Konu:Modern parlamentonun iki temel esprisi olduğuna, gece yarısı evlerin basılmasının bir güvenlik politikası olup olmadığını öğrenmek istediğine, 10 Ekim Ankara Garı katliamının Van'da anılmasına izin verilmediğine, Çorlu tren faciasıyla ilgili Meclisin inceleme yapmaktan imtina etmemesi gerektiğine, ders kitaplarında gerçekler yazılmadığı sürece Kerbelâ'yı anmanın yeterli olmadığına ve 11 Ekim Hikmet Kıvılcımlı'yı 47'nci ölüm yıl dönümünde saygıyla andığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:6
Tarih:10/10/2018


Modern parlamentonun iki temel esprisi olduğuna, gece yarısı evlerin basılmasının bir güvenlik politikası olup olmadığını öğrenmek istediğine, 10 Ekim Ankara Garı katliamının Van'da anılmasına izin verilmediğine, Çorlu tren faciasıyla ilgili Meclisin inceleme yapmaktan imtina etmemesi gerektiğine, ders kitaplarında gerçekler yazılmadığı sürece Kerbelâ'yı anmanın yeterli olmadığına ve 11 Ekim Hikmet Kıvılcımlı'yı 47'nci ölüm yıl dönümünde saygıyla andığına ilişkin açıklaması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, dün burada bir İç Tüzük güncellendi en azından ve İç Tüzük konuşmalarında da neredeyse bütün hatipler parlamento tarihinden, parlamentonun öneminden söz etti.

Hepimiz biliyoruz ki ilk parlamento, modern parlamentonun belki başlangıcı sayılan Magna Carta ve İngiltere deneyiminin iki temel esprisi vardır. Yani kralın yetkilerini sınırlandırma konusunda iki önemli nokta: Birisi, kime savaş ilan edileceğine, kimin düşman kabul edileceğine halk ve onun temsilcileri karar verir, kral tek başına karar veremez. İkincisi de ne kadar vergi salınacak, kimden ne kadar vergi alınacak ve vergi nereye harcanacak; buna yine halk karar verir. Demokrasinin, parlamentonun bütün marifeti, bütün kerameti bu iki yetkiyle başlar.

Şimdi iki vaka söyleyeceğim çok uzatmadan. Birisi, dün gerçekleştirilen gözaltı uygulamaları ve bugün 10 Ekim anmalarındaki muameleyle ilgili. Gece yarısında evler basılıyor; çalışan, hayatı normal devam eden insanların bir yere kaçma durumu yok, suç işleme, suçüstü durumu yok ama evlerindeki baskınlarda evleri darmadağın edilmekle kalınmıyor, bazı evlerde çocukların başına silah dayamak gibi çocuğun psikolojisinde hayat boyu geçmeyecek travmalar yaşanıyor. Şimdi, bu bir güvenlik politikası mıdır? Bu, toplumda öfke ve nefreti artırmaktan başka neye hizmet eder? Münferit olaylarsa, kişisel hatalarsa bile bunun takibi, denetlenmesi, cezalandırılması gerekmez mi? Yani bu tip vakalar...

Bugün, işte, 10 Ekim Ankara'da anıldı, başka şehirlerde anıldı ama Van'da anılmasına izin verilmedi, müdahale edildi; milletvekilimiz, danışmanlar, birçok kişi şu anda hastanede. Yani dolayısıyla bu güvenlik politikalarını Meclisin izlemesini, denetlemesini kendimize dert edinmek zorundayız ki burada gerçekten bir Parlamento olup olmadığı konusunda net bir tablo çıksın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bilgen'in mikrofonunu açalım arkadaşlar.

Devam edin.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Ekonomik sorunlarla ilgili de çok somut bir örnek paylaşacağım.

Çorlu tren faciasıyla ilgili olay yeri tutanağının imzalayıcısı 2 isim, bilirkişi olarak imza atıyorlar. Birisi, Profesör Bekir Sıddık Binboğa Yarman, diğeri Profesör Doktor Mustafa Karaşahin. Bu 2 kişi de sinyalizasyon hizmeti veren firmada çalışıyorlar. Şimdi, bir kazanın sebebi ile sonucu üzerindeki bilirkişi, aynı kişi olursa bunun bir güvenilirliği olabilir mi? Bizim paralarımızın nereye harcandığı ya da canlarımızın nerede kaybolduğu konusunda Meclis, bir araştırma, inceleme yapmaktan nasıl imtina eder?

İki anmayla bitireceğim Sayın Başkan, süreyi çok suistimal etmeden. Birisi, diğer yöneticilerimizin de paylaştığı Kerbelâ konusu. Elbette ki Kerbelâ, insanlık tarihinin, İslam tarihinin, Orta Doğu'nun en utanç verici vakalarından birisidir ama bu ülkede hâlâ ders kitaplarında Emeviler, İslam devleti olarak anılıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - Şimdi, Kerbelâ'nın failleri, aynı zamanda Emevi devletinin kurucusu olarak bilinen isimler değil mi? Ders kitaplarımızı güncellemek, ders kitaplarımızı hiç olmazsa gerçeklerin yazıldığı yerler hâline getirmek konusunda bir çaba sarf etmedikçe Kerbelâ'yı anmak yeter mi? Başka vakalar var Emeviler için, Harre olayı gibi; Emeviler Dönemi'nde Medine'de bir sürü kadına tecavüz edildiği bilinen bir vaka ama bizim kitaplarımız hâlâ böyle anıyor.

Son anma da Hikmet Kıvılcımlı'yla ilgili. Yarın, Hikmet Kıvılcımlı'nın ölüm yıl dönümü, 47'nci yıl. Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye tarihine damga vuran, tarih, toplum tezleriyle herkese örnek bir siyasetçi, bir düşün insanıdır. En azından "Eyüp" konuşması, bugünlerde ekonomik kriz, alın teri, emek konusunda galiba herkes için ibret dolu mesajlar içeriyor. Ben bir kez daha kendisini saygıyla anıyorum.

Teşekkür ediyorum.