Konu:Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:19
Tarih:20/11/2018


Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlamadan evvel, tekrar, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilimizin vefatı dolayısıyla başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Allah rahmet eylesin. Yakınlarına sabır niyaz ediyorum.

14 sıra sayılı Kanun Teklifi'yle ilgili olarak söz almış bulunmaktayım.

Ticaret odalarında ve ticaret borsalarında görev yapanların milletvekili ve belediye başkan adayı olmaları hâlinde istifa ettiklerinde, seçilmemeleri veya aday yapılmamaları hâlinde görevlerine geri dönmeleriyle ilgili bir yasal düzenleme yapılıyor. Bu düzenlemeyi Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu'nun istemediği söyleniyor. Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu isteseydi de yapmış olsaydık herhâlde o zaman da "Burayı Rifat Hisarcıklıoğlu mu yönetiyor? Rifat Hisarcıklıoğlu istedi diye mi kanun çıkarıyoruz?" diyecektik. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili arkadaşlarımız bir kanun teklifi getirmişlerdir. Bu kanun teklifinin sağlıklı bir şekilde geçmesi için bu saatte mücadele ediyoruz, gayret gösteriyoruz.

Benim bu kanuna ilave olarak olmasını hayal ettiklerim veya beklentilerim var, onu ifade etmek istiyorum. Ticaret odası ve ticaret borsası mensupları görevlerine geri dönecekse, mesela partilerden istifa eden il başkanları, ilçe başkanları; e, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri... Mesela belediye başkanları milletvekili olmak için istifa ediyor, belediye meclis üyeleri milletvekili olmak veya belediye başkanı olmak için istifa ediyor; parti il başkanları, ilçe başkanları istifa ediyor; diğer sivil toplum örgütlerinden de istifa edenler var. Bununla ilgili bir genişleme yapılsa iyi olur diye düşünüyorum. Tabii, yapma imkânı var mı diye bu tarafa baktığımda, Komisyona baktığımda öyle bir imkân da pek gözükmüyor, Komisyonun yeterli sayısı olmadığı apaçık ortada. Ama bu yasal düzenleme yapılırken keşke geniş kitlelere ve birçok sivil toplum örgütüne imkân tanıyacak şekilde hazırlansa iyi olurdu. Bu hâliyle adrese teslim bir kanun teklifi oluyor. Yine de "Hayırlı olsun." diyelim.

Tabii, bu kanun teklifi görüşülürken, Sanayi, Ticaret Bakanlığını da ilgilendiren bir kanun olduğu için ister istemez memleketim Ordu'daki organize sanayiler de aklıma geliyor, gelmiyor desem haksızlık etmiş olurum. Örneğin Ünye'de organize sanayi bölgesi olarak ayrılan arsalar hâlâ istimlak edilemedi. Fatsa'da ikinci organize sanayi bölgesinin istimlaki gerçekleşmedi. Ordu'da 850 dönüm arsa alındı, istimlak gerçekleşmedi, bundan dolayı da maalesef bir temel atılamadı, daha bir kazma çakılmadı. Niye? 100 trilyon paraya ihtiyaç var diye. Bu para istenirse bulunabilecek bir para. Bu 3 organize sanayi hayata geçtiğinde 20 binin üzerinde insan Ordu'da iş, aş, ekmek sahibi olacak. Dolayısıyla bu 3 organize sanayinin hayata geçmesinin gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda da AK PARTİ Hükûmetinden destek bekliyorum çünkü "Cumhur İttifakı Türkiye'nin teminatı" diye birlikte mücadele ettik. Cumhur İttifakı Türkiye'yi ayağa kaldıracak diye inandık, gayret gösterdik. Bu Cumhur İttifakı'nın karşılığı olarak da Ordu'da Sayın Cumhurbaşkanımıza yüzde 65 oranında oy verdik. Bunun karşılığında da Ordu olarak yatırımlardan bir nebze payımızı adil bir şekilde almak istiyoruz.

Yine "Cumhur İttifakı" deyince aklıma geldi, İstanbul Milletvekilimiz Sayın İzzet Ulvi Yönter Beyefendi hakikaten çok haklı bir konuda, çok hassas bir konuda beni çok üzen bir "tweet" paylaşmıştı. Bir uzman çavuş emekli olduktan sonra elinde bir arabayla çöp topluyor, kâğıt topluyordu; "Bu uzman çavuş bunu hak etmiyor." demişti. Bir sağlık raporu gerekçesiyle, annesine verdiği bir böbrek sebebiyle uzman çavuşun sözleşmesi iptal ediliyor. Bu insanları bir kanun teminatı altına alalım, bu insanlara bir kadro teminatı sağlayalım diye verilen bir teklif vardı. Bu teklifi de Cumhur İttifakı'nın o dönemki büyük ortağı olarak 290 milletvekiliyle Meclise girmiş olan, "Güçlü Meclis" diyen AK PARTİ'nin dikkate almasını hakikaten arzu ediyorum.

Bunun yanı sıra, yine, Ordu'da bir sel afeti yaşadık. Milyonlarca hasar oldu, 1.100 ton fındık denize döküldü. Bunun karşılığında Sayın Cumhurbaşkanımız da geldi -teşekkür ediyorum- dedik ki: "Ziraat Bankasına ve Tarım Kredilere olan borçlar ertelenecek bir yıl." Ama maalesef hiçbir erteleme gerçekleşmedi. O günden bugüne ekonomik kriz de her geçen gün... "Yok" desek de "psikolojik" desek de psikolojimizi bozan bir ekonomik kriz var. Bu kriz, maalesef, Ordu'da kendini çok fazla hissettirdi. O sebeple, Tarım Krediye ve Ziraat Bankasına olan çiftçi borçlarının, esnaf borçlarının ertelenmesi gerekiyor çünkü esnafımız kan ağlıyor. Buna müsaade etmemek lazım, halkın derdiyle hakikaten dertlenmek ve ilgilenmek lazım. Bizim görevimiz bu, bu görevin de layıkıyla yerine getirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Sorun aslında çok, sürekli söylüyoruz, anlatıyoruz. Ama ben inanıyorum ki bu sorunları not alan birileri var, birileri bizi dinliyor. Dinlediğine emin olmak istiyorum. Örneğin, 110 bin yardımcı hizmetli sınıfında olan insanımız var. Memur statüsünde işe girmişler ama maalesef memur gibi değerlendirilmiyorlar. Bunların hakları bir an önce verilmeli.

Kamuda kiralık araç kullanan şoförler var. Taşeron yasasını çıkarmışız, bunların büyük bir kısmına kadro vermişiz ama kamuda kiralık araç kullananlara kadrolarını vermemişiz.

Emeklilikte yaşa takılanlar var. 6 milyon desek de sayıları ilk etapta 130 bini geçmeyecek sayıdaki insanlarımız, bunların yarısına yakını da devlet memuru, istesek de emekli olmayacaklar. Devlete yükleri söylenildiği gibi 750 milyar olmayacak. Bu insanlar bizim her birimizden bir kanun teklifi bekliyor. Hakları gasbedilenler 4447 sayılı Yasa'nın geriye işletilmesinden dolayı yaşadıkları mağduriyete son vermek istiyorlar. Buna son verelim. Komisyon kurup araştırma komisyonuyla bir yıl bunu oyalama yerine bir kanun teklifiyle bu insanlara haklarını vermenin yolunu açalım. Bu konuda öncülük görevi de Cumhur İttifakı'nın büyük ortağına düşüyor.

Biraz titreyip kendimize dönelim, millete dönelim, milleti dinleyelim, milletin sesini dinleyelim. Hakikaten millet ızdırap, çile, büyük sıkıntılar çekiyor.

31 Martta da bir seçime gideceğiz. Bu seçim Türkiye'nin kaderi açısından çok önemli bir seçim. Burada bekleyen arkadaşlar var, seçimlerde bunlar kötü sonuç alsa da biz de bunları epey bir eleştirmeye başlasak diye heyecanla bekliyorlar. Bunları sevindirmemek lazım. Bunlar sevinirlerse bizi burada rahat bırakmazlar, bunlar bizi çok huzursuz ederler. Huzursuz olmamak için Cumhur İttifakı olarak bu seçimlerde yüzde 50'nin altına düşmemeliyiz, yüzde 50'nin üzerinde bir oy oranıyla 24 Hazirandaki Cumhur İttifakı'nın millet tarafından kabul gören bir ittifak olduğunu, bütün Türkiye'ye yeniden o heyecanı yaşatmalıyız.

Kanunun hayırlara vesile olmasını MHP adına ilk söz alan konuşmacı olarak Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

İnşallah bu, aday olan arkadaşların geri dönmesine gerek kalmaz, adamları istifa ettirip aday yapacaksınız. Bizden pek öyle, oda başkanı falan fazla çıkmıyor, hep sizden çıkıyor. (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Temennim, İzmir adayınız da kazanır diyorum, ne diyeyim yani.

Allah utandırmasın, hayırlı uğurlu olsun. (MHP sıralarından alkışlar)