Konu:İyi Parti Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:6
Tarih:10/10/2018


İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HDP GRUBU ADINA RIDVAN TURAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Önce, bu yaşananın bir kriz olup olmadığı konusunda netleşmek lazım galiba. Ben bunun bir kriz olduğu kanısında değilim kişisel olarak. Türk lirası yılbaşından beri yüzde 60 civarında değer kaybetti, 57 milyar doları aşan bir cari açıktan bahsediyoruz, enflasyon yüzde 18 seviyesine çıkmış, 24 Haziran seçimlerinden önce 340 dolara denk gelen asgari ücret 240 dolara düşmüş. Bu arada, çok sayıda şirket konkordato ilan etmiş, bir kısmı iflasını açıklamış, yüz binlerce işçi kapının önüne konulmuş. Bunun yaratmış olduğu sosyal hadiselerle beraber, toplumsal hadiselerle, toplumun genel manada yoksullaşmasıyla beraber, siyaset alanındaki faşizan uygulamalarla beraber değerlendirildiğinde bu bir kriz falan değildir arkadaşlar; bu, memleketin AKP eliyle topyekûn çökertilmesidir. Önce, eşyayı tabiatıyla, ismiyle çağırmak gerekiyor.

Berat Albayrak birtakım yeni terminolojiler katıyor. Bunlardan bir tanesi dengeleme. Dengeleme falan değil. Yani ortada çok açıkça ortaya çıkan, iktisadi manada krizden çok daha öte sonuçlar doğuracak bir durumla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bugün bu öneriyi tartışıyorsak bu krizin sebeplerine ilişkin de üç beş laf etmenin kişisel olarak anlamlı olacağı kanısındayım. Arkadaşlar, kriz inzibati tedbirlerle, aynı, Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı'nda olduğu gibi, "Yılbaşına kadar şu mala, bu mala zam yapmayın." türünden inzibati önlemlerle, pazar gezen belediye başkanlarının "Fiyatları yükseltmeyin, canınızı yakarım." sözleriyle engellenecek durumda değil. Burada ciddi, devasa bir ekonomi politik sorun var.

Sorunun birinci maddesi şu: Bu durumla neden karşı karşıya kaldık? Çünkü yüksek cari açığa dayalı bir hormonlu büyüme modelini AKP iktidarı başından beri bir ekonomik büyüme, refahın artması gibi bize sundu. Oysa bu büyümenin esbabımucibesi, uluslararası alanda bol miktarda olan kredinin ülkeye çekilmesi ve burada da özellikle, AKP'nin destek kıtası olan yeni bir inşaat baronları sınıfı yaratılmak suretiyle betona gömülmesi oldu. İlginç bir istatistikten bahsedeyim. Türkiye'de dökülen beton her sene Konya Ovası'nı kaplayacak miktarda. Bu süreç içerisinde memlekete 600 milyar dolar para gelmiş. Sormak istiyorum, bu 600 milyar doları ne yaptınız arkadaşlar? Köprüler, otoyollar, hazine garantili şehir hastaneleri, yapılan şeyler bunlar. Katma değer yaratıcı, insana, bilime, eğitime önem veren bir biçimde bunlar harcanmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Peki, devam edelim.

Bir dakika daha veriyorum.

RIDVAN TURAN (Devamla) - Bakın, 600 milyar dolar gibi bir para bizim gibi başka ülkelere de gitti ama onlar istihdam yaratıcı önlemlerle bu problemden bir ölçüde kurtulmuş durumdalar.

Bir başka sebebi, Kürt meselesinin çözümsüzlüğü başta olmak üzere bölgedeki jeopolitik risklerdir. İşte bu inşaat sektörü Orta Doğu'yu paylaşılması gereken bir pasta olarak gördü ve buna ilişkin de iktidar militarist politikalarıyla bir yayılma hedefi güttü.

Değerli arkadaşlar, üçüncü sebep de memlekette demokrasinin olmayışıdır. Gazetecilerin, yazarların cezaevinde olması, muhalefetin olduğu gibi derdest edilip cezaevine tıkılmış olması, düşünen insanların dışarıya bırakılmamış olmasıdır, çalışmalarının engellenmiş olmasıdır.

Dolayısıyla bu politik mevzular, bu ekonomi politik ana perspektif görülmeden krize ilişkin yapılacak çalışmalar anlamlı olmayacaktır. Yapılan şey, kanseri yara bandıyla tedavi etmeye çalışmaktır. Bu açıdan, bizim Halkların Demokratik Partisi Grubu olarak bu önergeyi desteklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)