Konu:701 Sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/4) İle İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:12
Tarih:31/10/2018


701 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/4) ile İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MHP GRUBU ADINA MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 701 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi'nin ikinci bölümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

8 Temmuz 2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kanun hükmünde kararnameyle, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca, devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılması ve bunların olağanüstü hâl kapsamında daha önce kamu görevinden ihraç edilenlere uygulanan yaptırımlara tabi tutulması doğrultusunda düzenlemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, 15 Temmuz hain ve kanlı darbe girişimine karşı milletimizle ve devletimizle beraber, bütün varlığımızla ve gücümüzle direndik. Hain ve kanlı darbe girişiminin daha ilk dakikalarında yani darbenin başarılı olup olmayacağının dahi belli olmadığı bir vakitte, sağına soluna, önüne arkasına bakmadan, hain darbe girişimine karşı devletin ve Hükûmetin yanında olduğunu ifade etmiş olan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, Türk devletinin zora düştüğü, saldırıya uğradığı, Türk demokrasisinin tıkanmaya yüz tuttuğu her durumda daha önce ne yapmışsa 15 Temmuz gecesi de aynısını yapmış ve "Önce ülkem ve milletim." demiştir.

15 Temmuz gecesinden itibaren Türkiye ve Türk düşmanlarına karşı her türlü tedbirin alınmasını, terörle mücadelenin etkin ve kararlı bir şekilde yürütülmesini talep eden Milliyetçi Hareket Partisi, olağanüstü hâl tedbirinin uygulanmasının büyük önem arz ettiğini ifade etmiş, defaatle bunu dile getirmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan bütün oylamalarda bu yönde istikrarlı ve tutarlı bir şekilde tercihini ortaya koymuştur. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, 15 Temmuzdan bu yana, terörle mücadelenin etkili şekilde yapılmasını, kesintiye uğramamasını dile getirmiş bulunmaktayız. Çıkarılan ilk olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesinden itibaren de kamu kurumlarından yapılan ihraçlarda ve kurum kararıyla yapılan açığa almalarda yaşanabilecek mağduriyetlere karşı yardımcı olmak maksadıyla kapılarımızı, teşkilatlarımızın kapılarını bütün vatandaşlarımıza siyasi parti ayrımı gözetmeksizin açmış bulunmaktayız. Bizler milletin ve devletin menfaatlerini her türlü şahsi menfaatten üstün saymaktayız. Ancak haksız bir şekilde ihraç muamelesine maruz kalan veya açığa alınan kişilerin sayısı 1 dahi olsa yani 1 kişi dahi bile olsa bunun, o kişinin kendisinin ve ailesinin kıyameti olduğunu çok iyi bilmekteyiz. Bu nedenle yaşanan mağduriyetleri yakından takip etmekteyiz.

Kurulan komisyonla ihraçlara karşı itiraz yolunun açılmış olduğu hepimizin malumudur. Bugüne kadar birçok başvurunun yapıldığı, komisyonun çalışmaları neticesinde sınırlı sayıda iade kararının çıktığı da yine hepimizce bilinmektedir. Burada birçok dosyanın daha incelenmeyi beklediğini ve o mağduriyetlerin giderilmesi için vatandaşlarımızın, bu konuda mağdur olduğunu iddia eden vatandaşlarımızın büyük bir beklenti içerisinde olduğunu müşahede etmekteyiz. Bu incelemelerin daha hızlı bir şekilde yapılması ve hukuka ve hakkaniyete uygun kararlar verilebilmesi için gerekli tedbirlerin acilen alınması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Burada sadece ihraç kararları, idari işlemler ve kanun hükmünde kararnamelerle yapılan işlemlerden başka, adli yargılama süreçleriyle ilgili birtakım hususları ifade etmek gerektiği kanaatindeyiz. Bugün Türkiye'de, Türkiye'nin birçok yerinde FETÖ dolayısıyla birçok yargılamanın yapıldığını, birçok ceza mahkemesinde bunun yargılamasının gerçekleştiğini hepimiz biliyoruz. Burada verilen kararların birçoğu şu anda istinaf aşamasında, bir kısmı hâlen bidayette karar aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Buradan takip ettiğimiz kadarıyla verilen kararlarda bir yeknesaklık problemi bulunmaktadır. Örneğin, terörle mücadele açısından çok önemli olduğunu düşündüğümüz etkin pişmanlık müessesesinden yararlanmak arzusunda olanların, bu konuda talepte bulunanların almış olduğu cezalarda veya onlara yapılan muamelelerde Türkiye'nin farklı mahkemelerinde, farklı bölgelerinde farklı kararların verildiğini görmekteyiz. Bu konuda bir uyum temin edildiği takdirde etkin pişmanlık müessesesinin çok daha iyi bir şekilde işlerlik kazanacağı, bunun, terör örgütünün organizasyon yapısının çözülmesi ve Türkiye'nin en ücra köşelerine, Türk devletinin en kılcal damarlarına kadar sızmış olan bu yapının çözümlenmesi noktasında büyük faydalar getireceği kanaatindeyiz.

Ayrıca, cezalandırmalarla alakalı olarak, verilen ceza kararlarıyla ilgili olarak da Türkiye'nin başka yerlerinde, mahkemeler arasında yine farklı kararlar verilmiş olduğunu görmekteyiz. Bunların, Yargıtay aşaması geldiğinde bir düzene kavuşturulacağı kanaatindeyiz ancak istinaf aşamasında yani bölge adliye mahkemeleri aşamasında da bu hususların dikkatten kaçmamasının, Türkiye'de bu yargılamalarda verilen kararlarda bir uyum temin edilmesi gerektiğinin altını burada yeniden çizmek istiyoruz. Adalet gecikmemelidir fakat adalet doğru bir şekilde de tecelli etmek zorundadır.

Burada, FETÖ'yle irtibatı veya iltisakı dahi olmaksızın, darbe gecesi hiçbir silahlı eylemin içerisinde bulunmamasına rağmen, örneğin, Ankara, İstanbul, Sakarya gibi Türkiye'de silahlı eylemlerin de söz konusu olduğu illerimizde hiçbir silahlı eyleme, darbe girişiminde bu faaliyetlere katılmamasına rağmen, erbaşların, erlerin ceza almış olmasını, yine uzman çavuşların, erlerin, erbaşların ceza almadığı bir durumda hiçbir şekilde FETÖ'yle irtibatı ve iltisakı tespit edilemeyen fakat buna rağmen, darbe gecesi birtakım yerlerde sadece bulunmaktan ötürü inanılmaz miktarlarda ceza alan, on yıllarca ceza alan insanlarımızın olduğunu bilmek, hepimizin bu noktada birtakım kararlar, birtakım tedbirler alması gerektiğini ifade etmek gerekmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler FETÖ'yle ilgili soruşturmaların, FETÖ'yle mücadelenin etkin ve kararlı bir şekilde sürdürülmesini her zaman ifade ettik, yine de ifade ediyoruz. Bu işin sulandırılmasına asla ve asla tahammülümüzün olmadığının altını çiziyoruz fakat demin de ifade ettiğim gibi, ortaya çıkabilecek mağduriyetlerin giderilmesi ve bunların minimuma indirilmesi Türkiye'nin ileride kurmaya çalıştığı düzen açısından, Türk devletinin yeniden inşa edilmeye çalışıldığı şu süreçte çok büyük önem arz etmektedir.

Ben bu soruşturmaların, bu işlemlerin hakkaniyete ve hukuka uygun şekilde yürütülmesini temenni ettiğimizi tekrar ifade etmek istiyor ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak şu an görüşülmekte olan tezkereye desteğimizi tekrar ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)