Konu:701 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/4) ile İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:12
Tarih:31/10/2018


701 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/4) ile İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Merhabalar.

Şimdi, bütün gün OHAL'i konuştuk. Maşallah, bir OHAL'imiz var, çok bereketli; kaldırılsa da iktidar tarafından kullanılmaya devam ediliyor, kaldırılmasa da devam ediliyor. Bir şekilde sürekli OHAL'le yaşamaya başladık ve bundan sonra da OHAL'le yaşamaya devam etmemiz isteniyor. OHAL, ne aracı hâline geldi; bu ülkede baskının, otoritarizmin, tek adam rejiminin ya da faşizmin kurumsallaşmasının aracı hâline getirildi. Bundan sonra da faşizmi kurumsallaştırmak için "Biz OHAL'le devam edeceğiz." deniyor aslında bugünkü tartışmaların kendisiyle de. OHAL ya da faşizmin kurumsallaşması, sadece tüm toplumsal muhalefete yönelik olarak çıkarılmıyor. Bu ülkede AKP iktidarının düşündüğünden farklı bir şey düşünen -herhangi bir konuda, hiç fark etmez- bir kişiye karşı gözaltı, yargı mekanizmasıyla baskı oluşturmanın aracı olarak kullanılır hâle geldi. Öyle bir noktaya geldi ki, bu ülkede ekonomik kriz var diye "tweet" atan bir insanın gözaltına alınmaya, yargılanmaya, tutuklanmaya doğru gidildiği bir ülkeden bahsediyoruz.

Bir bağımsız yargıdan bahsedebiliyor muyuz? Sabahtan beri şunlar söyleniyor: "Yargıya başvurulabilir, yargıda hak aranabilir." deniliyor. Ama biz bağımsız bir yargıdan bahsedebiliyor muyuz? Bu ülkede gerçekten bağımsız bir yargı var mı? Hâkimlerin, savcıların iş güvencesinin iktidarın iki dudağı arasında olduğu bir ülkede bağımsız bir yargının olması herhâlde kimse tarafından beklenmiyor.

Ama sadece bu değil. OHAL koşullarında ya da faşizmin kurumsallaşması ya da iktidarın politikaları, sadece toplumsal muhalefete değil, kadınlara yönelik de çok ciddi saldırılarla geliyor. AK PARTİ iktidarı, uzun süredir kadın düşmanı politikalarla yürüyor, kadınların kazanımlarına yönelik, kadınların bütün kazanımlarını yok etmeye çalışıyor. Ne oldu? Kadınlara ilk saldırı kayyumlarla yapıldı. Belediye eş başkanı kadın arkadaşlarımız görevlerinden alındı, belediyelerdeki kadın kurumları kapatıldı, kadınlar şiddetle baş başa bırakıldı, dayanışma merkezleri kapatıldı, ekonomik destek sunan tüm mekanizmalar kapatılarak kadınları dört duvar arasına, evlerine hapsetmeye çalıştılar. OHAL süresi boyunca kadınlar, kadın cinayetlerine kurban gittiler, fiziksel saldırılara maruz kaldılar, ama bunların hiçbirinden yargı yoluyla sonuç almaları mümkün olmadı.

Peki, OHAL süreci böyleydi de bugün ne oluyor? Bugünse hiç değişen bir şey yok. Bugünse iktidarın gündeminde yine kadın kazanımlarına yönelik bir saldırı hattı var. Şimdi şöyle bir tartışma getiriyorlar önümüze, diyorlar ki: "Nafaka, efendim, erkekler için bir yükmüş, bunlarda bir mağduriyet varmış, bunun düzenlenmesi gerekirmiş. Sanki ortada süresiz bir nafaka var, sanki erkekler gerçekten bir nafaka ödüyormuş gibi algı operasyonlarıyla kadınların yıllardır mücadeleyle kazandıkları nafakaları elinden alınmak isteniyor. Arkadaşlar, "süresiz nafaka" diye bir şey yok; yasada yoksulluğa düşen tarafa nafaka verilmesinden bahsediliyor ama çoğu kez kadınlar yoksulluğa düştüğü için, erkekler yoksulluğa düşmediği için bu nafakayı kadınlar almak zorunda kalıyor. Hiç düşündünüz mü acaba kaç kadın nafaka alabiliyor, kaç kadın gerçekten mahkemeyle aldığı nafaka kararını tahsil edip eline geçirebiliyor ya da bu nafaka miktarları gerçekten kadınların geçimini sağlayacak kadar bir miktar mı? Bunların hiçbiri gerçek değil arkadaşlar. Kadınlar nafaka kararını alabilmek için yıllarca mahkemelerde sürünmek zorunda kalıyorlar. Arkasından da bu kararı alabilseler bile, erkekler bir şekilde kendini işsiz göstermeye çalıştıkları için, sigorta kayıtlarını sildirdikleri için, mal varlıklarını kaçırdıkları için nafakaları tahsil etmek bile mümkün olmuyor.

Şimdi, siz, kadınların bu sorununu çözmek yerine boşanmış erkekler derneklerinin görüşmelerinden çıkardığınız sonuçlarla onları mağdur ilan edip diyorsunuz ki: "Erkeklerin mağduriyetini çözelim." Buradan bakıyorsunuz çünkü kafanız erkek egemen, çünkü kadınları siz dört duvar arasında istiyorsunuz, çünkü kadınların erkek şiddetiyle yaşamaya zorunlu kalmasını istiyorsunuz, çünkü kadın özgürlüğünden yana değilsiniz, kadın bağımsızlığından yana değilsiniz, kadını birey olarak görmüyorsunuz. Kadını ailenin içerisinde bir şahıs olarak görüyorsunuz; ailenin korunması sizin için esas, kadının korunması sizin için esas değil.

Biz bunu şu sözlerinizden çok iyi biliyoruz: "Kadın-erkek eşitliğine inanmıyoruz." sözlerinizden çok iyi biliyoruz, kürtaj tartışmalarında "Çocuk öleceğine tecavüze uğrayan anası ölsün." laflarınızdan çok iyi biliyoruz, bugünkü sözlerinizden de çok iyi biliyoruz. Yine, AK PARTİ'li bir yetkili şunu söylüyor...

RECEP ÖZEL (Isparta) - Çok saptırıyorsun ya, çok yanlış konuşuyorsun ya.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Biz sizi dinliyoruz, siz de bizi dinleyin.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ama yanlış konuşuyorsun. Biraz doğru konuş.

BAŞKAN - Siz Genel Kurula hitap edin.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Biz sizi dinledik, siz de bizi dinleyin lütfen.

BAŞKAN - Siz Genel Kurula hitap edin Sayın Gülüm, Genel Kurula hitap edin.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Son söz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RECEP ÖZEL (Isparta) - Dinleriz de yanlış konuşuyorsun.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Lütfen susar mısınız, konuşma hakkım var. İsterseniz cevap verirsiniz.

BAŞKAN - Sayın Gülüm, siz Genel Kurula hitap edin. Bakın, süreniz doluyor. Devam edin.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Tamam.

Son söz olarak, şu cümle söylendi son süreçte, amca yanına geliyor bir iktidar yetkilisinin "Biz kadınlara mali yardımlarınızdan dolayı, nafakadan dolayı kadınlarla evlenemiyoruz, bizimle evlenmek zorunda kalmıyorlar." diye cümle kullanıyor, bunun bir mağduriyet olduğunu söylüyor. Şunu mu istiyorsunuz: Kadınlar, istemedikleri adamlarla ekonomik durumları iyi olmadığı için, köle olmak zorunda oldukları için onlarla gitsin evlensinler, bu hayat koşullarında yaşamak zorunda kalsınlar mı istiyorsunuz? Sizin istediğiniz bu, sizin istediğiniz kadınlara biçilmiş hayat tarzı bu. Kadın düşmanlığınızdan vazgeçin. (HDP sıralarından alkışlar)