Konu:Mhp Grubu Önerisi
Yasama Yılı:2
Birleşim:77
Tarih:13/03/2012


MHP GRUBU ÖNERİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü dolayısıyla Marş'ın yazarı büyük kahraman, büyük şair Mehmet Akif Ersoy'u rahmet ve şükranla anıyorum. İstiklal Harbi'mizde, istiklal mücadelesinde canlarını bu ülke için severek vermiş tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum ve Akif'in "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın." dileğini yeniden dile getiriyorum. 

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu bu araştırma önergesi üzerine görüşlerimizi ifade edeceğiz.

Beslenme, insanların hayatlarını devam ettirmeleri için çok önemli. İnsanoğlunun en önemli ihtiyacıdır beslenme. Büyümesi, gelişmesi, gelişimini tamamlaması, üremesi için sağlıklı bir bedene, sağlıklı bir vücuda ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı insanoğlu kendisi ektiği, kendisi biçtiği, tabiatın nimetlerini değerlendirerek, üreterek, çoğaltarak karşılar. En ilkel, en iptidai dönemden günümüze gelinceye kadar bilimin önderliğinde insanoğlunun, bir insanın yetişmesinde ihtiyaç duyduğu vitaminler, mineraller artık belirlenmiş, sadece doymak için beslenmek değil, sağlıklı beslenip hem vücudun hem zekânın gelişimini ancak sağlıklı bir beslenmeyle karşılayabileceği artık öğrenilmiştir. Bunun geleneksel, iptidai metotlarla değil, bilimsel bilgiler, verilerle ve eğitimle ancak sağlanabileceği gerçeği herkes tarafından kavranmıştır.

Eğitim yönünden geri kalmış, ekonomik yönden geri kalmış ülkelerde insanlar sadece doymak için beslenirler ancak gelişmiş toplumlarda insanlar ise insanın ihtiyacı olan, çocuğun ihtiyacı olan vitaminleri, mineralleri, yağları bilerek, bilinçli bir şekilde alırlar. Bunu alamayan, bu eğitimden uzak olan toplumlarda dirençsiz, hayata karşı, topluma karşı dayanıksız, hastalıklara karşı zayıf, korumasız insanlar meydana gelir. Oysaki, bunun, gençlerin eğitilerek, öğretilerek yaptıkları beslenmenin hem israfı önlediği hem de vücut ve zekâ gelişimlerini sağladığı tespit edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, "insan" dediğimiz zaman, tabii ki insan, -ki en küçük varlığı öğrenciler- öğrencilerimiz, dünyadaki bütün çocuklar gibi Türk çocukları da anne babanın, ailenin eğitimiyle, ailede gördüğü geleneksel beslenme şekliyle, ailenin sosyal yaşantısına uygun bir şekilde geçimlerini, beslenmelerini sağlamaktalar.

Diğer toplumlara baktığımızda, bir Amerikan toplumuna baktığımızda eğitim sistemimizi Amerikan eğitim sistemiyle karşılaştıran, sanki onların her sistemi iyiymiş gibi hazır getirip bize dayatmaya çalışan iktidar partisi mensuplarının konunun altyapısını iyi değerlendirmelerini, Amerikan toplumunun obez çocuklardan meydana gelen bir topluluk hâline dönüştüğünü, hazır yiyeceklerle beslenmelerinin çok bozuk olduğunu, bu hazırcı metotların bizim bünyemize, bizim yapımıza, bölgemize, iklimimize uymadığını, bize uygun beslenme ve eğitim şekillerinin, metotlarının mutlak surette bu topraklarda uygulanması gerektiği gerçeğini ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, televizyonlarda önceden, on sene, on beş sene önce, hatırlarsınız, bankalar reklamlar verirlerdi. Bu bankalar bilirlerdi ki vatandaşın cebinde para var. Banka reklamlarında derdi ki bankalar: "Getirin, paranızı bizim bankamıza yatırın, en yüksek faizi biz veriyoruz." Şimdi bankalar vatandaşta para kalmadığını biliyorlar, vatandaşa "Gelin, size para satalım, en düşük faizi biz veriyoruz." diyorlar. Sattıkları para bankaların kendi paraları değil, yabancının parasını bu topluma satıyorlar. Bu toplum taksitlenerek, taksit yaparak yine yabancının ürünlerini satın alıyor. Böyle bir döngü içerisinde, geçimini, çocuklarının beslenmesini sağlamakta, bilimsel metotları, sağlıklı beslenme yollarını araştırmayı bırakın, en zengin, en çok gelir sağlayan toplum dilimiyle en alt gelire sahip toplum dilimi, sınıfı arasındaki farkın 16 kata ulaştığı, OECD raporlarında "Bu kat 8 kat olursa o toplumda kaos çıkar." ifadelerine karşın, Türkiye'de kurbağa gibi ısıtılan toplumun sessiz sedasız günü geçirme kavgası, mücadelesi içerisinde, yarın adına, çocukları adına bir hesap yapamadıkları, onlara bir eğitim veremedikleri bir gerçek. Okullarda yapılan bazı anketler var, bu anketlerden size örnekler vermek istiyorum.

132 denek üzerinde yapılan bir ankette, öğrencilerin yüzde 78'i kahvaltı yaparak, yüzde 21'i kahvaltı yapmadan okula gittiğini ifade ediyor. Oysaki on beş-on yedi yaş grubu öğrencilerin sabahları mutlaka kahvaltı yapması gerekir. Bu kahvaltıda 1 yumurta, 1 kibrit kutusu peynir, 2-4 dilim ekmek, 1-1,5 yemek kaşığı reçel, 1 bardak süt, 15-20 adet zeytin yemeleri gerekmektedir. Şimdi bizi dinleyen ailelerin bunları bulmakta ne kadar güçlük çektiklerini, üzülerek o sucuk reklamlarını, çikolata reklamlarını gördüklerinde aile olarak, anne baba olarak çocuklarına bunları verememenin, onları sağlıklı yetiştirememenin ezikliği içerisindeki ailelerin bu saydığım gıdaları tek tek, böyle, çocuklarına her gün nasıl verebileceklerini, bu işsizlik, bu zor hayat şartları altında ezilirken nasıl karşılayacaklarını düşündüklerini tahmin ediyorum.

Anketin diğer sorusunda, öğrencilerin yüzde 71'i eğitimleri süresince beslenme eğitimi aldıklarını, yüzde 29'u ise eğitimleri süresince hiç beslenme eğitimi almadıklarını ifade etmektedirler.

Lise üçüncü sınıfta organik kimya konulu ders içerisinde, "hayat kimyası" adlı dersin dışında gençlerin nasıl sağlıklı bir beslenme öğretimi, eğitimi alacakları konusunda maalesef Bakanlığımızın da bir çalışması bulunmamaktadır.

Taşımalı eğitimle yatılı bölge okullarında yemek ihale ile şirketlere veriliyor. Bu şirketler, okul kantinleri, tabii ki çocuklara gıdaları verirken bundan bir ticari menfaat, bir kâr elde etmek istemektedirler, maliyeti düşürmek için bozuk, kalitesiz gıdalar vermektedirler. Buradan şu teklifi ilgililere yapmak istiyorum: Nasıl polis, askeriye kantinlerinde KDV alınmıyorsa okul kantinlerinden de KDV alınmamalı, yemek ihalesinde, okullara yemek yapan şirketlerden de KDV alınmayarak düşük fiyatlardan almış oldukları bu ihalelerin "Altından nasıl kalkarız?" diye, et yerine soya, değişik sağlıksız gıdaları çocuklara veren, dayatan bu kuruluşların bir denetimle ancak onların da geçimlerini sağlaması adına bir tedbirin, bir düzenlemenin Bakanlık tarafından mutlaka alınması gerektiğini ifade ediyorum. Ülkemizin sağlıklı gençlerle yarınlara sağlıkla gideceği düşüncesiyle?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.

AHMET DURAN BULUT (Devamla) - ?önergemizin kabul edilmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bulut.