Konu:Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:17/10/2018


Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Saat 12'yi geçti, yavaş yavaş artık ayın 18'indeyiz.

Konunun içeriğini biliyorsunuz, 4'üncü maddeye ilişkin söyleyecek çok fazla söz yok. Esasında daha çok belli kademedeki kişilere dönük olarak harcırahları tarif eden bir madde. Fakat bütün içinde yaşadığımız iklime baktığımız zaman, hani, Meclisin de gündemini işgal eden böyle bir durumda söylenecek çok şey var.

Tarihi yokladım, geçmişte neler oldu yani bu ülkede bu kadar sıkıntı yaşanırken, ekonomik olarak darboğazda olduğumuz söylenirken -bugün de Sayın Meclis Başkanımız buna ilişkin yine bir ifadede bulunmuştu- acaba... Hani, böyle, insan tarihe de gönderme yapıyor; Lale Devri'nde de yaşamıyoruz, 21'inci yüzyılda, daha gelişmiş demokrasilerin ve hükûmet etme biçimlerinin olduğu bir dönemdeyiz ama beraberinde de özellikle "devlet itibarı" adı altında, çok bilinçsizce, çok haddi aşan harcamaların olduğunu görüyoruz.

2005 yılında dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan, Başbakanlık Müsteşarı da Sayın Ömer Dinçer. Ömer Dinçer, 104 kamu kuruluşuna gizli bir yazı göndererek "Seyahat giderleriniz artıyor, tasarruf genelgesine riayet edin." uyarısı yapıyor. Yapılan harcamaların toplamı o dönemde 122 milyon dolardı. Tabii şimdi şatafat arttı. Malum -hepimizin bildiği, biraz önce Genel Kurulda arkadaşlarımızın da ifade ettiği- sarayın harcamalarına ilişkin Sayıştay raporlarını biliyoruz, günde 1,8 milyon lira; aylık harcamaya baktığınız zaman 33.500 asgari ücretlinin bir aylık geliri. Yani uçurumlar artıyor. Özellikle yoksulun derdinden kimse anlamazken acaba, hani, bu makamlardaki kişiler nasıl seyahat edecek, "business class"ı, "first class"ı nasıl kullanacak, onun burada tartışmasını yapıyoruz.

Arkadaşlar, daha geçen sene, hani bu bütçeyi, daha doğrusu bütçe gelirlerinin içinde önemli bir kalemi teşkil eden, toplam vergi gelirlerinin yüzde 70'ine tekabül eden, sabit gelirlerden elde edilen vergileri konuşuyorduk. Oranlar değiştirilmişti, hepiniz çok iyi biliyorsunuz, ikişer puan artırılmıştı. Dolayısıyla onlara gelince bu kadar mahir olurken, bunu harcarken de hakikaten yine demin söylediğim vicdan, hak ve adalet üzerine davranmak zorundayız. Yani ihtişamı esas alan ve o çerçevede yaptığımız işler bizi daha sonra çok acıtır.

Şimdi, arkadaşlar, birçok arkadaşımız bir sürü şeyi belirtti, belki sözümü elimden aldılar diyeceğim. Evet, pazartesi itibarıyla bir öğretmen, nohut yetiştirmeye çalışan, inşaatlarda çalışan Ersin Turhan, 32 yaşında, cebinde 10 lirayla intihar etti. Bu ve buna benzer bir sürü örneklemeler yapabiliriz. Dün Ebuleyla Tuz'u söylemiştim şarbon vesilesiyle, bugün bunu konuşuyoruz. Bir insan ismi, bir yaşam, bir hayat, bir değer. Yani "Hiç mi bunda günahımız yok?" diye kendimizi sorgulamamız gerekir. Bütün bu şaşaaları konuşurken Merkez Bankasının döviz rezervinden tutun da bugün Albayrak'ın açıklamış olduğu "Ya, biz uluslararası piyasalara çıktık, 2 milyarlık eurobond satışı gerçekleştirdik yüzde 7,5'la..." Şimdi, biz yüzde 7,5'un uluslararası finansal piyasalarda nelere tekabül ettiğini biliriz; 2023 vadeli olarak yüzde 7,5'la... Şimdi, bütün bunların üzerine gelmişiz, işte 2 kademedeki kişinin, gerekiyorsa da eşlerinin nasıl seyahat edeceklerini ve hangi statüde kabul edilmeleri gerektiğini konuşuyoruz.

Bugün Dünya Yoksullukla Mücadele Günü arkadaşlar. Ben altı yıl boyunca Diyarbakır'da Sarmaşık Derneğinin Başkanlığını yaptım. Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, dünyada eşi benzeri olmayan bir sivil toplum dayanışması ve yerel yönetimlerin beraber çalışması, yürütmesi olan, yine bunlar tarafından denetlenen bir yoksullukla mücadele örneğiydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Mızraklı.

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) - Binlerce katılımcısı vardı. Emekçiler, öğretmenler, işçiler, hekimler, mühendisler ve aynı zamanda ticaret odası, baro ve benzeri sivil kurumlar; partinizden de milletvekilliği yapmış olan kişiler de kurucusuydu. Ama 2016'nın sonunda bir gece, kanun hükmünde kararnameyle kapatıldı. Bu dernek öyle bir dernekti ki Kalkınma Bakanlığından "Gelin, bu modeli anlatın." denilmiş ve İçişleri Bakanlığının başmüfettişleri tarafından -başmüfettişin kontrolünün ne manaya geldiğini içinizdeki Mülkiyeliler çok iyi bilirler- defalarca kontrol edilmiş ve aklanmış, tertemiz olduğu belli bir dernekti. Bugün Sarmaşık'ın ulaşmış olduğu 30 binin üzerinde nüfus Sarmaşık'tan yoksun. Ha, o zaman biz eğer, vicdanlarla karar verecek olursak bugün güç sahiplerine bu kadar itibar ödenekleri çıkartırken daha çok yoksula yaslanan arayışların içine girmemiz daha doğru ve onurlu olur.

Teşekkür ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)