Konu:Mhp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:17/10/2018


MHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MHP GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bugün fındık üreticilerinin sorunlarının araştırılması, çözümüne yönelik alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmasını talep ediyoruz, buna ilişkin önerimiz var. Ben de partim adına konuşmak üzere söz aldım, hepinizi saygıyla selamlarım.

Fındık, tabii, hepimiz biliyoruz ki Türkiye açısından stratejik bir ürün. Yaklaşık 3 milyar dolarlık bir cirosu var, natürel fındık olarak baktığımızda böyle, bu çok daha yükseltilebilir. Karadeniz Bölgesi'nde önemli bir kesimin tek geçim kaynağı, birçok insanın da önemli geçim kaynağı ama bazı insanlarımızın tek geçim kaynağı olan bir üründen bahsediyoruz.

Fındıkla ilgili önce yapısal sorunları kısaca bir gözden geçirelim. Biz bunu, tabii, burada defalarca konuştuk. Hakikaten fındıkta ciddi yapısal sorunlar var. Bunlardan ilki, bir defa fındık piyasasını düzenleyecek, regüle edecek güçlü bir müdahale kurumu yok. Hem finansman açısından güçlü hem de uzmanlık açısından güçlü bir müdahale kurumunun varlığının olmadığını görüyoruz. Şu anda bunu TMO yapmaya çalışıyor. TMO bu konuda mütehassıs bir kurum değil ve TMO piyasaya hep geç giriyor. Yani fındık üreticisinin önemli bir kısmının, özellikle küçük üreticinin elinden fındık çıktıktan sonra TMO piyasaya giriyor, verdiği fiyat da zaten çoğu zaman tatminkâr değil. Böyle bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz.

Belki ikinci yapısal sorun, fındık üreticisinin depolama imkânı yok. Yani lisanslı depoculuğun veya normal, işte, sağlıklı şartlarda depolama imkânının da olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla, fındık üreticinin elinden çıkmak durumunda; ürün çıktıktan sonra, paraya ihtiyacı olmasa bile, fiyatı düşük bile olsa mutlaka bunu tüccara satmak durumunda kalıyor. Yani fındık toplanıyor, yurt dışına satılıyor, bir ürünün içerisine, çikolatanın içerisine giriyor, Türkiye bir de o çikolatayı sattığı fındığın 10 katı kadar fiyatla ithal ediyor, biz çikolatayı yiyoruz ancak hâlâ üreticinin verdiği 1 ton, 2 ton fındığın fiyatı kesilmemiş ve parası alınmamış. Dolayısıyla arzda bir sıkıntı olmadığı için, arz talep dengesi açısından fiyat oluşumuna baktığımızda -fındıkta tek alıcı var, o da ayrı bir sorun, onu da birazdan söyleyeceğim- üreticinin mağduriyeti söz konusu oluyor çünkü düzgün bir fiyat oluşumu yok, fındık piyasaya mutlak surette sürülmek durumunda kalıyor, depolama imkânı yok.

Örgütlü olmayan bir üretici kesimi var, sayıları 100 binleri buluyor ancak bunun karşısında tek alıcı var yani tüccar olması bir şeyi değiştirmiyor, o bütün tüccarların, toplayan esnafın fındığını götürdüğü tek alıcı yabancı bir şirket var arkadaşlar. Bu, en temel sorunlardan bir tanesi. Buradan Rekabet Kurumuna da seslenmek istiyorum: Böyle bir şey olmaz, bu tekelleşmenin önüne geçmek lazım. Tek alıcı istediği şekilde fiyatı belirliyor. Dolayısıyla, böyle bir stratejik ürün.

Dünya üretiminin, bakın, yüzde 70'ini yapıyoruz. Dünya ihracatının yüzde 75'i Türkiye'de. Bu ürünün yurt dışı fiyatında zaten biz belirleyici değiliz de yani yurt içerisindeki satış fiyatını dahi belirleyemiyoruz. Dolayısıyla bu konu, önemli bir konudur. Bu konu, Bakanlık tarafından bugüne kadar çözülemedi. Bunu bir siyasi konu olarak da ele almıyoruz biz. Bu anlamda, Meclis araştırması komisyonunun kurulmasının hakikaten önemli olduğunu düşünüyoruz.

Diğer yapısal problemler neler? Verimlilik problemi. Yani şimdi rakamlara boğmak istemiyorum sizi. Diğer fındık üreten ülkelere baktığımızda, bizde ciddi bir verimsizlik olduğunu görüyoruz. Bir yandan da girdi maliyetlerinin yüksekliğiyle birlikte düşündüğümüzde bu da fiyat üzerinde bir baskı oluşturuyor yani fındık üreticisi çok kârlı olmadan, bir şekilde bu işi yapmak durumunda kalıyor.

Diğer bir konu: Biz fındığın natürel fındık olarak bile ihracatında bir sürü sorunla karşılaşıyoruz. Hâlbuki fındık, işlenerek, çok daha yüksek katma değer yaratılarak satılabilir. Bu hem Karadeniz Bölgesi için ciddi bir geçim kaynağı, istihdam kaynağı olabilir hem de ülke açısından çok daha fazla gelir getirebilir. İşte, bu anlamda, özel sektör yatırımlarına yani fındığın işleneceği özel sektör yatırımlarına çok ciddi teşvikler vererek Karadeniz Bölgesi'nde bu yatırımları teşvik etmek durumundayız. Yani natürel olarak fındık -onda bile hani ihracatındaki sorunları az önce anlattım- ihracatının, bu şekilde ihracatın çok fazla bir anlamı yok. Çok daha yüksek katma değerlerle aslında hem ülke içerisinde hem de yurt dışına satışta bunu sağlayabiliriz.

Tabii, borsa meselesini söylemeyeceğim bile. Yani, fındığın fiyatı yurt dışında belirleniyor. Aslında Türkiye'de belirlenmesi lazım. Yüzde 75'i sizde olan bir ürünün niye fiyatı dışarıda belirlensin? Ama diğer sorunları çözemediğimiz için bu borsa sorunu çok fantezi kalıyor.

Şimdi, dolayısıyla, günümüzdeki, bugün yaşadığımız sorunlara geldiğimizde, bakın, geçen yıl ağustos ayının ortasında TMO fındık alım fiyatını düşük olmakla birlikte açıklamış. Şimdi, 17 Ekimdeyiz, daha henüz TMO'nun açıkladığı bir fındık fiyatı yok. Şu anda 12 liradan, 13 liradan, 12,5 liradan; 11,5 liradan fındık satılıyor. Geçen yıl açıklanan fiyat 10 lira -10,5 lira da var da yaygın olan fiyat 10 lira- kurdaki değişimi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Usta.

ERHAN USTA (Devamla) - Geçen yıl o fiyat açıklandığında kur 3,52. Fındığın çok önemli bir kısmının ihraç edildiğini düşünürsek, kur değişimini yansıttığımızda yani TL/dolar kuru değişimini yansıttığımızda bugün fındığın fiyatının, geçen sene beğenmediğimiz o 10 lirayı bugüne getirdiğimizde kurla düzelterek 16 lira, 16,5 lira olması lazım; fındık 12 liradan satılıyor. Dolayısıyla bu sorunların üzerine gidilmesi lazım.

Tabii, bir de Ordu'da biliyorsunuz bir sel felaketi oldu. Bu sene rekolte düşüklüğü var. Oradaki sel felaketinden bizim Samsun Ayvacık, Salıpazarı, Terme, Çarşamba ilçeleri de çok etkilendi. Bugün ziraat odası başkanları, muhtarlar bize de geldiler. Bakın, hepsinin şöyle de bir talepleri var. Bu selden dolayı ve rekolte düşüklüğünden dolayı borçları ödemekte ciddi sıkıntı çekiyorlar. Bu sadece bizim Samsun için değil; Ordu, Giresun ve Samsun'daki üreticilerin borçlarının ertelenmesi konusunda Hükûmetten bir talepleri var, Ziraat Bankası ve tarım kredi borçları başta olmak üzere böyle bir talepleri var ve bu talebin yerine getirilmesi konusunda da Hükûmete davette bulunmak istiyorum.

Bu komisyonun kurulmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz ve desteklerinizi bekliyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)