Konu:Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:23
Tarih:28/11/2018


Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖMER ÖCALAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, 24 Haziranda Hakkâri'den milletvekili seçilen Sayın Leyla Güven'in -bugün 21'inci günü dolmak üzeredir- açlık grevinde olduğunu belirtmek isterim. Sayın Leyla Güven'in talepleri bizim taleplerimizdir. Leyla Güven bu çatının bir üyesidir. Biz buradan Sayın Başkanı göreve çağırıyoruz. Bugün 21'inci gündür, üzerinden zaman geçtikçe dramatik bir sonuca gidebilir ve toplum için de geri dönüşü olmayan tehlikelere de sebep verebilir. Bu noktada biz Meclisi ve Meclisin Başkanını göreve çağırıyoruz.

Arkadaşlar, doğrudur, burada çevre kanunları üzerine konuşuyoruz. Ben de bu noktada kimi noktalara değinmek istiyorum. Urfa'nın sorunlarını anlatmakta yarar var. Şu an bizim şehrimiz bir tarım kentidir. Pamukta 1'inci sıradadır, fıstık üretiminin -"Antep fıstığı"dır ismi- yüzde 60'ını, 70'ini karşılayan bir şehrimizdir. Maalesef tarımın sorunları had safhadadır. Bu ülkede artık tarım politikası adına bir şey yoktur, tüm tarım ürünleri dışarıdan ithal ediliyor. Ülkedeki pamuğun yüzde 45'ini üreten bir şehirde -şu an gidin, Urfa'ya bakın- pamuk alacak tüccar ortada yoktur, çırçır fabrikaları şu an pamuk almamaktadır. 2.800-4.600 lira fiyat aralığında açılan piyasası var ama şu an çiftçiler 3 liraya pamuğunu veremiyor, hepsi ambarlarda çürümek üzeredir arkadaşlar. Bu noktada, hükûmetin, politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor. İnsanlarımız bu pamuğu yetiştirmek için, mazot, gübre, su, elektrik gibi bir sürü girdiyi karşılamak için elinden geleni yaptılar; şu an, maalesef, Urfa'da pamuk, üreticinin elinde kalmış durumdadır.

Bilindiği gibi ismi "Antep fıstığı" ama fıstığın yüzde 70'i Birecik, Halfeti, Bozova üçgeninde yetişmektedir ancak oradaki çiftçi, bu üretimi susuz yapmaktadır arkadaşlar. Fırat yanı dibindedir, Fırat'ın 2 kilometre, 3 kilometre yakınındaki araziler sulanamamaktadır. Biz, orada çiftçilerimizle görüşüyoruz, ziraat oda başkanlarımızla görüşüyoruz, bu soruna bir çözümün bulunması gerekiyor. Doğrudur, Antep fıstığıdır, ikisi de sınırdaş ildir, bu ülkenin sorunu hâline gelmiştir, ağaçlar artık kurumak üzeredir, yazın 40-50 dereceye ulaşan bir mevsim sıcaklığı vardır; bu noktada, artık GAP'ın, kendi amacına ulaşması gerekiyor.

Diğer bir sorun da bilindiği gibi elektrik sorunudur arkadaşlar. Atatürk Barajı Urfa'dadır, maalesef, Viranşehir ve Karaköprü ilçelerinde -diğer arkadaşlarımız da belirtti- elektriksiz mahalleler vardır, günde altı-yedi saat elektriği olmayan mahalleler vardır; bu noktada, artık ilgili kurumların bazı durumları gözden geçirmesi gerekiyor.

Esnaf alışveriş yapılmamasından şikâyetçidir. Herkes zor durumdadır. Çiftçiler malını satamamaktadırlar. Bu, zincirleme olarak esnafı etkiliyor, çiftçiyi etkiliyor, o bölgenin tamamını etkiliyor.

Bir kocaman ovadır Urfa'dan başlayan, Mardin, Cizre'nin içinde bulunduğu bir alandır. Mısırın -biçim zamanıdır, şu an biçilmektedir- 900 liradan, bin liradan açılan sezon fiyatları, şu an 700 liradır arkadaşlar. Biz, artık çiftçimizin, halkımızın sorunlarını göz önünde bulundurup bu noktaları burada tartışmamız gerekiyor. Sabahtan beri kimi konular, toplumsal meseleler burada tartışılıyor. Keşke bu tartışmalar aylarca, yıllarca, günlerce, saatlerce burada yaşansaydı ama ülkemizin içinde bulunduğu çatışmalı durum -günde yaşamını kaybeden onlarca insan vardır- bu durumlar yaşanmasaydı.

Doğrudur, 2013-2015 yılları arasında yaşanan bir süreç vardı. Orada en azından bir huzur ve sükûnet ortamı yaşanmıştı. O dönemde insanlar rahat bir nefes almıştı. Yani bu süreci şimdi, burada, eleştirmekten ziyade, burada saatlerce ve günlerce tartışıp...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

ÖMER ÖCALAN (Devamla) - ...bu çatışmalı sürecin önüne geçmemiz gerekiyor. On yıl sonra, yirmi yıl sonra arkamıza dönüp bakınca bugünkü durumdan sıkıntıya düşmemek için, bugün yaşanan sorunların mesuliyetini almamak için kimi şeyleri açık açık konuşmak lazım.

Söylediğimiz fikirler kimi arkadaşların hoşuna gitmeyebilir. Biz burada fikirlerimizi, düşüncelerimizi söylemek durumundayız. Yüzde 12 oy alan bir partiyi burada hedef hâline getirmemek gerekiyor. Biz, 6 milyon insanın oyunu almışız, fikirlerimizi de bu kürsüde özgür bir şekilde söylemeliyiz. Bu noktada ben diyaloğun, konuşmanın, tartışmanın hiçbir zararının olduğunu düşünmüyorum. Fikirler, düşünceler saatlerce çarpışsın, çatışsın ama insanlara bir şey olmasın, bu ülkede kan dökülmesin.

Tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum. (HDP sıralarından alkışlar)