Konu:10 Ekim Ankara Tren Garı önünde yaşanan terör saldırısında hayatını kaybedenlerin ölümlerinin 3'üncü yıl dönümüne ve üçüncü havalimanında görev yapan işçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:2
Birleşim:6
Tarih:10/10/2018


10 Ekim Ankara Tren Garı önünde yaşanan terör saldırısında hayatını kaybedenlerin ölümlerinin 3'üncü yıl dönümüne ve üçüncü havalimanında görev yapan işçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Öncelikle, bugün bir katliamın 3'üncü yıl dönümü, 10 Ekim 2015'te Ankara'da barış istedikleri için katledilenleri anmakla başlamak istiyorum. Barış mücadelelerine sahip çıktığımızı, onların barış mücadelesine kaldığı yerden devam edeceğimizi buradan bir kez daha söylemek istiyorum. Ölenlerin hepsinin anıları mücadelemizde yaşayacak demek istiyorum.

Dün bu kürsüden bu ülkede artık parti kapatmaların olmadığı söylendi, artık, bu ülkede özgürlüklerin olduğu söylendi ama bunu yalanlayan bir şeyden bahsetmek istiyorum. İki gün önce partimize yönelik geniş bir operasyon yapıldı. Yerel seçimlerde kaybedeceğini anlayanlar bize yönelik operasyonlarla bizi engellemeye çalışıyorlar. Halkların Demokratik Partisinin kadın meclislerine, TJA'lı kadınlara, kadın özgürlük mücadelesi içerisinde yer alan kadınlara yönelik bir operasyon gerçekleşti. 61 kadın arkadaşımız bu operasyonda gözaltına alındı. Sadece bununla kalmadı, Hakkâri Milletvekilimiz Leyla Güven'in evi basılarak, kapısı kırılarak eşyaları darmadağınık edildi. Bütün bu saldırıları kadınların mücadelesinde bir gözdağı olarak gördüğümüzü, ama asla kadınlar olarak yılmayacağımızı, kadın kazanımlarına yönelik tüm saldırıların karşısında olduğumuzu, direnişimizin de devam edeceğini bir kez daha buradan hatırlatmak istiyorum.

Üçüncü havalimanı gündemimizdi, buna geçmek istiyorum. Üçüncü havalimanı, en son, işçilerin direnişiyle gündeme geldi, bütün basında gündem oldu. Ama bundan önce de üçüncü havalimanı ekolojik bir felaket olmasıyla, ekonomik bir felaket olmasıyla zaten gündemimizdeydi. Buna karşı, aslında tüm kesimlerin karşı çıkmasına rağmen, halkın iradesi yok sayılarak, buna yönelik raporlar yok sayılarak bu havalimanının yapımına geçildi. Ama bununla kalmadı, bu felaketin üstüne bir de işçiler açısından cehenneme çevrilen bir havalimanı inşaatı söz konusu oldu. İşçiler buralarda ölümü pahasına çalıştırıldılar. İş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı alanlardan bir tanesi inşaat sektörüydü ve bugün açısından da önümüzde en yoğun iş cinayetinin yaşandığı yerlerden bir tanesi havalimanı şantiyesiydi. Size şu örneği vermek isterim: Havalimanı şantiyesinde bir işçi, molozların altında kalarak iş cinayetine kurban gitti. Peki bu nasıl anlaşıldı? Eve gitmemesi, eşinin "Eşim eve gelmedi, acaba havalimanında mı hâlen?" sözü üzerine ve iş sahasına gitmesi üzerine haberdar olundu ve kazı sonrası işçinin cansız bedeni moloz yığınlarının altından çıkarıldı. Böyle bir iş sahasından bahsediyoruz, işçiler açısından cehenneme çevrilen böyle bir alandan bahsediyoruz.

Bu da değil sadece, yine bir iş kazasında, bilirkişi raporunda, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için trafik kazalarının gerçekleştiği ve iş cinayetlerinin bu şekilde gerçekleştiğine dair bir rapor düzenlendi.

Bu da değil sadece sorun, aynı zamanda, havalimanı işçileri saatlerce, sabahleyin, güneşin altında, yağmurun altında servis beklemek zorunda bırakıldılar; yatakhaneleri, lavaboları, banyoları, tüm yaşam alanları hijyen kurallarına uymayan, tahtakurularıyla dolu bir alan, orada yaşamaya zorlandılar. Revir personelinden yeterli sağlık hizmeti alamadılar, gerekli tıbbi malzemeler olmadığı için tıbbi yardım da göremediler.

En vahim durumlardan bir tanesi de ücretlerin elden ödenmesiydi. Bir kısmı bankaya ödenirken bir kısmı elden ödeniyordu, açıktan vergi kaçırma durumu vardı ama iş müfettişleri buna da herhangi bir inceleme başlatmadı, herhangi bir ceza da kesmedi. Yine geçmişe dönük ücretleri ödenmedi, işçiler bunları talep etti ama iş müfettişleri bunların bu sorunlarını çözmek yerine olayın üstünü kapatmayı tercih etti. Haksız işten çıkarmalar vardı, tazminatsız işten çıkarmalar vardı, bunlara ilişkin de işçiler taleplerini dile getirdiler.

Diğer bir talepleri, iş kıyafetlerinin verilmesiydi. İşçiler uzun süre bu taleplerini dile getirmesine, görüşmeler yapmasına rağmen bunlara dair hiçbir çözüm üretilmedi, tam tersine işçilerin koşulları çok daha fazla ağırlaştı.

Peki, Meclisimiz ne yaptı? Meclisimiz bu sorunlara duyarsız kalmaya devam etti. Şu mu isteniyordu? Belki sizler, buradaki üyeler bir süre sonra o havaalanından, oradan uçuşlarınızı gerçekleştireceksiniz. İşçilerin cinayete kurban gittiği, cesetlerin orada olduğu bir havaalanını nasıl kullanabileceğiz, nasıl kullanabileceksiniz, iktidar buna nasıl göz yumabiliyor, buradan sormak istiyorum.

Peki, işçiler bu sorunları çözülmediğinde, taleplerini dile getirmek için toplu iş bırakma eylemi yaptıklarında ne oldu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Bir dakika alabilir miyim?

BAŞKAN - Sayın Gülüm, size de bir dakika verelim.

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Bu sorunu çözmesi gerekenler, asıl işverene yani sermayeye "İşçilerin sorunlarını çöz." demesi gerekenler maalesef işçilere yönelik bir operasyonla cevap verdi, işçiler gözaltına alındı, 33 işçi arkadaşımız, sendikacılar da dâhil olmak üzere tutuklandı. Ve sonrasında sorunlar çözüldü mü? İşverenin açıklamalarına rağmen, valiliğin açıklamalarına rağmen, "Sorunları çözeceğiz." açıklamalarına rağmen peşinden, bu tutuklamalardan sonra 2 kişi daha iş kazasında yaşamını yitirdi. Şu an ise havaalanı bir açık cezaevine dönüştürülmüş durumda. İşçilerin başında Emniyet güçleri bekliyor. Bu Emniyet güçlerinin işçinin başında değil, sermayenin, oradaki patronların başında beklemesi gerekiyordu. Patronlara "Bu işçiler neden burada cinayetlere kurban gidiyor, neden yasalarda belirlenen haklarını vermiyorsunuz?" demek zorundaydı ama bir kez daha bu iktidar ve onun kolluk güçleri sermayeden yana olduğunu gösterdi, sermayenin yanında durduğunu gösterdi; işçilere gözaltı operasyonlarıyla, tutuklamalarla cevap verdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Buradan bir kez daha şunu söylemek istiyorum: Üçüncü havalimanı işçileri bir an önce serbest bırakılmalıdır ve tüm hakları işçilere verilmelidir diyorum. (HDP sıralarından alkışlar)