Konu:Bahaettin Karakoç'u saygıyla andığına, emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili Recep Tayyip Erdoğan'ın dün yaptığı değerlendirmenin Mecliste ciddi bir tartışma konusu olması gerektiğine, 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü'nde atanamayan ve cebinden sadece 10 lira çıkmış bir öğretmenin intihar etmesinin düşünülmesi gereken bir durum olduğuna, herhangi bir hukuki engel olmamasına rağmen güvenlik soruşturmaları nedeniyle özel kurumlarda bile çalışmasına engel olunanlarla ilgili konunun ele alınması gerektiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:8
Tarih:17/10/2018


Bahaettin Karakoç'u saygıyla andığına, emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili Recep Tayyip Erdoğan'ın dün yaptığı değerlendirmenin Mecliste ciddi bir tartışma konusu olması gerektiğine, 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü'nde atanamayan ve cebinden sadece 10 lira çıkmış bir öğretmenin intihar etmesinin düşünülmesi gereken bir durum olduğuna, herhangi bir hukuki engel olmamasına rağmen güvenlik soruşturmaları nedeniyle özel kurumlarda bile çalışmasına engel olunanlarla ilgili konunun ele alınması gerektiğine ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Karakoç'u, halk şairini anarak başlamak istiyorum. Elbette yokluk ve yoksulluk içerisinde geçen bir hayat, görüşlerine, düşüncelerine katılsak da katılmasak da saygıdeğer bir duruştur. Büyük sıkıntılar yaşamış ama kalemini eğip bükmemiş ve devlet sanatçısı olup imkânına imkân katmak yerine, yokluk içinde, sade bir hayat içerisinde yaşamış ve öyle ölmüştür. Hani tam Yunus'un deyimiyle "Bir garip öldü diyeler." pozisyonudur. Saygıyla anıyorum ben de.

Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün yaptığı değerlendirme galiba bu Mecliste ciddi bir tartışma konusu olmaya muhtaç. Sayın Erdoğan, bunun devlete, millete, ülkeye büyük bir yük olduğu iddiasıyla İstiklal Savaşı karşılaştırması yaptı yani "Bu zor günlerde nasıl bir şey istersiniz?" gibi bir yaklaşım içerisine girdi. Oysa galiba bu ülkede bir şey isteme hakkı en çok olanlar emekliler, emekliliği hak ettiği hâlde emeklilik hakkı kendilerine verilmeyenlerdir. Bir kere kamuoyunun dikkatini şuna çekmek isteriz: Bu kişiler özel sektörde de çalışmış olsalar işe başladıkları dönemin akdi bir kazanılmış haktır. Bu kişiler başladıklarında iş günü ve yaş hesabı farklıydı ama sonradan farklı bir yaş hesabı önlerine konularak iş gününü doldurdukları hâlde emeklilik hakkı tanınmıyor. Dolayısıyla burada bir haksız talep yok, bir yük olma durumu yok; aksine, baştaki akde, devletin verdiği söze sadakat gösterip göstermemesiyle ilgili bir durum var. Kaldı ki bir yük paylaşılacaksa galiba bu yükü öncelikle paylaşması gereken başka kesimler olsa gerek, zaten kıt kanaat yaşayanlar ve son derece kıt imkânlarla hayatını devam ettirenler olmasa gerek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Tabii, bugün Yoksullukla Mücadele Günü. Şüphesiz, atanamayan bir öğretmenin bugün intihar etmiş olması ve cebinden sadece 10 lira çıkmış olması hepimizin tüylerini diken diken edecek bir durum. İnsanların işsizlik dolayısıyla hayatlarından vazgeçiyor olmaları sadece "ekonomik durum" diyerek geçiştirilecek bir tablo değil. Bu tablo, bu durum, hani tam da "Dicle kenarında bir kuzuyu kurt kapsa onun hesabı Ömer'den sorulur." diye, buradaki herkesin düşünmesi gereken bir durum.

Ben benzer örneklerin asla olmaması temennisiyle ciddi bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. O da güvenlik soruşturmaları dolayısıyla özel kurumlarda bile çalışmasına izin verilmeyenler var yani herhangi bir yargısal engel yok, işe girmeleriyle ilgili herhangi bir kısıt yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Evet, Sayın Başkan.

Herhangi bir hukuki engel olmamasına rağmen, keyfî biçimde, özel kurumlarda bile çalışmasına, bir kanaatle sadece, bir yorumla, hiçbir yazılı belge sunmaksızın engel olunan binlerce gencimiz var. Şehirden şehre durum değişiyor. Kars'ta örneklerini bildiğimiz onlarca vaka var. Rehabilitasyon merkezlerinde, özel kurslarda işe başlamak istiyorlar, kurum istihdam etmek istiyor ama bir özel kanaatle belgeleri onaylanmıyor. Aynı kişiler başka şehre gidiyorlar, işe girebiliyorlar. Şimdi, bir şehirde başka bir güvenlik teorisi ya da konsepti, yaklaşımı, başka kısıt, başka bir şehirde başka bir şey olamaz. Dolayısıyla yeni intiharlara, yeni sosyal facialara sebebiyet vermeyecek ciddiyetle bu konunun ele alınması gerekiyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum ben de.