Konu:Edirne Milletvekili Erdin Bircan'a Allah'tan rahmet dilediğine, Mevlit Kandili'nin bugün ifade ettiği anlamıyla da yüzleşilmesi gerektiğine, "Dünya bize atalarımızın mirası değil, çocuklarımızın emanetidir." sözü gereği hiç kimsenin mirasyedi gibi davranma lüksünün olmadığına, iki yılı aşkın tutukluluğun Türkiye iç hukuku ve AİHM açısından kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:19
Tarih:20/11/2018


Edirne Milletvekili Erdin Bircan'a Allah'tan rahmet dilediğine, Mevlit Kandili'nin bugün ifade ettiği anlamıyla da yüzleşilmesi gerektiğine, "Dünya bize atalarımızın mirası değil, çocuklarımızın emanetidir." sözü gereği hiç kimsenin mirasyedi gibi davranma lüksünün olmadığına, iki yılı aşkın tutukluluğun Türkiye iç hukuku ve AİHM açısından kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, ben de öncelikle Erdin Bircan'ın ailesine başsağlığı dileyerek, acılarını paylaştığımızı, bütün CHP camiasının acılarını paylaştığımızı ifade ederek başlamak istiyorum.

Şüphesiz, Mevlit Kandili, sadece bin dört yüz yıl öncesinden bir nostalji, bir ritüel değildir. Çürümüş, kokuşmuş zulmün, adaletsizliğin egemen olduğu bir toplumda yeni bir insan tipi, yeni bir toplum inşa etmek, insanların özgürlüğünü, her türlü dünyevi baskıya karşı insanın doğasının, fıtratının gereği olan özgürlüğünü, insanların eşitliğini hayata geçirmenin bir mücadele timsalidir. Dolayısıyla da anarken galiba sadece bir öykünme, geçmişte yaşanmış ama geçmişte kalmış bir yaşama biçimi değil, bugün için ifade ettiği anlamla da yüzleşmemiz gerekiyor.

Sayın Başkan, galiba yarın, çevre konusunu da kapsayan bir düzenleme buraya gelecek, bir torba yasa buraya gelecek. Çevre hareketinin çok güzel bir sözü vardır, derler ki: "Dünya bize atalarımızın mirası değil, çocuklarımızın emanetidir." Dolayısıyla, bir mirasyedi gibi davranma lüksümüz, hakkımız yoktur; başkasının hakkını gasbetmiş oluruz.

Çocukların dünyada bu kadar söz sahibi olduğu, söz sahibi olması gerektiği hâlde bir kısmının umudu ararken denizlerde boğulması, bir kısmının ömürlerini cezaevi kapılarında anne babalarının eğer bir suçu varsa bile onun bedelini, diyetini ödeyerek geçiriyor olması, bir kısmının zulme, baskıya uğraması, kiminin açlıktan, ilaçsızlıktan, suya erişememekten ölmesi ya da istismara, tacize maruz kalması hepimizin sorumluluğudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Dolayısıyla da rakamları telaffuz etmeyi bile tüyler ürpertici buluyorum; kaç çocuğun istismara uğradığı, kaç çocuğun çocuk yaşta hamileliğe maruz kaldığı ve bunların sadece rakamlar olarak geçilmesini bile bir ayıp, bir zül olarak görüyorum. Elbette ki bir çocuk için bile ciddi, etkin bir soruşturma yapılması, sorumluların görevden alınması fazlasıyla hak edilen bir durumdur. Bırakın on binlerce çocuğu bir çocuk için galiba onlarca memuru, bürokratı feda etmeyi öğrenmek, görevden almak ya da görevi bırakmak hepimiz için çocuklarımıza karşı bir sorumluluk, bir görev.

Sayın Başkan, çok uzatmadan bir de biraz önce kürsüde de ifade edildiği için ve bu konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanının ve Adalet Bakanının da sözleri olduğu için AİHM kararıyla ilgili çok kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum.

AİHM, Türkiye iç hukukunun bir parçasıdır. Anayasa'nın 90'ıncı maddesi dolayısıyla Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler, anlaşmalar iç hukukun bir parçasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN BİLGEN (Kars) - Biz arzu ederiz ki bu ülkenin sorunları burada konuşulsun, burada çözülsün ve yurt dışındaki mahkemelerle değil, burada adaleti tesis ederek sorunlarımızı çözebilelim ama AİHM kararını tanımamak, işte, tırnak içerisinde söylüyorum gereğini yapmak, işi bitirmek, bu konuyu muhataplarla başka türlü bir pazarlık konusu gibi görmek hukuki açıdan kabul edilemez bir durumdur. Dolayısıyla, Anayasa'nın açık hükmüne rağmen tahliye yönünde bir tavır koymamanın kendisi suçtur. Dolayısıyla, burada kişilerden bağımsız olarak bir kere kararın gereğini hemen yapmak ve nasıl yorumlanması gerekiyorsa bunu ortaya koymak gerekir. Adalet Bakanının "Yargı mercisi karar verir." cümlesi elbette ki "Hukuka uygun biçimde karar verir." biçiminde yorumlandığında kabul edilebilir bir durumdur ama bunun dışındaki karşı hamle, işi bitirme ifadeleri aslında bu konuya yaklaşımdaki ciddi bir sorunu ortaya koyar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, bitiriyorum, toparlıyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Türkiye eğer bir hukuk devleti olmanın asgari koşullarını yerine getirecekse, zaten iki yıl tutukluluk, iki yılı aşmış bir tutukluluk Türkiye iç hukuku açısından da AİHM açısından da kabul edilemez bir durumdur. Dolayısıyla, bunun gereğinin bir an önce yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.