Konu:Cumhurbaşkanlığının, Türkiye'nin Millî Güvenliğine Yönelik Ayrılıkçı Hareketler, Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye'deki Tüm Terör Örgütlerinden Ülkemize Bundan Sonra da Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Millî Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak, Türkiye'nin Güney Kara Sınırlarına Mücavir Bölgelerde Yaşanan ve Hiçbir Meşruiyeti Olmayan Tek Taraflı Bölücü Girişimler ve Bunlarla İlgili Olabilecek Gelişmeler İstikametinde Türkiye'nin Menfaatlerini Etkili Bir Şekilde Korumak ve Kollamak, Gelişmelerin Seyrine Göre İleride Telafisi Güç Bir Durumla Karşılaşmamak İçin Süratli ve Dinamik Bir Politika İzlenmesine Yardımcı Olmak Üzere Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gerektiği Takdirde Sınır Ötesi Harekat ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Aynı Amaçlara Matuf Olmak Üzere Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye'de Bulunması, Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Risk ve Tehditlerin Giderilebilmesi İçin Her Türlü Tedbirin Alınması ve Bunlara İmkân Sağlayacak Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 23/9/2017 Tarihli ve 1162 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2018 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa'nın 92'nci Maddesi Uyarınca 30/10/2018 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Uzatılmasına İlişkin Tezkeresi (3/37) münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:3
Tarih:03/10/2018


Cumhurbaşkanlığının, Türkiye'nin Millî Güvenliğine Yönelik Ayrılıkçı Hareketler, Terör Tehdidi ve Her Türlü Güvenlik Riskine Karşı Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Gerekli Her Türlü Tedbiri Almak, Irak ve Suriye'deki Tüm Terör Örgütlerinden Ülkemize Bundan Sonra da Yönelebilecek Saldırıları Bertaraf Etmek ve Kitlesel Göç Gibi Diğer Muhtemel Risklere Karşı Millî Güvenliğimizin İdame Ettirilmesini Sağlamak, Türkiye'nin Güney Kara Sınırlarına Mücavir Bölgelerde Yaşanan ve Hiçbir Meşruiyeti Olmayan Tek Taraflı Bölücü Girişimler ve Bunlarla İlgili Olabilecek Gelişmeler İstikametinde Türkiye'nin Menfaatlerini Etkili Bir Şekilde Korumak ve Kollamak, Gelişmelerin Seyrine Göre İleride Telafisi Güç Bir Durumla Karşılaşmamak İçin Süratli ve Dinamik Bir Politika İzlenmesine Yardımcı Olmak Üzere Hudut, Şümul, Miktar ve Zamanı Hükûmetçe Takdir ve Tayin Olunacak Şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gerektiği Takdirde Sınır Ötesi Harekat ve Müdahalede Bulunmak Üzere Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Aynı Amaçlara Matuf Olmak Üzere Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye'de Bulunması, Bu Kuvvetlerin Hükûmetin Belirleyeceği Esaslara Göre Kullanılması ile Risk ve Tehditlerin Giderilebilmesi İçin Her Türlü Tedbirin Alınması ve Bunlara İmkân Sağlayacak Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin 2/10/2014 Tarihli ve 1071 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile Hükûmete Verilen ve Son Olarak 23/9/2017 Tarihli ve 1162 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile 30/10/2018 Tarihine Kadar Uzatılan İzin Süresinin Anayasa'nın 92'nci Maddesi Uyarınca 30/10/2018 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Uzatılmasına İlişkin Tezkeresi (3/37) münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMET YILMAZ (Sivas) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AK PARTİ Grubumuzun Hükûmet tezkeresi hakkındaki görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında, bu vatan için can veren tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Hayatta olan gazilerimize de Allah'tan sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. Ülkemizin huzur ve güvenliği için büyük bir inançla, cesaret ve fedakârlıkla görevlerini yapan asker, polis, jandarma ve güvenlik korucularına huzurlarınızda teşekkür ediyorum; Allah yâr ve yardımcıları olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye uzun zamandan beri terör örgütleriyle mücadele etmektedir. Bugüne kadar Türkiye bu mücadelede çok büyük bedeller ödemiş ve ödemeye de devam etmektedir. Değişen ve artan çevresel zorluklara rağmen terörle mücadelenin başladığı günden bugüne kadar devam eden bu mücadelenin en başarılı dönemi bu dönemdir. Bu başarılı mücadele içinde yer alan ve terörle mücadelede ülkemizin yarınına olan umudunun artmasında emeği, katkısı olan herkese teşekkür ediyorum, Allah yüzlerini ak eylesin.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ülkemizin terörle mücadelesi terör sona erinceye kadar büyük bir kararlılıkla artarak devam edecektir. Irak ve Suriye'deki istikrarsız siyasi ortamdan istifadeyle ülkemizin güney sınırlarında terörün barınmasına, eğitilmesine ve ülkemize terör saldırılarının yapılmasına izin verilmeyecektir. Son dönemde güney sınırlarımızda yaşanan gelişmeler bu tezkereye neden destek verilmesi gerektiğini apaçık göstermektedir. Meclisimizin grubu da öyledir, hemen hemen bütün gruplarımız destek vereceğini ifade etti.

Irak'ta 12 Mayıs 2018 tarihinde yapılan parlamento seçimleri sonrasında başlayan siyasi istikrarsızlık ve belirsizlik devam etmektedir. Seçim mayısta yapıldı, hükûmeti kurma görevi daha bugün verildi; dün Cumhurbaşkanı seçildi, akşam, bugün verildi. Bölge üzerindeki etki ve kontrolünü kaybetmesini müteakip hücre yapısına dönüşen DEAŞ terör örgütü bu istikrarsızlıktan yararlanmaya devam etmektedir. Kuzey Irak'taki kimi gelişmeler de Irak'ın genelindeki istikrarsızlıktan hem beslenmekte hem de onu artırmaktadır. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne uygulanan yaptırımlar bölgenin ekonomik durumunu daha da kötüleştirmiş, Irak Parlamentosu bölgenin federal bütçeden aldığı payı düşürmeyi dile getirmiş, Irak Federal Mahkemesi referandumu iptal etmiş, tartışmalı bölgelerde Irak güçleri ve Haşdi Şabi kontrolü sağlamış, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin kontrolü, diyalog çağrısı üzerine de Irak Merkezî Hükûmetiyle ateşkes ve görüşme süreci başlamıştır. Kürdistan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi parlamento seçimleri de bu hafta sonu yapılmış olup konu çerçevesindeki tartışmalar da devam etmektedir. Irak'taki bu istikrarsız durum PKK'nın bölgedeki varlığını sürdürmesini, Suriye üzerinden elde ettiği silahlarla Türkiye'de terör eylemlerine devam etmesini kolaylaştırmaktadır. Irak Anayasa'sının 7'nci maddesinin ikinci fıkrası açıkça Irak Hükûmetinin komşularına tehdit teşkil edebilecek terörist unsurların Irak topraklarında mevcudiyetine izin vermemesini amirdir. PKK terör örgütünün Irak'taki mevcudiyetine karşın mücadele esasen Türkiye kadar Irak Hükûmetinin ve Irak Anayasası çerçevesinde tesis edilmiş olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin de yükümlülüğüdür. Buna rağmen Sincar Dağı ve Mahmur kampı gibi Irak Hükûmetine bağlı güçlerin kontrolündeki bölgelerde PKK terör örgütü varlığını devam ettirmektedir.

Irak Hükûmetinden dün olduğu gibi bugün de beklentimiz, Irak Anayasası uyarınca PKK terör örgütünün Irak topraklarındaki varlığının sonlandırılmasına yönelik olarak ülkemizle iş birliği yapmasıdır. Irak Hükûmeti ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin PKK terör örgütüne karşı gereken adımları atmamaları, Kuzey Irak'tan ülkemize yönelen terör tehdidinin ve terör saldırılarının devamına yol açmaktadır. PKK terör örgütünün DEAŞ'la mücadele sürecini istismar ederek Kandil'deki varlığını Irak'ın Sincar bölgesine ve Suriye'nin kuzeyi ile doğusuna doğru genişletmesi ülkemize yönelik terör tehdidini artırmıştır. Güvenlik güçlerimizin Türkiye-Irak hududunun güvenliğini sağlamak amacıyla Irak topraklarındaki PKK geçiş güzergâhlarını kontrol altına alma çalışmaları Meclisimizin verdiği yetki çerçevesinde devam etmektedir.

Bu çerçevede, hududun Irak tarafındaki olumsuz arazi koşullarının PKK tarafından kullanılmasını engellemek amacıyla bazı kritik noktalarda üs bölgeleri inşa etme çalışmalarımız da sürmektedir. Operasyonların devamı, PKK terör örgütünün Kuzey Irak'taki eğitim ve lojistik altyapısının ortadan kaldırılması terörle mücadele için son derece gerekli ve önemlidir. Bunun için de Hükûmetimize yetki veren tezkerenin uzatılması gerekmektedir. Bu karar, terör tehdidinin kalıcı bir şekilde ortadan kaldırılması amacıyla yürütülen kapsamlı ve çok boyutlu faaliyetleri destekleyecek, ülkemizin tehdit nereden ve kimden gelirse gelsin kendisini savunma kararlılığından asla taviz vermeyeceğinin de en somut göstergesi olacaktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye, Suriye'nin siyasi bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü savunmaktadır. Bölgemizde barış ve istikrarın hâkim olmasını istemektedir. Türkiye uluslararası hukuk çerçevesinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin terörle mücadeleye yönelik kararları ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 51'inci maddesi uyarınca Suriye'de bulunmaktadır. Suriye'nin bir bütün olarak istikrara kavuşması, Suriye'deki terör tehdidinin DEAŞ, PKK, PYD, YPG de dâhil olmak üzere tamamen sona ermesini müteakip nihai aşamada gerçekleştirilecek siyasi çözümle mümkündür. Türkiye, Suriye'de mevcut aktörlerle iş birliği ve koordinasyon içinde gerçekleştirdiği faaliyetlerle krizin çözümünde yapıcı rol oynayan ülkelerden biri olma konumunu da sürdürmektedir. Türkiye, güney sınırlarının ötesinde bir terör koridorunun oluşturulmasına hem kendi güvenliği hem Suriye'nin geleceği için müsaade etmeyecektir. Bu amaçla Türk Silahlı Kuvvetleri desteğinde Özgür Suriye Ordusu'yla Fırat Kalkanı Harekâtı başlatıldı. Harekât kapsamında hudut hattımız boyunca 243 meskûn mahal ve 2.015 kilometrekare alan DEAŞ'tan temizlendi. Böylece bölgede huzur ve istikrar sağlandı. Yaklaşık 260 bin Suriye vatandaşı Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesindeki evlerine döndü.

Öte yandan 2014 yılından başlayarak PKK, PYD, YPG teröristlerin kontrolü altında olan Afrin bölgesinden ülkemize, hudut karakollarımıza ve İdlib'teki gözlem noktalarımıza 2017 yılı itibarıyla 700'e yakın saldırı taciz yapılmıştır. Bu taciz ve saldırılara son verilmesi ve sınırlarımıza bitişik bir terör oluşumuna izin verilmemesi amacıyla 20 Ocak 2018'de de Zeytin Dalı Harekâtı başlatılmıştır. Afrin şehir merkezinin 18 Mart 2018'de kontrol altına alınmasını, bölgenin terörist unsurlardan temizlenmesini müteakip güvenlikten eğitime, sağlıktan tarıma, adaletten sosyal hizmetlere kadar uzanan farklı alanlarda hizmet bir düzen içinde büyük bir hassasiyetle bölge halkına verilmektedir. Oluşan istikrar ve güven ortamında Tel Rıfat bölgesi ve diğer bölgelerden yaklaşık 100 bin kişi evlerine geri dönme imkânını bulmuştur.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Suriye ihtilafına barışçıl bir çözüm bulunabilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 18 Aralık 2015 tarihinde siyasi geçiş sürecini takvime bağlayan 2254 sayılı Karar'ı kabul etmiştir. Bu karar uyarınca garantör ülkeler olarak Türkiye, Rusya Federasyonu, muhalifler ve Suriye rejimi tarafından imzalanan 29 Aralık 2016 tarihli mutabakatla 30 Aralık 2016 tarihinde Suriye'de ateşkes başlatılmıştır. Astana Mutabakatı uyarınca ateşkes ihlallerinin gözlenmesi maksadıyla Suriye'de Türkiye tarafından gerginliği azaltma bölgesinde ilki 13 Ekim 2017'de, sonuncusu 16 Mayıs 2018'de olmak üzere toplam 12 gözlem noktası tesis edilmiştir.

Yine, Türkiye ile Rusya Federasyonu Savunma Bakanları arasında imzalanan Soçi Mutabakatı'yla yaklaşık 3,5 milyon sivilin yaşadığı İdlib gerginliği azaltma bölgesine yönelik saldırı önlenmiştir. Rejimin İdlib'i hedef alması insani felakete yol açarak ülkemiz ile Avrupa'ya yönelik yeni bir göç dalgası oluşturacaktır. Türkiye'nin girişimi bölgede yeniden insanlık trajedilerinin yaşanmasını önlemiştir. Uluslararası toplum da istisnasız bu görüştedir. "İdlib halkı: 'Canımızı Erdoğan kurtardı.'" "İdlib'e silahsız çözüm dünyayı memnun etti." "Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinatörü: 'Soçi Anlaşması doğru yönde atılmış bir adımdır.'" "Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura: 'Putin ve Erdoğan'a teşekkür ediyorum.'" İran memnun, Almanya memnun. Birleşmiş Milletlerden teşekkür var. Suriye de memnun. Amerika da...

TANJU ÖZCAN (Bolu) - Suriye rejimi mi?

İSMET YILMAZ (Devamla) - Evet, evet, o da açıkladı.

Türkiye'ye İdlib müzakereleri için Amerika'nın da teşekkürü...

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Önemli o, Amerika'nın teşekkür etmesi önemli.

İSMET YILMAZ (Devamla) - Yine Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi de "İdlib kararı Erdoğan duruşunun zaferidir..." "Merkel'den Soçi zirvesine övgü." "ABD: Mutabakat umut verici." diye devam ediyor.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Kim yazmış bunları?

İSMET YILMAZ (Devamla) - Herkes herkes, herkes memnun. Dünya memnun, uluslararası toplum memnun; kim rahatsız onu bilmiyorum, onu milletimiz görecek.

Mutabakatla Rusya rejiminin 15-20 kilometrelik bir koridora girmesini önleme, rejimin 15-20 kilometrelik bir koridora girmesini önleme... Türkiye de sahada sükûnetin sağlanması bağlamında önemli yükümlülükler üstlenmiştir. Bu çerçevede, silahlı gruplar, bize gelen bilgi, İdlib'den çıkmaya başlamıştır, Rusya Dışişleri Bakanı da Birleşmiş Milletler toplantısında bunu ifade etti ve yaklaşık 60 bin kişi de bu bölgede evlerine dönmüştür.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Silahlar nerede, silahlar? Silahları nerede?

İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; Suriye'nin ülkemizin güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir başka bölgesi Münbiç bölgesidir. Bu bölge Suriye iç savaşının başlarında Temmuz 2012'de muhalif grupların, Ocak 2014'de ise DEAŞ terör örgütünün kontrolüne geçmiştir. Amerika'nın desteklediği ve çatısını PYD-YPG terör unsurlarının oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri, 12 Ağustos 2016'da Münbiç'in kontrolünü ele geçirmiştir. Bu vesileyle açıkça belirtmeliyiz ki PYD-YPG PKK'nın Suriye uzantısıdır. Aynı terörist havuzunu birlikte kullanmaktadır, aynı yerden kumanda edilmektedir. Böyle bir yapıyla taktiksel amaçlarla bile olsa saf tutularak bir terör örgütüyle bir başka terör örgütünün yok edilmesine dayanan stratejiler son derece yanlış ve tehlikelidir. Bu husus ülkemiz tarafından uluslararası her platformda dile getirilmektedir.

Türkiye-ABD tarafından hazırlanan Münbiç yol haritası, 4 Haziran 2018 tarihinde iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından onaylanmıştır. Bu yol haritasında YPG'nin ABD gözetiminde Münbiç'ten çekilmesi, Münbiç'te Türkiye ve ABD tarafından kabul edilebilir unsurlarla yeni yönetim ve güvenlik yapılarının kurulması, DEAŞ'tan kurtarılan diğer bölgelerde de Münbiç'teki tecrübeden faydalanılması doğrultusunda mutabakata varılmıştır. Münbiç yol haritası kapsamında ABD'yle koordineli, birlikte... Hatiplerden birisi "Bayramdan önce yaptığınızı söylediniz." diyor. Hayır, tabirimiz bu. Münbiç yol haritası kapsamında ABD'yle koordineli bağımsız devriye faaliyetleri 18 Haziran 2018'de başlatılmıştır. 51'inci bağımsız devriye 26 Eylül 2018'de gerçekleşmiştir. Ortak devriye için eğitimlerin başladığı da ABD Savunma Bakanı tarafından hafta başında açıklanmış, dün akşam da bizim Savunma Bakanlığımız Amerika'dan bu konuda da eğiticiler, ortak insanların geldiğini açıklamıştır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, Türkiye, sınırlarında herhangi bir terör örgütünün yapılanmasına, Suriye halkının iradesi hilafına bir oldubittiyle terör örgütlerinin bölgede kalıcı hâle getirilmesine hiçbir zaman rıza göstermeyecektir. Türkiye olarak, Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması gerektiğini savunuyoruz. Sahada yürütülen faaliyetler, Suriye ihtilafının siyasi çözümü için temel alınan ilkelerle çelişmemelidir. Söz konusu ilkelerin başında Suriye'nin üniter yapısının ve toprak bütünlüğünün korunması gelmektedir. PKK/PYD-YPG terör örgütünün Suriye'deki faaliyetleri yerleşim birimlerindeki demografik yapıyı değiştirmekte, Arap halkını daha fazla radikalleştirmekte, düzensiz göçü de artırmaktadır. Bu da ileride kapanmayan yaraların ortaya çıkmasına, bölge halklarının çok daha ağır bedeller ödemesine yol açacaktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, mesele hayatidir, önemlidir. İçinde bulunduğumuz coğrafyada ülkelerin siyasi sınırları yeniden çizilmek istenmektedir. Devletler küçültülmek, güçsüzleştirilmek, etkisizleştirilmek, aralarındaki ihtilaf ve çelişkilerden yararlanılarak dışarıdan daha kolay yönlendirilebilir hâle getirilmek istenmektedir. Ülkelerin iç sorunları derinleştirilerek halkların sürekli birbiriyle kavgalı olmaları istenmektedir. Ola ki hakeme başvurulacaksa da kendilerine müracaat etmelerini istemektedirler. Terör de bu hedefler doğrultusunda bir araç olarak kullanılmaktadır. Esasında bu proje yeni de değildir. Birinci paylaşım savaşında hayata geçirilemeyen projeler, yedi düvelin çağdaş versiyonları eliyle, bu bölgede, yeni taşeronları vasıtasıyla hayata geçirilmek istenmektedir. Proje, terör örgütlerine proje müellifleri tarafından doğrudan ve dolaylı, açık ve gizli destekle verilmektedir.

Bilinmelidir ki bu projelerin bölgemizde hayata geçirilebilmesinin ve sürdürülebilmesinin imkânı yoktur. Er ya da geç bu projenin takipçileri kaybetmeye mahkûmdur. O ana kadar sadece ülkelerin enerjilerinin, maddi ve manevi birikimlerinin kaybına ve dikkatlerinin dağılmasına yol açacaklardır.

Bilinmelidir ki ülkemiz, millî güvenliğine yönelik her türlü tehditleri bertaraf edecek tecrübe, kararlılık, imkân ve kabiliyete de sahiptir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hatiplerden bir tanesi Adalet ve Kalkınma Partisindeki "adalet" isminden yola çıkarak bu coğrafyadaki birçok ülkede yer alan partilerde de adalet kavramı olduğundan bahsederek bir zincir oluştuğunu söyledi. "Adalet" evrensel bir kavramdır herkesin ulaşmak istediği, her coğrafyada. Dolayısıyla da aynen "demokratik"te olduğu gibi, İngiltere'de Demokratik Birlik Partisi var, Almanya'da Hristiyan Demokratik Birlik Partisi var, Fransa'da Demokratik Hareket Partisi var, İspanya'da Demokratik Liberal Hareket Partisi var. Peki, niye bu yoruma gidiyor? Vehimlerinden.

Arif Nihat Asya'nın güzel bir sözü var ya: "Sessizce düşünsek duyacaklar bir gün/ Olmazları olmuş sayacaklar bir gün/ Onlar bu vehimle ellerinden gelse/ Rüyalara sansür koyacaklar bir gün."

Artık rüyalara sansür koyma devriniz bitmiştir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sansür sizin işiniz sayın bakan. "Sansür" Adalet ve Kalkınma Partisiyle beraber anılıyor.

İSMET YILMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yine bir başka hatip ülkemizin mezhepçi politika izlediğini söyledi. Bu da kesinlikle doğru değildir.

Bakın, Suriye rejimiyle vatandaşlar arasında vizesiz geçiş uygulamasını biz başlattık. O zaman da o ülkenin başında Esed vardı, şimdi de var. Peki, bunu niye başlattık? Çünkü o zaman kendi halkıyla kavgalı değildi. Ancak kendi halkına karşı kimyasal silah kullanmış, balistik füze fırlatmış ve bundan dolayı da sınırlarımızın önüne gelen -ateşten kaçıyor- 3,5 milyon insan var. Ne istersiniz? Sınırları mı kapatalım? O zaman size "insan" denir mi? Türkiye'nin tek yaptığı bu, kapıları açtı. Yangından kaçan insanlara, insan olmanın değeriyle "Gelin burada kalabilirsiniz." dedi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Kendi insanlarınıza karşı edindiğiniz hassasiyeti Türk Milletine de gösterin.

İSMET YILMAZ (Devamla) - Yine, biliyorsunuz "mezhepçi politika" diyor. İran'da gösteriler başladığında İran'ın toprak bütünlüğünü öncelikle savunan ülke biz olduk ve hâlâ da savunuyoruz. Bu bölgedeki ülkelerin üniter bütünlüğünün, toprak bütünlüğünün değişmesini istemiyoruz ancak bunlara kendi ülkesinin halkları karar verir diyoruz.

Yine, bir başkası sıfır sorundan bahsetti. Sıfır sorun bir hedeftir. Yine de devam edeceğiz. Hedefe ulaşılamamış olması bu hedefin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Yine "Gelenlere şu kadar para harcadınız, nereye gitti?" deniyor. Örneklerden bir tanesini vereyim. Dünyada hiçbir ülkenin yapamadığını yaptık. 600 binden fazla Suriyeli çocuğa kendi okullarımızda kendi evlatlarımıza vermiş olduğumuz eğitimi veriyoruz. Hatta ilkokul 1'de, 2'deki Suriyelilerin okullaşma oranı yüzde 90'ın üzerinde. Bu oran olaylardan önceki Suriye'de dahi yakalanamamış bir başarıdır.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Kendi çocuklarınızı nereye gönderiyorsunuz? Özel okullara.

İSMET YILMAZ (Devamla) - Yine, ülkesindeki Velid Muallim'i kılavuz alanlar var. Velid Muallim'i kılavuz alanların bu topluma söyleyecek sözü olmaz.

Biz, bu ana kadar -Sayın Başkanım, sözlerimi tamamlıyorum- Suriye'den ülkemize yönelecek terör örgütlerinin saldırılarını bertaraf...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMET YILMAZ (Devamla) - ...etmek üzere her türlü tedbiri aldık. Almak ülkemizin en doğal hakkıdır, bundan sonra da gereken tedbirleri almaya devam edeceğiz. Bu süreçte devletimizin tüm kurumları ile siyasi partilerimizin terörle mücadele hususunda ortak irade ve hassasiyet göstermesi önemlidir. Ülkemizin birliği ve bölünmez bütünlüğü içinde milletimizin varlığına yönelik tehditleri bertaraf edebilmek için bu tezkereyle talep edilen yetkilere ihtiyaç vardır. Türkiye'ye yönelik tehditler devam ettiği sürece, bu tehditlerin ortadan kaldırılması amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesine gönderilmesi imkânını da sağlayacak olan tezkereye Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu olarak destek olacağımıza, Yüce Meclis tarafından da bu tezkereye destek verileceğine inanıyorum, ki burada da açıkça ifade ettiler.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.