Konu:Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:17/10/2018


Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HASAN ÖZGÜNEŞ (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 5'inci maddesine ilişkin verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Bu kanun teklifi, AKP'nin teamül hâline getirmek istediği kanun yapma sürecinin bir örneği olarak önümüzde durmaktadır. Torba kanun şeklindeki bu düzenleme, hukuki ilkeler ihlal edilerek disiplin soruşturmalarından yurt dışı harcırahlarına ve doğal afet zararlarından trafik cezalarına kadar farklı alanlardaki düzenlemeleri içermektedir.

Kanun teklifi Komisyona geldiğinde yeterince tartışılmadan ve muhalefet şerhi yazılması için bile gerekli süre verilmeden Genel Kurula indirildi. Bu kanun yapma süreciyle yangından mal kaçırırcasına hareket eden iktidar partisi, muhalefetin sözünü tam olarak söylemesine de çoğu kez engel olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, torba kanunun Komisyon aşamasında muhalefet partileri olarak gerekli eleştirileri ve önerileri sunmamıza rağmen iktidar partisi kendi bildiğini okumaya devam etti.

Eleştirdiğimiz ve önerilerimizi sunduğumuz maddelerden biri, teklifin 5'inci maddesidir. 5'inci madde, kalkınmada birinci derecede öncelikli illerde takviye kuvvet olarak geçici görevlendirilen Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin 6245 sayılı Kanun'un 42'nci maddesindeki geçici görev gündeliğinin verilebileceği azami süre hükmünden istisna tutulmasını düzenlemiştir.

Maddede görüleceği üzere iktidar partisi yanlış anlayışla doğru sonuçlara ulaşmak istemektedir. Bu maddedeki yanlış anlayış iki noktada kendisini göstermektedir. Birincisi Kürt sorunuyla ilgilidir. İktidar partisinin Kürt sorununu reddetmesi ve 2015 yılının ikinci yarısında askerî yöntemlere teslim olması Türkiye'yi bugüne kadar her açıdan krize sokmuştur. Kürt sorununun diyalog yoluyla çözülmesinin reddedilmesi ekonomiyi çökertmiş, toplumsal ayrışmayı arttırmış ve siyasal kutuplaşma tarihin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Türkiye bu süreçte darbe girişimi yaşamış ve Türk lirası dünya paraları karşısında büyük değer kaybetmiştir. Siyasal kutuplaşma ve toplumsal ayrışma futbol sahalarına bile yansımıştır. Hepinizin bildiği üzere Amed Spor-Sakaryaspor futbol maçında Amed Sporlu oyuncular ve yöneticiler saldırıya uğramıştır. İktidar partisinin güvenlikçi politikalarda ısrarı Türkiye'deki çoklu krizleri derinleştirecektir. Söz konusu 5'inci maddeye sirayet etmiş olan güvenlikçi anlayışın terk edilerek Kürt sorununda müzakereyi esas alan çözüm yönteminin benimsenmesi ve Türkiye'nin bu bağlamda demokratikleştirilmesi bu ülke halklarının hayrına olacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu maddedeki güvenlikçi anlayışın ortaya çıkardığı ikinci yanlış, maddi kaynakların kullanımıyla ilgilidir. Güvenlik politikalarına yatırılan her 1 lira, yapılacak hizmetlerden kesilmektedir. Bunun hem yurttaşlara zararı vardır hem de ekonomiye. Ülke gelirinin yaklaşık yüzde 70'i halktan elde edilmektedir. Elde edilen bütçenin yüzde 80'e yakanıysa varlıklı kişilere ve güvenlik politikalarına aktarılmaktadır. Örneğin, milletvekili olduğum Şırnak'ta ihtiyaç duyduğumuz şey güvenlikçi politikalar değildir, barıştır. Bu, tabii ki Türkiye'nin her tarafı için zaruridir. Yine halkımızın ihtiyaç duyduğu şey istihdamdır, altyapıdır, ekonomik gelişmedir, evrensel hukuktur, adalettir, özgürlük ve adil bölüşümdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayınız Sayın Özgüneş.

HASAN ÖZGÜNEŞ (Devamla) - Bizler, halkın temsil yetkisini alan ve bu yetkiyi doğru şekilde kullanmak isteyen milletvekilleri olarak yapmamız gereken şey, halkın sorunlarına dikkat çekmek ve harcama politikalarımızı buna uygun geliştirmektir.

Değerli milletvekilleri, 2015 yılından bu yana iktidar partisinin attığı her adımda güvenlikçi politikaları esas alması bu kanun teklifi ve maddenin içeriğine de sirayet etmiştir. Türkiye'nin içerisinde bulunduğu diplomatik krizler başta olmak üzere, ekonomik, toplumsal ve siyasal krizlerden kurtulması için demokrasiyi ve hukuk devleti ilkelerini güçlendirmesi, müzakereyi esas alan politikalara dönmesi gerekmektedir. Biz Halkların Demokratik Partisi olarak Türkiye'nin toplumsal barış ve ekonomik kalkınması için demokratik düzenlemelere ihtiyaç olduğunu tüm Parlamento ve Türkiye halkları huzurunda iktidar partisine bir kez daha söylüyoruz.

Değişiklik önergemize destek vermenizi bekliyoruz.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)