Konu:Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:22
Tarih:27/11/2018


Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUAZZEZ ORHAN (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Sözlerime başlamadan önce, buradan, Hakkâri Milletvekilimiz Sayın Leyla Güven'in yirminci gününde olan açlık grevini selamlıyor ve haklı talebine buradan bir an önce ses verilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

AKP Hükûmeti on altı yıllık iktidarı boyunca ranta açtığı doğayı ve doğal kaynakları yasa tasarılarıyla, yönetmeliklerle yandaş şirketlere peşkeş çekerek, deyim yerindeyse tam bir ekolojik kıyamet yarattı. Nükleer santrallerden termik santrallere, duble yollar ve inşaatlar için kesilen ağaçlardan hedefteki zeytinliklere kadar doğa talan edildi.

Dünya çapında ülkeler tek tek nükleer santralleri kapatma kararı alırken AKP nükleer anlaşmalar yapmaya başladı. Mersin Akkuyu'ya, Sinop Abalı'ya ve İğneada'ya kurulması planlanan nükleer güç santrallerinden Akkuyu'nun 2019'da faaliyete geçmesi planlanıyor. Deprem bölgesinde olması, deniz suyu sıcaklığını artırması, atıklarının yıllarca yok edilememesi gibi sebeplerle tepki toplayan bu projeler defalarca halk tarafından protesto edildi. Çernobil ve Fukuşima felaketlerinden ders çıkarmak yerine bu felaketler yaşanmasın diye geliştirilen toplumsal direnişler terörize edilerek hukuksuzca bastırıldı.

Muğla'ya bağlı Marmaris Okluk Koyu'nda bölgenin sit derecesi düşürülerek 65 hektarlık bir alanda yapılan Cumhurbaşkanlığı yazlık sarayı için 40 bin ağaç kesildi. Konuyla ilgili habere ise Erdoğan'a hakaretten erişim engeli getirildi.

Yine, Artvin Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesinde Cengiz Holdingin altın madeninin, halkın büyük tepkisine karşın, çalışmasına izin verildi. Halka gazla saldırmayı, Cengiz İnşaata izin vermeyi tercih eden AKP iktidarı Cerattepe'nin talan edilmesinin önünü açtı. Ağaçların kesilmesinin yanında, ağır metallerle dolu zehirli atıklar derelere akıtıldı.

Yine, fabrikaların, kamu kurumlarının, tesislerin, işletmelerin atık sularının Van Gölü'ne dökülmesiyle birlikte her geçen gün kirlilik daha da artıyor ve sadece Van Gölü'nde bulunan inci kefali balık türü de yok olmayla karşı karşıya kalırken buna karşın herhangi bir önlem de geliştirilmiyor.

Havası temiz 4 kentimiz kaldı. Oy toplama uğruna yurttaşlara dağıtılan kalitesiz kömürlerle artan hava kirliliğiyle başlayan solunum yolu hastalıklarının yanında bu kömürlerin atıklarıyla da ciddi ekolojik tahribatlar oluşmaktadır.

Bir şarkıda da belirtiyor: "Havasına suyuna, taşına toprağına..." "Her köşesi cennet." dediğimiz memleket maalesef ki yanlış politikalarınızla cehenneme dönüşmekte. Cizre, Nusaybin, Dersim, Hakkâri ve diğer bölgelerdeki ormanların büyük bölümü ateşe verilip yakıldı ve bu yangınlar hâlâ sistematik bir şekilde devam ediyor. Kendi imkânlarıyla yangınları söndürmeye çalışan köylüler, halk güvenlik güçlerince maalesef ki engellendi, engelleniyor. Köylerin boşaltılması amacıyla çıkartılan yangınlar kadar yasak ilan edilen bölgelere yönelik olarak da bilinçli bir politikanın ürünü olarak çıkartılan bu yangınlarda çok sayıda yabani hayvan da telef edildi. Sosyal medya ortamına düşen bir videoda bir askerin "Bu da yaktığımız son dağ." şeklindeki ifadesi bilinçli olarak çıkartılan orman yangınlarının devlet eliyle nasıl gerçekleştirildiğini gözler önüne serdi.

Ege'nin birçok bölgesinde özellikle termik santraller için birçok zeytin ağacı kesildi, 6.066 zeytin ağacı kesildi. AKP'nin zeytinliklere olan düşmanlığı sadece içeride değil, dışarıda da kendini gösteriyor. Barbar IŞİD çeteleriyle iş birliği yaparak yağmacı bir anlayışla Afrin'i işgal eden AKP Hükûmeti gözlerini ilk olarak buradaki zeytinliklere dikti. Ülkedeki ekonomik kriz çiftçiyi, emekçiyi her geçen gün daha da dibe çekerken işgal edilen Afrin'den "Kaç ton zeytin yağmalarız?" şeklinde düzeysiz, kirli hesaplar üzerinden siyaset yapmaktan da maalesef ki utanılmıyor. Zeytinin ne kadar değerli bir nimet olduğu kutsal kitap Kur'an-ı Kerim'in Tîn suresinde "Andolsun tîne ve zeytine." şeklinde ifade edilirken din üzerinden siyaset yapan iktidarın zeytinliklere olan düşmanca yaklaşımı Ege'de de Afrin'de de ortaya çıkmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Orhan, buyurun.

MUAZZEZ ORHAN (Devamla) - Orman Bakanı Sayın Pakdemirli'nin de "Kooperatiflere 5 bin tonluk görev verildi, şimdiye kadar 600 ton zeytin getirildi." söylemi de Afrin'deki talanın bir itirafıdır.

Değerli arkadaşlar, rant düzenini pekiştirmek adına gündeme getirilen ve doğa talanının yaygınlaşmasına hizmet edecek torba teklif doğayı koruyan değil, kullanan bir anlayışla Komisyondan geçirildi. Tüm bu düzenleme ve uygulamalardan da öyle görünüyor ki AKP'nin çevre politikaları insanı, doğayı, kısacası tüm canlıları korumak ve yaşatmak değil, katletmek ve talan etmek üzerinedir. Komisyon Başkanı ve tüm üyelerin deyimiyle çevre politikaları siyasetüstü bir olguysa ve gerçekten samimiyseniz teklifteki boşluklarla sermayenin her alana nüfuz edebilmesinin önünü açmak yerine gelin hep birlikte doğayı ve ekolojik dengeyi koruyan düzenlemeleri hayata geçirelim.

Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)