Konu:Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:23
Tarih:28/11/2018


Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çevreyle ilgili getirilen kanun teklifinin 16'ncı maddesinin özünde okuduğunuz zaman güzel bir içeriği var çünkü diyor ki: "Bundan sonra yeni imar planlarında, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun şekilde ve plan bütünü de dikkate alınarak ulaşım amaçlı bisiklet yolları ve bisiklet park istasyonları bulunması zorunludur." Çok güzel bir şey, bisikletin teşviki, ülkemizin içinde bulunduğu içinden çıkılmaz trafik karmaşasında doğru bir amaçla getirilmiş. Ama ne kadar uygulanıyor, ona da bakmak gerekiyor. Örneğin, çıkmış kanunların içinde imar planının da değerlendirilmesi ışığında kapalı otopark zorunluluğu var. Uyuluyor mu? Cezayı veriyorlar, otopark yapmıyorlar, bütün kaldırımlar işgal altında. Peki, bu kaldırımları kim kullanıyor? Bizler kullanıyoruz ama bakınız -3 Aralık Dünya Engelliler Günü- engelliler de o kaldırımları kullanıyor. Onlarla ilgili de bir yasal düzenleme var. Engelli araçlarının geçeceği şekilde kaldırımların yapılması gerekiyor, onlar da yapılmıyor.

Ayrıca, görme engellilerle ilgili düzenlemeler var yollarda, çoğu ya bozuk ya kullanılmıyor. Öyle olunca kanunun çıkmasından çok, onun uygulayıcısı olmak önemli.

Bugün iş kazasında yine yaşamını yitirenlerimiz var. İş Güvenliği Kanunu çok güzel şekilde düzenlenip çıkarıldı, ne yazık ki bugüne kadar -ertelene, ertelene, ertelene- bir bütün olarak doğru uygulanmadığı için iş cinayetlerinde Avrupa 1'incisi, dünya 3'üncüsü olmaya devam ediyoruz. Önemli olan, çıkacak kanunların uygulanmasıdır. Bu bağlamda 2011 yılında asbest kullanımı yasaklandı. Asbestli su borularının değiştirilmesi gerekir. O dönem Çevre ve Şehircilik Bakanımız buradan söz vermişti "Bana bildirin, derhâl değiştirelim, bu bir cinayet." demişti. Kapanan belediyelerin, belde belediyelerinin çoğunda asbestli su borularıyla hâlâ insanlarımıza su içiriyoruz. Niğde'nin Kemerhisar ve Kızılca beldelerini de Sayın Bakana ilettim ama hâlâ o su boruları değişmedi.

Değerli arkadaşlar, su kaynaklarını doğru kullanmazsak bunlardan oluşacak zarar, geleceğimizin yok edilmesidir. Niğde ile Bor arasında bir Akkaya Barajı var. On altı yıldır bu barajdaki kirliliği gündeme getiriyoruz, bununla ilgili sürekli bakanlar geldiğinde bölgeye gidiyor, burası için arıtma tesisi yapılacak, sorun bitecek gibi algılatılıyor ama artık kokusu Boru Niğde'yi sardığı gibi içinde canlı yaşamıyor. Keza, Bor organize sanayinin bulunduğu yerdeki Kızılca Deresi'nde de kapalı bir sistem yapılmadığı için oradan çıkan kokudan da Kızılca beldesindeki insanlar ne yazık ki rahatsız olmaya devam ediyorlar.

Değerli arkadaşlar, bir de bir şeye dikkat etmek gerekiyor. Yol tabelası koyup hayvan geçişlerinde onların varlığını belirtmek isteyen uygulamalar yapıyoruz. Şimdi de tabelalar var ama gidin, bakın tabelalardaki hayvanlara bizimkiler tüfekle, silahla ateş ettiği için deliniyor, her yıl onları değiştirmek için de çok önemli miktarda bütçeden para çıkıyor. Esas olan, insanları eğitmek, hayvanlara karşı, doğaya karşı, çevreye karşı. Bunların nedeni ve niçini kavrandığı zaman tabelaya gerek kalmaz. Bakınız, çoğu gelişmiş kentlerimizde de örnek olarak rastlıyoruz, araç geçişi sırasında yayayı gördü mü duran araçlar var. Ama çoğu yerde ışık da yansa geçip giden de var. Onun için bu konuda da eğitimin önemine inanmak gerekiyor. Çevremizi, doğamızı, havamızı korumanın ihtiyaç olduğu gibi, yapılacak düzenlemelerde örneğin çatılarda yağmur sularını sarnıca alıp bunun tekrar atık su olarak binalarda kullanılmasını sağlamayı düşünmemiz gerekiyor. Yıllar önce insanlar su kaynakları yetersizken bu sarnıçlardan yararlandığına göre, bizlerin de bugün bunları farklı biçimde uygulayarak, atık su olarak, gri su olarak kullanacak düzenlemeleri yapmamız gerekiyor. Bu bağlamda, daha önceki değerlendirmelerde Sayın Bakan da öneriyi doğru bulmuştu ama bugüne kadar bu konuda çalışma da yapılmadı. Anadolu'da sular çekiliyor, obruklar oluşuyor. Bir gece bir köyün ortadan kalktığını duyarsak "Ah vah" etmenin anlamı yok. Onun için doğayı, çevreyi, insanı hep beraber koruyalım. Bu anlamda yapılan doğru çalışmalara Cumhuriyet Halk Partisi olarak her zaman destek verdik, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.