Konu:Zonguldak ili Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada ölen işçilere Allah'tan rahmet dilediklerine, taşeronun taşeronu sistemiyle iş yapıldığına, Soma faciasını yaşamış bir ülke olarak maden ocakları konusuna daha sorumlu yaklaşmak gerektiğine, Uğur Kaymaz'ın ölümüyle ilgili yargı sürecine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:20
Tarih:21/11/2018


Zonguldak ili Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada ölen işçilere Allah'tan rahmet dilediklerine, taşeronun taşeronu sistemiyle iş yapıldığına, Soma faciasını yaşamış bir ülke olarak maden ocakları konusuna daha sorumlu yaklaşmak gerektiğine, Uğur Kaymaz'ın ölümüyle ilgili yargı sürecine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, ben de tabii, öncelikle Zonguldak'ta Kilimli ilçesinde Askeritepe'de biraz önce artık hayatlarını kaybettiği yönündeki bilgi kesinleşen 3 madenci ve sendikanın verdiği bilgiye göre de 6 yaralı, 1'isinin ağır olduğu ifade ediliyor... Tabii, yaralılara acil şifa diliyoruz, başsağlığı diliyoruz, sabır diliyoruz ama bu, galiba bizim sadece sabır, sadece başsağlığı, sadece rahmet dileyerek ele alabileceğimiz konulardan birisi değil. Valilik, "Maden ruhsatlı mı, değil mi?" sorusunu cevaplayamıyor, arkadaşlarımızın kurduğu temastan ruhsatlı bir maden ocağı olduğuna dair bir teyit, bir bilgi alabilmiş değiliz.

Artık ülkemizde taşeron konusu öyle bir noktaya gelmiş ki hiçbir uzmanlık gerektirmeyen, hiçbir sektörel, mesleki bilgi, istihdam gerektirmeyen alanlarda sadece kâr hırsıyla, sırf aracılık hizmetlerinden kâr ederek taşeronun taşeronu sistemiyle iş yapılıyor. Bu tabii, bedelini insan hayatıyla ödetiyor hepimize. Madende çalışmak zaten çaresizliktir. Başka hiçbir yoldan evinize helal lokma, ekmek götürme imkânınız yoksa madene mahkûm olursunuz ve her an zaten eve tabutunuzun, cenazenizin gelmesi ihtimalini de göze alarak madene inersiniz. Bunun bir örneğiyle daha karşı karşıyayız. Dolayısıyla, hiç olmazsa Soma gibi, Türkiye yakın tarihinde 15 Temmuzdan bile daha fazla insanı bir günde, bir saatte kaybettiğimiz vakayı yaşamış bir ülke olarak maden ocakları konusunda daha sorumlu, sadece kâr hırsına, sadece aracılığa, sadece ihalelerden pay kapmaya değil, insana değer vererek ve insanca çalışma koşullarını önemseyerek yaklaşmak gerektiğini ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN BİLGEN (Kars) - Paylaşmak istediğim ikinci konu: 2004 yılında, bundan on dört yıl önce, Uğur Kaymaz, 12 yaşında, evinin bahçesinde, avlusunda, babasının yanında, ayağında terlikle, terörle mücadele adına -tırnak içerisinde ifade ediyorum- hiçbir çatışma bilgisi olmaksızın, bir karşı ateş olmaksızın vücudunda 13 kurşun bulunarak hayatını kaybetti. Tabii ki olayın üzerinden on dört yıl geçtikten sonra sorgulamamız gereken boyutu, yargıda ne oldu? Hadi güvenlik güçleri, ihmalle, kusurla, kasıtla, neyle derseniz deyin, böyle bir fiilî gerçekleştirdi. Peki, yargıda ne oldu? Yargılama sürecinde beraat çıktı, daha sonrasında konu, Anayasa Mahkemesine taşındı, şu anda Anayasa Mahkemesinde görülüyor. AİHM'den Türkiye'ye 70 bin avroluk ceza, tazminat hükmedildi ama yeniden yargılama süreci tekrar reddedildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN BİLGEN (Kars) - Bu uygulamaların elbette ki kendisi kabul edilemez, ülke güvenliğine, barışına, insan haklarına, ülkenin saygınlığına katkı sunmaz ama daha vahim olan, yargılama sürecinin on dört yılda geldiği noktadır. Eğer insanlar uğradıkları haksızlığı, uğradıkları mahrumiyeti, yargıda da on dört yılda, hem de bu kadar açık bir vakada telafi edecek, elbette kimseyi geri getirmeye güç yetmez ama hiç olmazsa vicdanları rahatlatacak bir uygulamayla karşılaşmazlarsa bu cezasızlık, sadece benzer uygulamaları tekrarlatır. Bu da sadece bu ülkede gerilime, kamplaşmaya, öfkeye ve nefrete hizmet eder.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.