Konu:Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:17/10/2018


Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MHP GRUBU ADINA SERMET ATAY (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli Meclis üyeleri; Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında (2/860) sayılı ve 7 sıra numaralı Kanun Teklifi üzerinde MHP Grubu adına söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önümüzdeki kanun, genel hatları itibarıyla, ülkemizin Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişi dolayısıyla İçişleri Bakanlığı yetki ve görev sahasına giren bazı konularda düzenleme yapma ve mevcut düzenlemeleri güncelleme zarureti sonucu ortaya çıkmıştır.

Bu kapsamda, Genelkurmaya bağlıyken İçişleri Bakanlığına bağlanan Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden çıkarıldığından daha önce yararlandıkları haklardan yararlanabilmeleri için ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler ve atıflar yapılmıştır. Cumhurbaşkanlığı sistemine uyum kapsamında genel kolluk mevzuatında değişiklikler yapılmaktadır. Genel kolluk personelinin kendi arasında ve Türk Silahlı Kuvvetlerindeki muadilleriyle eşit haklara sahip olması için gerekli uyum değişiklikleri yapılmıştır. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı sözleşmeli subay ve astsubaylarının özlük hakları yönünden hangi kanun hükmüne tabi olacakları da bu kanunda düzenlenmiştir.

Bu kanunun 1'inci maddesiyle, 3201 sayılı Kanun'a ek (24/2) fıkrasında yer alan polis meslek eğitim merkezlerine başvuracak adayların yaşıyla ilgili maddedeki yaş sınırı kaldırılmış ve "taban puanı almış erkek ve kadın" denmek suretiyle değiştirilmiştir. Bu şekilde, polis adaylığına başvuran birçok şahsın başvurusunun önü açılmış ve geniş bir yelpazede hak kazanmanın önü açılmıştır.

3'üncü maddesiyle, 3201 sayılı Kanun'a geçici madde eklenerek başpolis alımı sonlandırılmış ve mevcut başpolislerin 45 yaşından gün almamış lisans mezunu başpolis memurları, kıdemli başpolis memurları arasında yapılacak yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olanlardan polis akademisi tarafından düzenlenecek ilk derece amirlik sınavını başarıyla bitirenler komiser yardımcılığı rütbesine atanacaktır.

Başpolis memurluğu kanunda aslında bir amir gibi görülmekle birlikte 3201 sayılı Kanun'un 13'üncü maddesindeki büro memuru, ekip memuru unvanlarının karışıklığa neden olduğu ve bunun da amir statüsünde çalışan başpolisler arasında rahatsızlık meydana getirdiği açıktır. Bu husus İçişleri Bakanlığına iletildiğinde İçişleri Bakanımızca son düzenlenen 705-(32068) sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Genelgesi'yle 3201 sayılı Kanun'un 13'üncü maddesindeki düzenlemeye açıklık getirilmiş, başpolis memurlarının amirlik kadrosunda çalıştırılacağı açıkça belirtilmiş, büro memuru, ekip memuru dışındaki unvanlarda görevlendirilmesi gerektiği hususu bir genelgeyle bildirilmiş ve bu konudaki zihin karışıklığına son verilmiştir. Yani boşpolislerin amir statüsünde çalışacağı bir nevi genelgeyle hüküm altına alınmıştır.

Kanun teklifinin 27'nci maddesinde yer alan uzman jandarmalarla ilgili bir değişiklik yapılmıştır. 3466 sayılı Kanun'un 18'inci maddesinin birinci fıkrasında 31 olan yaş sınırı 35'e çıkarılmış olup bunun olumlu bir gelişme olduğu düşünülmekle birlikte, Jandarma Genel Komutanlığının İçişleri Bakanlığına bağlandığı ve kolluk hizmeti gördüğü ve kuvvet komutanlıkları sınıfından çıkarıldığı düşünüldüğünde de uzman jandarmaların karşılığına gelen muadil derecelerinin, kadro derecelerinin polis memuru olduğu bir gerçektir. Polis memurlarının bir üst rütbeye terfilerinde yaş sınırının 45 olduğu göz önüne alındığında, bu durum uzman jandarmalar aleyhine bir durum doğurmaktadır. Uzman jandarmalar bu sınırın 35 yaş sınırında olması sebebiyle bunun bir hakkaniyetsizlik olduğunu düşünmektedir. Bu konudaki çalışmalarımızı milletvekili arkadaşlarımız Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Meclise vermişlerdir.

Ayrıca, uzman jandarmalar yine atanmadan önce diğer astsubay sınıf okulları gibi veya uzman çavuş okulları gibi veya polislerin görmüş olduğu eğitimler gibi bir yıllık eğitimden geçmektedir. Bu bir yıllık eğitimden geçtikten sonra diğer sınıflarda eğitimde geçen süre hizmetten sayıldığı hâlde diğer tüm uzman çavuşlar ve polis memurlarının da aynı şekilde eğitimde geçen süreleri hizmetten sayıldığı hâlde bu hakkın sadece uzman jandarmalara verilmediği açık bir gerçektir. Bu husus da uzman jandarmalar aleyhine hakkaniyetsizlik ve eşitsizlik doğurmuştur. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi olarak ilgili kanun teklifini milletvekili arkadaşlarımızla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisine sunacağız.

Önümüzdeki kanunun esas ana unsuru, Karayolları Trafik Kanunu'ndaki düzenlemelerdir. Ülkemizde bir trafik terörü olduğu gerçektir. Özellikle son üç yılın trafik kazaları incelendiğinde ülkemizde durum şu şekilde oluşmakta ve görülmektedir: 2015 yılında gerçekleşen kaza sayısı 1 milyon 313 bin 359, kaza yerinde ölen vatandaşımızın sayısı 3.831, kaza sonrası ölen vatandaşımızın sayısı 3.699; 2015 yılı itibarıyla toplam ölü sayısı 7.530 ve yaralı sayımız 304.421'dir. 2016 yılında 1 milyon 182 bin 491 kaza meydana gelmiş; 3.493 vatandaşımız kaza yerinde, 3.807 vatandaşımız yaralanmaları neticesinde kaza sonrası hayatını kaybetmiş; toplam ölü sayımız 7.300 ve yaralı sayımız 303.812'dir. 2017 yılında yani geçtiğimiz yıl 1 milyon 202 bin 716 kaza meydana gelmiş, 3.534 vatandaşımız kaza yerinde, 3.893 vatandaşımız yaralanmaları neticesinde kaza sonrasında tedavi görmüş oldukları hastanede hayatını kaybetmiş olup toplamda 7.427 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir; yaralı sayımız da 300.383'tür.

Karayolları trafik güvenliğini artırmak ve bazı yasal boşlukların doldurulması amacıyla ek maddeler ihdas edilmiş olup, ayrıca bazı maddelerdeki ceza miktarı da trafik düzenini sağlamak ve caydırıcı olmak maksadıyla artırılmıştır. Örneğin, bu teklifin 16'ncı maddesinde yapılan değişiklikle hepimizin muzdarip olduğu Karayolları Trafik Kanunu'nun 26'ncı maddesinin birinci fıkrasında kimlerin çakar kullanabileceği açık ve net bir şekilde ortaya konmuştur. Ancak bu hususta trafiğimizde tam olarak uygulama olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü çakar hakkı olmayan, çakar kullanması yasak olan bazı şahıslar, çakar kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Oysa 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 71'inci maddesine göre geçiş üstünlüğüne sahip yani çakar kullanabilecek araçlar açık ve net bir şekilde sıralanmıştır: Cankurtaran araçları, yaralı veya acil hasta taşıyan araçlar, itfaiye, hükümlü veya sanığı takip eden veya emniyet, asayişi korumak için acele olay yerine giden zabıta araçları, bir trafik suçu işleyerek kaçan aracı takip eden veya trafik güvenliğini koruma veya trafik kazasına el koyma amacıyla olay veya kaza yerine gitmekte olan görevlilere ait araçlar, alarm sırasında sivil savunmaya ait araçlar, korumayla görevli ve korunan araçlar. Bu araçlar görev hâlindeyken geçiş üstünlüğü hakkına sahiptir, dolayısıyla çakar kullanabilirler.

Bu hak, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, duyulur ve görülür bir şekilde geçiş üstünlüğü işaretini vermek şartıyla kullanılır. Yani her çakar işareti olan, çakar kullanabilen her arkadaş, trafik güvenliğine uymak, trafik yasalarına uymak zorundadır. Bu araçlar, kanun ve yönetmeliğe bağlı olan kısıtlama ve yasaklara bağlı değildir. Geçiş üstünlüğü yukarıdaki şekilde, dediğimiz şekilde anlatılmıştır. Zorunluluk olmadığı hâlde çakar kullanan ve geçiş üstünlüğünü kullanan şahıslar kanunla yasaklanmıştır.

Yeni yapılan düzenlemeyle, bu yönetmelik hükmüne aykırı hareket eden sürücülere 1.002 lira para cezası, aynı zamanda, aracı kullanan, ruhsat sahibi değilse tescil plakasına da aynı şekilde ceza uygulanması öngörülmüştür. Bu ihlal bir yıl içerisinde 3 defa yapılırsa işlem yapılan araç on beş gün süreyle trafikten menedilecektir. Bu hükümle, trafik suçuna verilen ceza artırılarak caydırıcı bir hâle getirilmiştir.

17'nci maddede yapılan değişiklikle 2918 sayılı Trafik Kanunu'nun 18'inci maddesi değiştirilmek suretiyle, araçlarda modifiye yapan yani "abarth" dediğimiz egzoz sistemini değiştirerek çok aşırı miktarda ses çıkararak insanları rahatsız eden araçlara yaptırım getirilmiş olup bu düzenlemeyle trafik suçuna verilen ceza 1.002 Türk lirasına çıkarılmıştır. Ayrıca bu tür araçlara mevzuata uygun duruma getirilinceye kadar trafikten men cezası verileceği de hüküm altına alınmıştır.

18'inci maddede yapılan değişiklikle, trafiğe çıkması sakıncalı olan, trafik güvenliğini tehdit eden "muayenesiz" veya "emniyetsiz" raporu verilen araçların da yine aynı şekilde, 488 lira para cezasıyla cezalandıracağı hüküm altına alınmıştır.

19'uncu maddede yapılan değişiklikle iki veya daha fazla şeritli yollarda kamyonların, tırların sollama dışında ikinci, üçüncü şeride çıkmaları yasaklanmıştır. Hepimiz kara yollarında araç kullanıyoruz. Özellikle otobanlarda araç kullanırken gece vakti ikinci ve üçüncü şeritlerin otobüsler ve kamyonlar tarafından işgal edildiği ve bunların trafik güvenliğini tehlikeye atacak şekilde birbirlerini sollama yapmak suretiyle diğer araçların geçişine olanak sağlamadığı ve bu şekilde de trafik güvenliğini tehlikeye atmak suretiyle çok büyük can ve mal kaybının ortaya çıktığı açıktır. Bu durum da yine yasal düzenleme altına alınmıştır. Kamyonların ikinci ve üçüncü şeride sollama dışında çıkmaları yasaklanmış ve hüküm altına alınmıştır.

20'nci maddede 2918 sayılı Kanun'un 47'nci maddesine, "Kırmızı ışık ihlali yapan sürücülerin bir yıl içerisinde 3 defa ihlal etmeleri hâlinde otuz gün süreyle ehliyetinin alınacağı, bir yıl içerisinde ikinci kez 3 defa ihlal edenlerin kırk beş gün, 3 veya daha fazla yani 9 kez ihlal ettiği tespit edilen sürücülerin belgeleri altmış gün süreyle alınır." ibaresi eklenmiştir. Aynı yıl içerisinde 2 veya daha fazla kez bu şekilde sürücü belgesi alınan sürücülerin, psikiyatri uzmanına gönderilmek suretiyle ehliyet almalarına imkân sağlanmıştır. Bu şekilde ceza caydırıcı bir hâle gelmiştir.

21'inci maddede, hız sınırları yani radarla tespit edilen hız sınırlarından ceza alan sürücülerin ceza miktarı artırılmış, hız sınırının yüzde 30'dan fazla bir yıl içerisinde 5 defa ihlal edilmesi durumunda ehliyetin bir yıl süreyle geri alınacağı, bu şahısların yine psikiyatri uzmanından rapor almayınca ehliyetinin geri verilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu ihlalle beş yıl içerisinde 2 defa geri alınması durumunda sürücü belgelerinin iptal edileceği ve bu şahısların yeniden sürücü kursuna giderek sürücü belgeleri almaları ve bunun da yeterli olmayıp psikiyatri uzmanından yine "Sürücülüğe engel hâli yoktur." şeklinde bir rapor almaları yasal düzenlemeyle getirilmiştir.

22'nci maddede, 2918 sayılı Kanun'un 67'nci maddesinde halk arasındaki tabiriyle el freni çekmek yani "spin" atmak şeklinde, arabayı olduğu yerde çevirmek suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye atan şahıslara çok büyük yaptırımlar getirilmiştir. Buna göre, trafik güvenliğini tehlikeye sokan şahıslar, 5.010 lira idari para cezasıyla cezalandırılacak, altmış gün süreyle ehliyetine el konulacak. Aynı şekilde, kullandıkları araç altmış gün trafikten menedilecek. Bu sürücülerin psikoteknik değerlendirmeden geçirileceği psikiyatri uzmanı muayenesinden geçtikten sonra sürücü belgesinin iade edileceği, son beş yıl içerisinde 2 defa bu trafik suçunu işleyenlerin sürücü belgesinin iptal edileceği ve bu şahısların iptal edilen belgelerini almaları için sürücü kursuna giderek yeniden ehliyet almaları ve yine psikoteknik değerlendirmeden ve psikiyatri uzmanının muayenesinden geçtikten sonra sürücü belgelerini alacağı hükme bağlanmıştır.

24'üncü maddede 2918 sayılı Kanun'un 73'üncü maddesinde değişiklik yapılmıştır. Toplumun en büyük hastalıklarından biri olan seyir hâlinde, araç kullanırken sürücülerin cep telefonu kullanmaları durumunda trafik güvenliğini tehlikeye attıkları ve karşıdaki insanın veya kendilerinin trafik kazaları yapmaları suretiyle bunun artık toplumsal bir yara hâline geldiği ve bu sebeple cezaların artırılması gerektiği düşünülmüş olup bu durumda 235 lira para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

25'inci madde de 2918 sayılı Kanun'un 74'üncü maddesiyle değiştirilmiş olup aslında bu, Trafik Kanunu'nda devrim niteliğinde bir değişiklik meydana getirmiştir. Daha önce Trafik Kanunu'nda araçlar öncelikli geçiş hakkına sahipken bu yasayla önceliğin yayalara ait olduğu hükme bağlanmıştır yani yaya kaldırımına çıkan bir yayanın yaya geçidine geçtikten sonra araçların durması zorunlu hâle getirilmiştir. Daha önceki düzenlemede bu sorumluluk yayalara veriliyordu. Yaya dikkatli geçmek suretiyle yayaya ayrılan yerden geçmek zorundaydı. Şimdi yaya, yaya geçidine girdiğinde araçların mutlaka durup ona yol vermeleri gerekiyor. Bu da Trafik Kanunu'na giren yeni ve çok olumlu bir değişiklik.

26'ncı maddede 2918 sayılı Kanun'un 2'nci maddesine göre, son zamanlarda çok tartışılan korsan taksi, korsan dolmuş, Uber gibi uygulamalarda kanun hükmü getirilmiş, bir nevi karışıklığa son verilmiştir. Bu konuda yasal düzenleme yapılmıştır. Bu da olumlu bir gelişmedir. Bu duruma göre, araçları tescil belgesinin dışında kullanan sürücü ve araç sahiplerine 1.002 lira para cezası verileceği, on beş gün süreyle aracın trafikten menedileceği açıkça kanun metnine geçirilmiş olup ayrıca 5216 sayılı Belediye Kanunu'nda yapılan değişiklikle çalışma izni almadan faaliyet konusu güzergâh dışında yolcu taşıyanlara idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.

28'inci maddede yapılan değişiklikle, terörle etkin bir şekilde mücadele kapsamında suçun ortaya çıkarılmasında veya delillerin ele geçirilmesinde yardım edenlerin ödül kapsamına alınması amaçlanmaktadır. Ödül miktarının belirlenmesinde şaibeye yol açmamak için bu ödülün verilmesinin İçişleri Bakanlığının çıkaracağı açık yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.

29'uncu maddede yapılan değişiklikle güvenlik soruşturması, arşiv araştırmaları, kamusal zarar ve kişisel hak kaybının önlenmesi ve tam bilgiye ulaşılması amacıyla düzenleme yapılmaktadır. İlk kanun İçişleri Komisyonuna geldiğinde bu metinden "görevli birimlerce yetkilendirilen personel" ibaresi çıkartılmak suretiyle, "görevli birim" demek suretiyle kimin bu işlemi yapacağı açıklığa kavuşturulmuştur, bu da olumlu bir gelişmedir.

Mera komisyonunda "genel kolluk temsilcisi" eklenerek meralarla ilgili tasarruflarda asayiş yönünden daha etkin kararlar alınması amaçlanmaktadır.

32'nci maddede yapılan değişiklik Türkiye'de ikamet etmeyen yabancıların Türkiye'deki işlerinin hızlı bir şekilde takip edilmesini sağlarken, bürokrasinin önüne geçmek maksadıyla kamu kurumlarındaki iş ve işlemlerin e-devlet üzerinden yürütülebilmesi hem bürokrasinin azaltılması hem de yabancıların daha hızlı bir şekilde kimlik numarasını alması suretiyle olumlu bir gelişme olarak yansımıştır.

33'üncü maddede kanunlarımızda kaçak eşya, uyuşturucu gibi suçlarda yakalamayı bizzat fiilen yapan memurlara ikramiye verilmektedir ancak suçun ortaya çıkartılmasında tüm aşamalarda görevli personel, olay yeri yakalama tutanağında ismi, imzası olmaması durumunda bu ödülden faydalanamamaktadır. Avukat olan arkadaşlar iyi bilir, olay yeri yakalama tutanağında birçok insanın ismi olur fakat bu insanların birçoğu olay yerinde dahi olmamıştır. Bu kanunla onun da önüne geçilmektedir. Soruşturmanın başından beri içinde bulunan şahısların olay yeri tutanağında imzası olmasa bile ödül alması suretiyle bu karışıklık da giderilmiş olmaktadır diye düşünüyoruz.

Yine, çocukların korunması amacıyla... Ekonomik durumu çok iyi olmayan çocukların son zamanlarda çakmak gazı solumaları, bir nevi uyuşturucu etkisi yaratan bu maddeyi solumalarının sağlığa zararlı olduğu ve bunun da yasaklanması, Bally gibi yani uçucu madde gibi bir maddenin de engellenmesi söz konusu olmuştur; bu da olumlu bir gelişmedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)