Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini ayrı tutuyorum çünkü yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü düzenlemeleri yapabiliyor. Bizler seçim çevrelerimizde seçmenlerimizle konuştuğumuzda onların dertlerini dinliyor, mevcut düzenlemelerin aksayan yanlarını gözlemleyebiliyor ve neticede ilk elden ihtiyaçlarını tespit edebiliyoruz. İhtiyaç olması hâlinde kanun teklifleri hazırlayıp Başkanlığımıza arz ediyoruz. Komisyonlarda iktidar muhalefet bir arada milletimizin menfaatine uygun olarak çalışmalarımızı tamamlıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen Sayın Cinisli.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Fakat görüşmekte olduğumuz bu değişiklik teklifi ve diğerleri kamuoyunda böyle algılanmıyor. Bugün sokağa çıktığımızda vatandaşlarımızla konuştuğumuzda genel olarak oluşan algı, yasaların teoride Meclisimizde yapıldığı ancak pratikte başka yerde hazırlandığı yönündedir.

Değerli milletvekilleri, Parlamentomuzun milletimizin ihtiyaçlarına cevap veren çalışmalar içerisinde olması en büyük amacımız olmalıdır. Geçtiğimiz on-on beş yıl boyunca yapılan jeotermal enerji santralleri, hidroelektrik enerji santralleri veya altın madenlerinin sebep olduğu doğa tahribatı gözle görülür hâle ulaşmıştır. Bu tür doğa tahribatlarının yanında vatandaşlarımızın sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini ve neden olduğu hastalıkları da gelecek yıllarda maalesef hep beraber göreceğiz.

Çevre Kanunu görüşmeleri vesilesiyle, yeri gelmişken, nüfusumuzun neredeyse dörtte 1'inin yaşadığı İstanbul için hayati öneme sahip bir konuyu dikkatlerinize sunmak isterim. İstanbul'a su sağlamak için yapımına başlanılan Melen Barajı öngörülen süre içinde bitirilemediğinden İstanbul'a zaman zaman geçici önlemlerle su akıtılmaktadır. Bu çerçevede Sakarya Nehri'nden de İstanbul'a su pompalanmıştır. Sakarya Nehri'nin suları zehirlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) - Nüfusumuzun neredeyse dörtte 1'i de risk altındadır. Bu durum Erzurum'da da geçerlidir. Erzurum'un da şehir şebekesinden ve ilçelerinin şebekelerinden zehirli su akmaktadır. Neredeyse bulaşıkları bile yıkamayacak duruma gelmişlerdir.

Sözlerimin sonunda bütün bunların çevre felaketlerinin sonucu olduğunu belirtir, sizleri saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)