Konu: Muharrem Ayı Ve Kerbela Olayına İlişkin
Yasama Yılı:3
Birleşim:27
Tarih:21/11/2012


MUHARREM AYI VE KERBELA OLAYINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, yine geldi muharrem? Bu ay, matem ayı, mâhî muharrem. Üç gün sonra âşûrâ, yani muharremin onuncu günü. İmam Hüseyin'in Kerbela'da zalimce şehit edildiği gün.

"Kimdir ol şahı şehidi Kerbela

Nûr-i çeşmi Murteza, Al-i Aba

Ceddi pakidir Muhammet Mustafa

Ağla, matemdir muharremdir bugün

İnle, matemdir muharremdir bugün"

Bu tür mersiyeler okunur. Bildiğiniz gibi, tarihteki o kanlı güne ağıtlar yakılır, o an anılır. İmam Hüseyin, Kerbela'da gerçek dini, İslam'ı, ahlakı, zalime boyun eğmemeyi, onurlu duruşu, erdemi, hürriyeti, adaleti, dürüstlüğü temsil ederken, karşısında bulunan Yezit sahte dini, zorbalığı, güç ve iktidar uğruna her şeyi mübah sayan, bu uğurda Peygamber'in soyunu dahi yok etmeyi göze alan, onları susuz şehit edip, geride kalan çoluk çocuklarını esir ederek Kûfe ve Şam sokaklarında dolaştıran hatta atalarının kesik başlarını mızraklar ucunda dolaştıran sahte dini, yaptığı icraatlara dinî kılıf uydurmayı, "Emevi anlayışı" temsil etmekteydi. O anlayış ne Allah'tan korkuyordu ne de Resulullah'tan utanıyordu.

Bu yas değerli milletvekilleri, bütün Müslümanların yasıdır. Şii'si olsun, Sünni'si olsun, Alevi'si, Şafii'si, Hanefi'si, Caferi'si herkesin ortak değeri olan ehlibeyte yas tutmak bir ibadettir ve şükür ki topraklarımızda, Türkiye'de herkes ehlibeyte aynı derecede ihtiram gösterir, bu aya özen gösterir, İmam Hüseyin'e yas tutar. Bu bizim güzelliğimizdir. Bu, bu toprakların İslam'ı doğru anlayışının bir güzelliğidir.

Bugün çevremizde mezhepler yüzünden insanlar birbirini boğazlarken biz, o güzelliğimizle diğer ülkelere de örnek bir anlayışı geçmişten beri de ortaya koyduk, bugün de bunu ortaya koymalıyız.

Emperyalistlerin istediği özellikle günümüzde mezhep çatışmalarıdır. Bölgede benim endişem var, önümüzdeki süreçte mezhep çatışmaları çıkabilir. Bize düşen görev, bana göre, Türkiye'deki bu anlayışı, laik cumhuriyet içinde yaşadığımız, birbirimize saygı, inançlara saygı anlayışını aynı zamanda bölgemize de yaymak ve toplumsal barışa, bölge barışına saygılı olmaktır.

İmam Hüseyin diyor ki: "Kim bir bardak soğuk su içse beni hatırlasın." O zulümden, o vahşetten kurtulan Hazreti Zeynep ne zaman su içse, su istese suyu bekletirdi. "Bir damla suya hasret giden evlatlarım, ağabeyim Hüseyin, bu suya hasret gitti, ben nasıl soğuk su içerim?" diyerek bekletirdi, ısınırdı, öyle içerdi.

O günden bir sahne anlatayım. Niye bu matem, bin dört yüz yıldır bu acı dinmiyor, daha iyi anlaşılsın. Çocuklar, dudakları susuzluktan çatlamış, kurumuş bir hâlde su isterken İmam Hüseyin'in kardeşi Hazreti Abbas  -Alemdar- atını Fırat'a sürdü, suyu tuluma doldurdu, gelirken Yezit'in askerleri kolunu kestiler. Su yere düştü, su akmaya başladı. "Sanki ruhum da bedenimden akıyordu." diye tasvir ediyor. Öbür eliyle aldı, onu da kestiler. Ben gittim, o topraklarda, o mübarek kolların kesildiği yerleri ziyaret ettim. Attan düştü, yüzü kan içinde, İmam Hüseyin başına geldi, çadıra götürmek istedi. "Beni oraya götürme, ben yeğenlerime su getireceğim diye söz verdim. Ben onların yüzüne nasıl bakarım?" dedi ve orada defnedildi. Bu şekilde tarihin gördüğü en büyük vahşet fakat biz buradan bu dersi çıkarmalıyız; işte, sahte din, yanlış din Peygamber'in evladını dahi kesebiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Biz barışa vesile kılmalıyız, kardeşliğe vesile kılmalıyız diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu muharrem ayı münasebetiyle Genel Kuruldan da biraz daha ihtiram bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Çok teşekkür ederim Sayın Özgündüz.