Konu:Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:17/10/2018


Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Söz aldığım madde aslında bu Genel Kurulda tüketilen bir madde, Kahramanmaraş'ın ilçe önerileriyle ilgili bir madde. Dolayısıyla ben kanun teklifinin diğer maddeleriyle ilgili bazı konulara değinmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi çerçevesindeki maddelerde 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda değişiklik yapılarak yabancılarla ilgili kimlik numaralarını verme işlemleri konusunda bakanlığa yetki veriyoruz. Özellikle söylemek isterim ki yabancılar, sığınmacılar ve iktidarın deyimiyle sayıları 4 milyonu bulan misafirlerimiz konusunda önemli birkaç hususa değinmek gerek. 19 Eylül 2018'de Resmî Gazete'de yayımlanan bir kararla yabancıların Türkiye'de vatandaşlığa geçişiyle ilgili bazı düzenlemeler yapıldı. Yabancıların istisnai olarak Türk vatandaşlığı kazanmasını düzenleyen bu kararla bazı bedeller kondu. Âdeta vatandaşlık haraç mezat satılır hâle geldi. Bunun sonucunda Türkiye'de vatandaşlığı kazanmak için öngörülen sabit sermaye değerleri 2 milyon dolardan 500 bin dolara, Türkiye'de gayrimenkul sahibi yabancıların vatandaşlığa geçiş için gereken asgari taşınmaz bedeliyse 1 milyon dolardan 250 bin dolara çekildi. Şimdi, son günlerin meşhur deyimiyle "Al papazı, ver papazı." Çok meşhur bir deyim, hatta bu konular üzerine hikâyeler yazılabilir, romanlar, makaleler yazanlar da meşhur oluyorlar değerli arkadaşlar. Buradan hayata bakarsak eğer "Al papazı, ver papazı." anlayışından hayata bakarsak eğer hayatın almak ve vermekten ibaret olduğunu sanırız. Ama değerli arkadaşlar, söz konusu olan vatandaşlıksa, söz konusu olan vatandaşsa, hele Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysa bunun değerini ölçerken çok dikkatli davranmalıyız. Bilmeliyiz ki bu vatandaşlık hakkını bize verenler, bu vatan üzerinde kazandıranlar 15'lik Mehmetçikler değerli arkadaşlar, 15'lik Mehmetçikler. (CHP sıralarından alkışlar) Bu vatan 15'lik Mehmetçiklerin üzerinde kuruldu, onların kurşunlara savrulan bedenleriyle, yangınlarda kavrulan bedenleriyle kuruldu. Bilmeliyiz ki onların bedenleri üzerinde kurulan bu vatan yoksulların, emekçilerin ödedikleri bedellerle büyüdü, bugüne geldi değerli arkadaşlar. Bunu görmeden, bu tarifeleri yayımlamamız içler açısıdır değerli arkadaşlar.

Evet, dünyada böyle uygulamalar var mı? Var. Ama değerli arkadaşlar, biz eğer bir dünya liderinin olduğu ülkeden bahsediyorsak, dünyanın lider ülkelerinden birisi olduğundan bahsediyorsak eğer, bu klasmandaysak eğer böyle uygulamalara cevaz vermemeliyiz. Bunu söylemek istiyorum. Ne yazık ki her konuda böyle hassas olduğunu, vatansever olduğunu söyleyen iktidar mensubu arkadaşlarımızın vatandaşlık konusuna dolarla değer biçilmesi konusuna gelince gözleri de dolar, dolar oluyor değerli arkadaşlar. Bunu da söylemek isterim.

Kuşkusuz bu alınan kararların ekonomik krizle de yakından ilişkisi var. Vatandaşlığı bir akşam pazarı misali ucuzlatmak doğru bir iş değil değerli arkadaşlar ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını bilmenizi isterim.

Değerli arkadaşlar, yerli ve millî iddiasında olduğunuzu söylüyorsunuz. Bugün, burada, fındıkla ilgili önergeler geldi. Hep beraber reddettik. Şunu söylemek isterim ki hepiniz çocukluk çağlarında...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Hep beraber değil, onlar.

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) - Hep beraber reddettiniz, AKP Grubu.

Şunu söylemek istiyorum: Çocukluk çağlarında hepimiz Yerli Malı Haftası kutladık. O Yerli Malı Haftası'nın Karadenizli çocuklar açısından değişmez ürünü fındıktır değerli arkadalar. Her çocuk "yerli ürün" deyince fındıkla beraber gider okula ve Yerli Malı Haftası'nı kutlardı ve siz, bugün, o çocukluğunuza bile ihanet ettiniz değerli arkadaşlar. Bunu söylemek isterim. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bir ülkeye yapılacak en büyük kötülük kuşkusuz ülkenin itibarını düşürmektir. Elbette itibar ne sarayla elde edilir ne lüksle elde edilir ne şatafatla sağlanır ne de israfla sağlanır. Şunu söylemek isterim ki itibar en çok vicdanla sağlanır, en çok insaf etmekle sağlanır. Osmanlı'yı felakete sürükleyen anlayış da bu anlayışın ta kendisidir. Osmanlı'nın küllerinden genç bir cumhuriyeti yaratanlar bu cumhuriyeti adil hukuk sistemiyle, barışçıl iç ve dış politikayla, ileriyi gören dahi yöneticileriyle sağladılar ve onların başında Mustafa Kemal ve yanında bugün sizlerin eleştirdiği İsmet İnönü vardı değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Bütün bunları söylerken şunu söylemek isterim ki hayat engebeli ve dolambaçlıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Karabat.

Buyurun.

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) - Evet, tamamlıyorum.

Hayat yolu engebeli, dolambaçlı ve sarptır değerli arkadaşlar. Herkesin oturduğu koltuk, oturduğu yer, oturduğu ev, oturduğu saray bir gün değişir. Engebeli ve dolambaçlı bu yolda tarihin soluğunun uzun olduğunu da bilgilerinize arz ederim. Dolayısıyla burada Meclis faaliyetlerini icra ederken muhalefetin sesini daha fazla dinlemenizin size de çok katkısı olacağını söylemek isterim.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım, çok sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)